Pınar Tatar: Fikrim var, param yok

Pınar Tatar bu yazısında, fikir sahibi ve yatırımcıyı bir araya getiren kitlesel fonlama fırsatını ele aldı.

Girişimcilik trendinin zirvede olduğu son yıllarda hepimizin etrafında, iyi bir fikri olup da parası olmayan veya parası olup aklına farklı bir fikir gelmeyen çok sayıda insan var.  Bu iki tarafı (yani fikir sahibi ve yatırımcıyı) bir araya getirmeye yarayan sistem olan ‘‘kitlesel fonlama (crowdfunding)’’ da haliyle popülerliğini yitirmiyor.

2008 ekonomik krizinden sonra kitlesel fonlama, alternatif finansman kaynağı olarak devletler tarafından da desteklenen bir araç oldu ve o zamandan beri büyük bir ivmeyle büyüdü.

Artık o çok inandığımız fikri hayata geçirip, işe dönüştürmek için bankaların (en azından yeterli) krediyi vermeyeceğini öğrenip yıkılmak yok. İhtiyacımız olan finansmanı sağlayabilmek uğruna ailemizin veya yakın arkadaşlarımızın kapılarını aşındırmak da geride kaldı. Artık tanımadığımız onlarca insanı hayalimize ortak edip, küçük parçalar halinde hedeflediğimiz parayı toplayabiliriz. Tabii bir şartla: O insanları projemizin ne kadar parlak bir fikir olduğuna ikna etmek!

Yatırımcılar açısından iki türlü kitlesel fonlama yöntemi var. Biri kar amacı gütmeyen (bağış bazlı veya ödül bazlı) kitlesel fonlama. Burada yatırımcılar (‘‘destekleyiciler’’ desek daha doğru olabilir), genel olarak çeşitli sebeplerle inandıkları bir fikrin gerçeğe dönüşmesi motivasyonuyla para yatırıyor.  Düşünsenize, dakikalar içinde başka birinin hayatında önemli etki yaratacak bir katkı sağlayabilirsiniz!

Diğer yandan, yatırımcıların illa bu kadar ulvi niyetler taşıması gerekmiyor. Kar amacıyla katılabilecekleri kitlesel fonlama yöntemleri de bulunuyor: Hisse bazlı ve borçlanma/kredi bazlı kitlesel fonlama. Mantık oldukça basit. Fikrinizle ilgilenen kişilerden daha fazla para alabilmenin yolu, onlara karşılığında bir şey vermek. Yani masadaki projeyi iki taraflı (karşılıklı) bir kazanım fırsatına dönüştürmek.

Kitlesel fonlamanın girişimciler ve yatırımcılar için çeşitli avantajları olduğu gibi, toplum ve ekonomi açısından da yararları olan bir yöntem olduğu kabul ediliyor. Örnek olarak şunları sayabiliriz: Özellikle KOBİ’ler gibi mikro ölçekli işletmeler açısından olmak üzere ekonomik aktiviteleri canlandırmak, iş dünyası için alternatif sermaye kaynağı olması, bazı girişimci grupların (kadın ve genç girişimciler gibi) daha kolay finansal destek bulması, vb.

Bu bakış açısıyla, mesela İngiltere’de 2016 yılında kredi bazlı kitlesel fonlama için vergi teşviği çıkarıldı ve İngiltere’de kitlesel fonlama yöntemiyle son 3 yılda ciddi büyüklükte yatırımlar yapıldı.

Yazının bu kısmından sonra, şu pembe gözlükleri biraz çıkartalım diyorum. Yukarıda bahsettiğim faydaların yanında bu yöntemin azımsanmaması gereken riskleri de var. Bunların başında tabii ki para yatırılan fikrin/projenin başarısız olma riski yer alıyor. Ayrıca, projenin likidite sorunu yaşaması, siber saldırı riskleri de mevcut. Dikkat çeken bir diğer endişe de, özellikle kar amaçlı olanlar açısından, birçok ülkede kitlesel fonlama yatırımcılarını koruyan kapsamlı bir mevzuatın ve uygunluğu denetleyen bir otoritenin olmaması.

Çeşitli ülkelerde yapılan çalışmalar sonucunda, global standardizasyonu da sağlamak amacıyla, hisse bazlı ve borçlanma/kredi bazlı kitlesel fonlamaları düzenleyen mevzuatın en azından bazı temel konulara ilişkin düzenlemeleri içermesi gerektiği tespit edildi. Örneğin; girişimci ve yatırımcıyı bir araya getiren platformların tabi olması gereken lisans/yetki türü, sermaye yükümlülükleri, kara paranın aklanmasını engellemeye yönelik kontroller, yatırılabilecek maksimum tutar, yatırımcı statüsüne göre tüketicinin korunmasına ilişkin önlemler, risk uyarı mekanizmaları, platformların yönetim ilkeleri, çıkar çatışması kuralları. Türkiye’de de, Sermaye Piyasası Kurulu bu konuları içeren bir tebliğ taslağı hazırladı ve 2019 yılının başında kamuoyu ile paylaştı.

Tabii bu işlemlerin diğer düzenlemeler kapsamındaki boyutunun da düşünülmesi gerekecek. İlk akla gelenler; finansal hizmetlere ilişkin düzenlemeler, elektronik ticaret mevzuatı, icra-iflas kanunu, tüketicinin korunmasına ilişkin mevzuat, vergi mevzuatı. Kısacası, burası dikensiz gül bahçesi değil.

Yine de fikri olup, parası olmayanlar (veya tam tersi) arasındaysanız kitlesel fonlama yolunu göz önünde bulundurmakta fayda var. Kim bilir, belki siz de bir kar tanesini çığa dönüştürebilirsiniz.

Pınar Tatar

Avukat

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.