Pınar Tatar: Benim verim, benim kararım!

Pınar Tatar bu yazısında, günümüzde kişisel veri gizliliğinin ve dolayısıyla da mahremiyetimizin olmadığı konusunu ele aldı.

Günümüz dünyasında bireylere ait tüm bilgiler adeta altın değerinde. Altından farkı ise, o bilgilere sahip olanların genellikle herhangi bir ekonomik çıkarının ol(a)maması. Tabii konunun ekonomik boyutundan ziyade, bizleri asıl rahatsız eden, insan haklarına dokunan tarafı. Yani, gün geldiğinde gözümüzden sakındığımız mahremiyetimizin ihlali.

Benim verim, benim kararım-campaigntr

Günlük hayatımızda en sık karşımıza çıkan örnek, bir yerde alışveriş yaparken verdiğimiz telefon numaramızın veya ismimizin, başka firmalar tarafından özellikle reklam faaliyetleri gibi çeşitli sebeplerle kullanılması.

Dijitalleşmenin getirdikleriyle de beraber, her geçen gün daha fazla kişisel verimizi bir yerlerde paylaşır halde geldik. Sosyal medya bunların başında geliyor. Artık Instagram, Facebook, Twitter gibi sosyal medya hesaplarımıza bakıldığı zaman neye benzediğimiz, kaç çocuğumuzun olduğu, kedimizin adı, dün akşam nerede yemek yediğimiz, nerede çalıştığımız gibi fazlasıyla kişisel olan bilgilerimizi kendi ellerimizle paylaşıyoruz. Üstelik hesaplarımız, dileyenin girip bakabildiği, ‘‘gizli hesap’’ statüsünde olmayan hesaplardansa, prensip olarak, o bilgiler üzerindeki haklarımızdan vazgeçiyoruz. Aynı şekilde, dijital bankacılık, elektronik ticaret gibi hizmetlerden faydalanırken de (örneğin, güvenlik nedeniyle) çeşit çeşit verimizi üçüncü kişilere iletiyoruz.

Birçok ülkede bireylere ait verilerin daha iyi korunabilmesi için yeni regülasyonlar gündemde. Avrupa’da 25 Mayıs 2018’de yürürlüğe girmiş olan dumanı üstünde bir mevzuat (GDPR) var. Mottosu oldukça basit: Verilerin korunmasına ilişkin daha güçlü kurallar, bireylerin kişisel verileri üzerinde daha fazla kontrole sahip olması ve iş dünyasının bundan eşit şartlarda faydalanması anlamına gelir.

Türkiye de bu trendi takip eden ülkeler arasında. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 2016 yılında yürürlüğe girmesini takiben şirketler için hızlı bir uyum süreci başladı (en azından başlamış olmalıydı). Tabii ki hayatımıza giren her bir yenilikte olduğu gibi, bu alanda da bazı şirketler çok hassas ve hızlı uyum sağlarken, diğerleri ağırdan aldı / almakta.

En basitinden bir iki örnek: Telefon numarası bilgimizin açık onayımız olmaksızın reklam faaliyetleri için kullanılamayacağı kuralı benim nezdimde her gün ihlal ediliyor. Hala gün içinde, ‘‘böyle ısrarla arayan kim’’ diye merakla açtığım telefonun diğer ucunda, daha önce hiç müşterisi olmadığım bir telekom şirketinden ‘‘sayın abonemiz’’ ifadesi ile başlayan telefonlar alıyorum. Telefon numaramın başkasına ait olduğunu sanan bir bankadan, hiç tanımadığım bir kişinin finansal bilgilerine ilişkin mesajlar geliyor. Markaların kampanyalarına ilişkin onlarca mesaj düşüyor telefonuma. O mesajları göndermeden önce alınması gereken onaylar tersten alınmaya çalışılıyor. ‘‘Bu mesajları daha fazla almak istemiyorsanız xx yazıp, xx’e gönderin’’. Her birine ‘‘HAYIR’’, ‘‘İSTEMİYORUM’’ vs. yazıp dönmeye kalksak, günlük mesai haline gelmez mi bu? Hem baştan o mesajları almak istediğim sonucuna nasıl ulaştınız?

Tabii ki sadece bana yönelik ihlal edilmiyor kurallar. Bu yüzden, dünyanın çeşitli ülkelerinde birçok şirket mercek altında. Çok yakın geçmişte sosyal medya platformlarından biri, İngiltere kanun koyucular tarafından, yazılım geliştiricilere kullanıcı verilerine erişim sağlama konusunda gizli anlaşmalar yapmakla suçlandı.

Yani, bu kadar kurala, yaptırım riskine rağmen şirketler verilerimizi kullanmaktan vazgeçmiyor. Bu durumda bize, her şeyi devletten beklemeyip, kendi verilerimize sahip çıkmak düşüyor. Öyle her sorana, hesapsız kitapsız telefon numaramızı, doğum tarihimizi veya annemizin kızlık soyadını söylemiyoruz mesela. Reklam amacıyla aranmak istemediğimiz kurumlardan iletişim bilgilerimizi kayıtlarından sonsuza kadar silmelerini talep ediyoruz.  

Yeni dünyadaki tüketim çılgınlığına karşı –ve rağmen- mahremiyetimize dokundurtmama hakkımız dünyanın birçok yerinde yasaların koruması altında. Kişisel verilerimizin kıymetini bilelim.

Pınar Tatar

Avukat

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.