COVID-19 ile yaşamak ve sonrasını hayal etmek

dDf Kurucu Ortağı Arhan Kayar, koronavirüsün endüstrilere olumsuz etkilerine değinirken salgın sonrasında dünyayı yeniden şekillendirebileceğimiz üstünde duruyor.

Aralık ayından beri gündemimize giderek artan bir şekilde oturan ve yaşantımızın her boyutunda aktif olan bir olaydan bahsediyorum.

Bütün dünyamızı hem yerel hem de global boyutlarda etkileyen “COVID-19” salgını dünyamızın alışılagelmiş düzenini etkilemekte ve hepimizi yeni bir dünya düzenine doğru yönlendirmekte. Çin’de ve Asya’da başlayan salgın kısa bir sürede dünyanın hemen hemen her bölgesini etkisi altına aldı. Aktif etkisi, ülkemiz,
Avrupa ve Amerika’da yoğun bir şekilde hissedilirken alıştığımız günlük hayatın durmasına da sebep oldu.

Salgının yayılması nedeniyle pek çok can kaybı yaşanıyor ve nereye varacağı belli olmayan bir kaos ortaya çıktı.

Salgın, çalışma düzenimizden yaşam alanlarımıza, sağlıktan ekonomiye her sistemde kaosa yol açarken insan yaşamını yeni bir boyuta doğru sürükledi.

Uygarlığın 20. yüzyılda başlattığı küresel değişimin insan üzerine etkilerini tartışırken ortaya çıkan COVID-19 salgını yeryüzündeki bütün düzen ve sistemleri altüst etti. İnsanlık ve yarattığı sistemler bir varoluş savaşı veriyor.

Şu anda global olarak büyük bir savaşın içerisindeyiz. Her gün dünyanın her yerinden farklı istatistikler ile kaç kişinin daha öldüğünü, kaç kişinin daha fiziksel olarak COVID-19 etkisine girdiğini öğrendiğimiz bir savaşta yaşıyoruz.

“COVID-19 sonrası süreç pek çok sektör için yıkım olacağa benziyor ama yeniden yapılanma sürecinde daha çok yaratıcılığa ve cesarete ihtiyaç olacak. Sürdürülebilir ve yaşanabilir yeni bir dünyaya odaklanmak için bu konudaki bilgi ve deneyimleri paylaşmamız gerekiyor.”

Milyarlarca insanın ev hapsinde olduğu, dünya ekonomisinin genel hatları ile durduğu, hayatın sadece sanal ortamda aktif ve sosyal olarak devam ettiği farklı bir düzene alışmaya çalışıyoruz.

Bir yandan en azından bir süre daha olacağını varsaydığımız izole şekilde yaşamaya devam ettiğimiz; yani karantina düzenine alışmaya çalışıyoruz, bir yandan da COVID-19 sonrası yeni yaşantımızın nasıl olacağı konusunda fikir yürütüyoruz. Binlerce dijital konferans arasında sörf yapmaya, dijital ortamda yeni dünya düzeni içerisinde gelecek simülasyonları yapmaya çalışıyoruz.

Dünyamızdaki etkin olan endüstriler hemen hemen durdu. Pozitif olarak düşündüğümüzde önümüzdeki 3 – 6 ay eski düzenlerine de dönemeyecek, bazıları ortadan kalkacak, yeni bir dünya düzeni başlayacak.

Alıştığımız her şey daha değişik olacak. COVID-19 karantina sürecinde bazılarımız ilk defa yalnız yaşamaya başladı. Bazılarımız da ilk defa birileri ile bu kadar uzun süre aynı mekanları paylaşmak durumunda kaldı. Bunun sosyo-psikolojik sonuçları ve etkileri yeni bir yaşam düzeni karşımıza çıkartacak, yeni alışkanlıklarımız ve sorunlarımız ortaya çıkacak.

Pek çok dijital platformda farklı tartışmalar ve sunumlar izliyoruz. Bu günlerde gelecek konusunda pek çok teori ve yaklaşım var. Kısa bir süre önce marjinal ya da ütopik olarak değerlendiren pek çok konunun artık karşımıza yeni gerçeklik olarak çıktığını görüyoruz.

Değişim kaçınılmaz ve bu konuda çok hızlı olarak yeni bir yaşam bizi bekliyor.

COVID-19 İtalya gibi geleneksel kültüre bağlılığı ile öne çıkan ve sürdürülebilir kültürün zaman zaman tutuculuk bazında karşımıza çıkmasını sağlayan, 70 yaş ve üzeri bir kuşağın önemli temsilcilerinin hayatlarını kaybetmesine neden oldu.

Bütün bunlar da büyük kültürel bir çöküşü ve değişimi yanında getirirken batı dünyasında büyük travmalar yaratacak.

Şu günlerde dünyamızda ulaşımın tamamen, turizm sektörünün bir süreliğine ve endüstriyel üretimin
durması, moda ve tekstil sektörü gibi pek çok sektörün ölümcül bir krize girmeleri dünya düzenini şimdiden değiştirmeye başladı. Hepimiz şu anda sağlıklı yaşamaya çaba sarfediyoruz. Aynı zamanda da büyük bir gelecek kaygısı yaşıyoruz. Önce hayatta ve sağlıklı kalma savaşı, sonra gelecek kaygısı… Büyük bir
kaos var ortada. Salgın sonrasında dünyada büyük değişiklikler olacak ve bunlar büyük sıkıntılara yol açacak. Çözüm kolay değil, dünya değişecek!

Yeni ve büyük dataya dayalı, farklı teknolojik ve mühendislik sistemlerine doğru, lokal üretim ağırlıklı bir yöne doğru gidiliyor. Bu durumda “yaratıcı endüstrilere” büyük iş düşmekte. Yaratıcılık ve tasarım odaklı düşünmenin kaçınılmaz yükselişine tanık olacağız.

Yeni dünya düzeni kurulurken endüstri devrimi sürecinde yapılan ve süre gelen hataları iyi değerlendirmek lazım. Sürdürülebilir bir düzen içerisinde gelecek planlamalarında aktif rol oynamak
gerekiyor.

COVID-19 sonrası süreç pek çok sektör için yıkım olacağa benziyor ama yeniden yapılanma sürecinde daha çok yaratıcılığa ve cesarete ihtiyaç olacak. Sürdürülebilir ve yaşanabilir yeni bir dünyaya odaklanmak için bu konudaki bilgi ve deneyimleri paylaşmamız gerekiyor. Bu konuda bu karantina ortamında negatif ortamlara yönelmek yerine bu dingin dönemi “YENİ DÜNYA”ya hazırlık olarak değerlendirilmesini öneriyorum.

İnternet ortamında çalışmalara pek çok sektör devam ediyor, aynı zamanda ZOOM ve YouTube gibi platformlarda çok sayıda toplantı, seminer, panel düzenleniyor ve eğitimler veriliyor. Bunlar geleceğe
hazırlanmak için çok büyük fırsatlar.

Bu arada YEKON (Yaratıcı Endüstriler Konseyi) her hafta değişik sektörel konuların gündeme alınacağı “YEKON TALKS” adı altında bir dizi etkinlik başlatıyor ve yaratıcı endüstrilerin COVID-19 sürecinde sorunlarına, sonrasında konumlanmasına odaklanıyor. “YEKON TALKS”ta farklı alanlarda ulusal ve uluslararası alanlardan pek çok konuk Türkiye ve dünyanın durumunu değerlendirerek yeni bakış açıları ile
karşımızda olacak.

COVID-19 sonrası karşımıza pek çok sorun çıkacak ama bu ortamı yaratıcılığımızı kullanarak daha yaşanılır
bir dünyaya doğru yönlendirmenin kendi elimizde olduğunu ve pek çok fırsatı önümüze çıkartacağına inanıyorum. İnsan odaklı bir gelecek ve yaratıcı bir dünya umudu ile…

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 98. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.