Sesin iletişimdeki etkisi ve geleceği

Sesin insan psikolojisi, algısı ve karar verme sürecindeki kuvvetli etkisini tüm araştırmalarda görüyoruz. İşitsel bir uyaranın beyne ulaşma hızı, görsel bir uyaranın neredeyse iki katı. İşitsel bir mesajı beyin çok daha kolay bir şekilde kodlayabiliyor ve görselle desteklendiğinde (ya da görseli desteklediğinde) çok daha kalıcı hale gelebiliyor.

Dijitalleşmenin ivmelenmesi, akıllı cihazların hayatlarımıza daha fazla girmesi ile sesin önemi şüphesiz arttı. Artık ses deyince sadece analog radyo veya müziği kastetmiyoruz; podcastler, sesli asistanlar, sesli kitaplar, akıllı hoparlörler, oyun konsolları, akıllı TV’ler ya da ekransız cihazlar gibi birçok cihaz üzerinden günlük yaşantımızda daha fazla ses tüketiyor, daha fazla sesten etkileniyoruz.

Pandemi döneminde ise, değişen alışkanlıklarımızla sesin hayatımızdaki yeri daha da arttı. Global Web Index’in son yayınladığı rapora göre, COVID-19 itibarıyla, insanların podcast dinleme oranlarının %15, radyo dinleme oranlarının %20, streaming servisler üzerinden müzik dinleme oranlarının ise %37 arttığını belirtiyorlar. Bu artışların bir kısmının yeni normalleşme döneminde de kalıcı olduğunu/olacağını öngörüyoruz.

Dijital iletişimin hedefleme, ölçme, anlık optimizasyon, kişiselleştirme gibi birçok nimetinden, dijital ses planlamasında da faydalanmak mümkün; gerek kreatif üretim, gerekse medya planlama aşamalarında. Tüketicinin değişen davranış modeline paralel olarak bizler de iletişimimizde sesin gücünden nasıl daha etkili faydalanabileceğimizi, gelişen cihaz ve genişleyen içerikleri markalarımızın mesajını daha kalıcı, daha hızlı geçirmek adına nasıl kullanabileceğimizi çokça düşünmeliyiz.

Ayşe Ketenci

IAB TR Yönetim Kurulu Üyesi, Açıkhava ve Audio Çalışma Grubu Başkanı

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 101. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.