Okan Usta: “Şangay’da bir nevi öncü konumundayız”

Kariyerine Türkiye’de başlayan Okan Usta, 2005’ten itibaren New York’ta reklamcılığa devam eden bir isim. Şu an Wieden&Kennedy Şangay ofisinde çalışan art direktörle kariyer sürecini konuştuk.

Yurt Dışı: Okan Usta "Şangay’da bir nevi öncü konumundayız"

Bu ay yurt dışı sayfalarımızın konuğu Wieden&Kennedy Şangay ofisinde BMW ve Nike markalarından sorumlu kreatif direktör olarak çalışan Okan Usta oldu. Usta, 2001’de Türkiye’de başladığı kariyerine, 2005’ten itibaren sırasıyla Leo Burnett New York, Ogilvy New York ve Droga5’da çalışarak devam etmiş. 2017 yılında şimdiki ajansı Wieden&Kennedy’den aldığı teklif ise onu son derece büyük bir pazara sahip olan Çin’e götürerek yeni ufukların kapısını açıyor.

 

Reklam ve tasarım kariyerimin temelinde karikatür çizdiğim yılların çok büyük etkisi var. Komik fikirler bulup onları çizmek… Bu işi 95-97 arası Leman, Hıbır ve Gırgır gibi dergilerde çok severek yaptım, ama çok da başarılı olduğumu söyleyemem. Buradan bir kariyer çıkarmanın zorluğunu kavrayınca grafik tasarıma yöneldim. Mimar Sinan Grafik bölümüne dereceyle girdim. Burada Bülent Erkmen’le çalışma fırsatım oldu. Erkmen’in düşünce yapımın şekillenmesinde çok büyük etkisi oldu. Tasarımı, etkili iletişimi, kimlik kurmayı burada öğrendim.

Daha sonra 3. Kuşak Reklam Ajansı’nda art direktör olarak çalışmaya başladım. Bu benim için büyük şans oldu. 2000’lerin başında 3. Kuşak, yaratıcı ekiplerin en çok çalışmak istedikleri ve standartları oldukça yüksek bir yerdi. İlk çalıştığım ajans olduğu için de bendeki çıtayı epey yukarı koydu. İlk ödüllerimi de burada aldım. 2,5 yıl kadar burada çalıştıktan sonra Medina Turgul DDB’ye geçtim. Daha büyük bir ajansta daha hızlı ve etkili iş yapmayı öğrendim.

Yurt Dışı: Okan Usta "Şangay’da bir nevi öncü konumundayız"

Benim için en büyük uyanış, okulda edindiğim tasarım birikimi ve geçmişimde olan karikatürcü düşünme yetisini birleştirmek oldu. Yani güçlü bir tasarım diliyle etkileyici hikaye anlatabilmek. 2005 yılında yüksek lisans programını tamamladığımda aslında biraz daha tasarım ağırlıklı işler denemek istiyordum. O zamanlar tasarım sektörü Türkiye’de çok küçüktü ve hala da öyle sanırım. Bu sebeple 2005 yılında New York’a taşındım. Burada küçük ama iyi işler yapan bir tasarım stüdyosunda iş buldum. Bu stüdyodaki çalışmalarımla Amerikan Oyuncak Fuarı konkurunu kazandık. Bu da bana New York’ta kalmanın kapılarını açtı.

Bir süre sonra sadece grafik tasarım yapmanın beni tatmin etmediğini anladım ve Leo Burnett New York’tan gelen bir teklifle ajans dünyasına geri döndüm. Daha sonra sırasıyla Ogilvy New York ve Droga5’da çalıştım. IBM için yaptığımız Datagram projesi Instagram’ı mecra olarak kullanan ilk kampanyalardan oldu. Burada yaptığım işlerle 2014 yılında One Show tarafından “dünyanın en iyi 10 interaktif art direktörü” arasında gösterildim.

Yurt Dışı: Okan Usta "Şangay’da bir nevi öncü konumundayız"

Droga5’da Google’ın Android markası için yaptığım “Be Together, Not the Same” kampanyası Oscar törenleri sırasında yayınlandıktan sonra Amerika ve İngiltere’de iyi tepkiler aldı. Yaptığımız film, farklılıklara rağmen bir arada yaşamanın önemini anlattığı için birçok izleyici tarafından Oscar gecesinin “en iyi reklam filmi” ilan edildi; Time ve Mirror gibi birçok yayında haber yapıldı. Aslında tam da 2016 Oscar’ları azınlıkların adaylıklarda yeterince temsil edilmediği için hedef tahtasındaydı. Bizim yaptığımız iş bu tartışmanın ortasında bu duruma bir cevap gibi algılandı. Güzel de oldu.

 

12 yıl New York’ta çalıştıktan sonra 2017’de Wieden&Kennedy’den gelen bir teklif üzerine Şangay’a taşındım. Burada BMW ve Nike markalarından sorumlu kreatif direktör olarak çalışıyorum. Dolayısıyla burada daha çok yeniyim. Ama gördüğüm kadarıyla müthiş bir potansiyel var. Tahmin edebileceğiniz her marka burada var. Hatta New York’ta olmayan ultra lüks Avrupa markaları bile. Bu da neden dünyanın en iyi ajanslarının buraya ofis açtıklarını açıklıyor zaten.

Aslında Şangay’da reklam oldukça genç bir sektör. Tarihi yaklaşık 20 yıl. Bu da bizi bir nevi öncüler konumuna sokuyor. Yerli yeteneklerle yurt dışından gelen yetenekleri harmanlayarak buradaki başka ajansların sunamadığı bir dil oluşturmaya çalışıyoruz. Daha önce yapılmamış bir şey.

Tabii, dil büyük bir engel. Ama aynı zamanda da bir avantaj. Ortaya çıkardığınız fikir en saf haliyle çalışmalı ve etkili olmalı. Yoksa taksiciyle anlaşmakta güçlük çektiğiniz bir ülkede profesyonel iletişimci olarak çalışmanız mümkün değil.

Yurt Dışı: Okan Usta "Şangay’da bir nevi öncü konumundayız"

Buranın bir çekici yanı da çalıştığımız markaların en büyük pazarının yine burası olması. Bu sebeple bütçeler de büyük. Böyle bir ortamda dünyanın hiçbir yerinde yapamayacağınız işleri yapmak mümkün. Beni de heyecanlandırıp buraya çeken bu oldu. Dünyanın neresinde olursanız olun, reklam kimsenin isteyerek tükettiği bir ürün değil. Genelde başka bir yayını kesintiye uğratan, insanların maruz kaldığı bir şey. Bu yüzden insanların beğenisini kazanmak için çok daha fazla çaba sarf etmeniz gerek. Kesintiye uğrattığınız yayının aslında rakibiniz olduğunu anlar ve ondan daha iyi içerik üretebilirseniz insanların nefret ettiği değil, ilginç bulduğu, eğlendiği, hatırladığı işi ortaya çıkarabilirsiniz. Benim de İstanbul, New York ve Şangay’da çalışarak küresel ölçekte gerçekleştirmeye çalıştığım şey bu.

 

Türkiye’ye dönüp baktığımda ise son yıllarda kendi geçmişi ve kültürüyle biraz daha barışmış bir ülke görüyorum. Bunu reklamlarda da görmek mümkün. Kendisiyle dalga geçebilen bir özgüven görüyorum yer yer. Bu da iyiye işaret.

Bugüne kadar David Droga dahil pek çok iyi reklamcıyla çalıştım. Ama izlediğiniz yol ne kadar özgünse, rehberliğini takip edeceğiniz insanlar da o kadar az oluyor. Daha önce kimsenin yapmadığı şeyler yapmak, gitmediği yerlere gitmek, başaramadığı işler başarmak istiyorsanız kendinize yeni bir yol açmaya da hazırlıklı olmalısınız.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Aralık 2017 sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.