Tasarımda sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm

dDf Kurucu Ortağı Arhan Kayar, 2020’de tasarım odaklı yaratıcı endüstrilerin geri dönüşümü ve sürdürülebilirliği odaklarına alması gerektiğini vurguluyor.

Son yıllarda dünyanın çok daha hızlı dönmeye başladığını hissediyorum. Kendimizi sürekli yenilikler ve yeni trendler peşinde koşarken gözlemliyorum. Yaratıcı endüstri üyeleri arasında bilhassa trend artık sadece yenilik ve değişim anlamına büründü. Özellikle moda ve tasarım ile uğraşanlarımız için, yeninin peşinde koşmak beraberinde eski ürünlerin bir tür çöp haline gelmesine yol açmış durumda.

Mütemadiyen yeninin peşinde koşan günümüz moda ve tasarım haftaları, biteviye bir yenilikler silsilesi doğuruyor; eski olan büyük bir kirlilik olarak karşımıza çıkıyor. Bunun büyük bir kısmını ise plastik atıklar oluşturuyor. 20. yüzyılda şehirler 20 yıllık süreçler göz önüne alınarak tasarlanırdı. Ancak günümüzde her an her şey değişebiliyor ve bu durum, gelişen teknolojilerin ve yaşam alışkanlıklarının beslediği planlamalar doğrultusunda evriliyor.

Mimarlık da günümüzde çok farklı bir durumda değil. Öyle ki bazen inşaatı yeni tamamlanan bir bina karşımıza zaten işlevini yitirmiş olarak çıkıyor. Yeni alışkanlıklar beraberinde çabucak değişen günlük trendler üretiyor. Günün sonunda ise üretimden tüketime pek çok organik ve sentetik atıkla karşılaşıyoruz. Ortaya çıkan bir proje ya da ürün en kısa sürede üretilip hayata geçiyor, kısa sürede tüketiliyor ve ardından hemen kullanım dışı kalıyor.
Girişimci penceresinden bakıldığında ise yeni bir iş kurmak, sonrasını planlamak ve zarar görmeyecek şekilde değişime ayak uydurmak zorunluluğunu getiriyor. Tüm sektörlerin dijital bir dönüşüm geçirdiği hesabına, gelecek yeni trendlerin ve yaşam alışkanlıklarının da katılması bir şart haline geliyor. Tüm bunlar olurken başta plastik olmak üzere atıklar her alanda doğal hayatımıza ve dünyamıza tamiri zor, hatta telafisi imkânsız zararlar verebiliyor. Pet şişeler bütün denizlerimizi hızla yaşanmaz bir hale getiriyor. Plastik atıkların yüzyıllarca dünyamızdan yok olmayacağının suçlu bilinci ile yaşamak durumunda kalıyoruz. Dünya ekosistemi için üstün öneme sahip olan deniz ve okyanuslardaki kirlilik, su canlılarına yaşama alanı bırakmayacak raddeye gelmiş durumda üstelik.

Yaratıcı endüstride de atılması gereken ilk adımın, tüm markaların proje yöneticilerinin ve tasarımcılarının sürdürülebilirliğe dikkat ederek çalışmaya başlaması olduğunu düşünüyorum. Bir ürünü planlarken bir defalık düşünmeden, pek çok kez kullanılıp hayatını yeni alışkanlıklara uydurarak devam edecek bir sürdürülebilirlik filtresinden geçirilerek üretilmesini planlama gereği, artık kaçınılmaz bir durum halini aldı.

Endüstriyel atık üreten pek çok fabrika ve marka doğal olarak sürdürülebilir tasarımlar yapmaya odaklanıp geri dönüşüm içeren projeler üretmeye başladılar. Zira bu durum sosyal sorumluluğun ötesinde bir gereklilik de olmaya başladı. Gündemimizde küresel ısınma, sürdürülebilirlik ve dolayısıyla geri dönüşüm var. Eğer çözümler hayata geçirilemezse de hep gündemde kalacak ve vahameti artacakmış gibi duruyor.

Geri dönüşüm kavramı ve uygulaması, önceleri malzeme ağırlıklı olarak hayatımıza girmeye başladı: Metal, plastik, cam ve kâğıttan üretilen tasarım ürünleri direkt olarak transformasyona sokularak yaygın olarak yeniden kullanılabiliyor. Bazı tasarım ürünleri ise işlevlerini tamamladıktan sonra başka bir işlev kazandırılarak kullanılmaya devam ediyor. İşlevini bitirmiş binalar da konstrüksiyonları geri dönüştürülerek yeni tasarımlar ile buluşuyor ve yeniden hayat buluyor.

Günümüzde artık binalar, mimari tasarım aşamasına demonte edilebilir ve modüler tasarımlar olarak tasarlanıp defalarca uyarlanarak kullanılabiliyorlar. Tüm bu bilgiler ve uygulamalar bize, her tasarım ürününün zaman çerisinde değişen trendlere uyumlu olarak yeniden kullanımının ya da geri dönüşümünün baştan planlanması gerektiğini söylüyor. Söz konusu planlama, grafikten endüstriyel tasarıma, modadan mimariye, tasarım ve yaratıcı endüstrinin her alanında çalışan kurumların ve tasarım odaklı şirketlerin gündeminde olması gereken mühim bir konu.

2020 yılına girerken “dDf Dream Design Factory” olarak bazı yeni girişim projelerimize değinmek isterim:
Biz, yukarıda kısa bir özet olarak ifade ettiğim tüm bilgi ve verilerin ışığında, geri dönüşüm odaklı ve sürdürülebilir nitelikli projelere ağırlık vermeye karar verdik ve sadece ger dönüşümlü, sürdürülebilir mimari ve tasarım projelerine odaklandığımız “heavenly/dDFf”i kurduk. Aynı zamanda 2005 yılından bu yana Istanbul Design Week’te (IDW) sürekli olarak yeni trendler ve yeni tasarımlara odaklanmıştık. 2020 yılından itibaren, yeniliklerin başında IDW’yi geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik odaklı konumlamaya karar kıldık. 16-20 Nisan 2020 tarihlerinde Yapı Kredi Bomontiada’da gerçekleştireceğimiz “Recycle Art & Design Festival” bunun başlangıcı olacak. Geri dönüşüm ve sürdürülebilirlik merkezli sanat ve tasarım projelerinin sergilenmesinin yanı sıra 2 gün süren konferans, atölye ve geri dönüşümüm projelerinin de düzenleneceği markalar bölümüne ve bir de panayıra da yer vermeyi planlıyoruz. Etkinlik, 1 Temmuz – 30 Ağustos tarihleri arasında da Alaçatı’ya taşınıp orada devam edecek. Ekim ayında ise daha büyümüş ve daha çok farkındalık yaratmış bir mahiyetle İstanbul’a geri dönecek.

Sürdürülebilirlik ve geri dönüşümünün, yaratıcı endüstrilerin ama özellikle de tasarımın odağında daha derinlikli bir konu olarak yer etmesi gerektiği kanısındayız. Hepimizin gelecek nesillere ve elbette dünyamızın geleceğine karşı sorumluluklarımız olduğunu hatırlamamız gerektiğini düşünüyoruz. Yaratıcı Endüstriler sektörü olarak her şeye rağmen ve daha da geç kalmadan bu konuya odaklanmamızın elzem bir gereklilik olduğunu belirtmek isterim.

Arhan Kayar
dDf Kurucu Ortağı

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 95. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.