Keşif: Tarık Uslu

Bu ay keşif sayfalarımızın konuğu özellikle dijital platformlarda “ustakun” mahlasıyla illüstrasyonlar yapan Tarık Uslu oldu.

Instagram’da beğenerek takip ettiğimiz illüstratörlerden biri de ustakun’du. Challenge’ları seven, zorlu mücadelelerden kaçmayan, her gün yeni bir çizimle karşımıza çıkan, paylaşımlarında Japon esintilerini gördüğümüz Tarık Uslu ile tanıştık.

Ustakun’a rastlamanız Tarık Uslu’ya rastlamanızdan daha olası” diyen Tarık Uslu, 1985 yılında İsviçre’nin tatlı ve minik bir kasabasında dünyaya geliyor. Ancak 12 yaşındayken hiç Türkçe bilmeden Türkiye’ye ayak basıyor. Üsküdar Anadolu Lisesi’nde orta ve lise eğitimini tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesi’nde 4 yıl ‘Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü”nü okuyup 4. yılda okulu bırakıyor ve yine ‘Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Grafik Tasarım Bölümü’nde eğitim görmeye başlıyor. Japonya ve Japon kültürü özel ilgili alanına girse de hikayeciliği barındıran her mecra ile içli dışlı olmayı seviyor.

Kamer Yılmaz İllüstrasyona nasıl başladınız? Neden bu bölümü seçtiniz?
Tarık Uslu İllüstrasyona nasıl başladığımdan çok emin değilim, çok doğal gelişti her şey, ama sanırım arada bir çizdiğim legolar ile başladı. Sosyalliği seven bir çocuktum ancak kendi kendime de yetiyordum; resim çizerdim, çizgi roman okurdum, çizgi film izlerdim. Oyuncaklarımı birbirine çarpıştırıp savaştırırdım ve bunlardan hikayeler çıkartırdım.
Bölümü neden seçtiğime gelirsem, sanırım mutlu olmak için başka bir şansım yoktu. Edebiyatı, Alman romantik dönemi şairlerini severim, hikaye anlatmayı severim ancak başka bir dilde edebiyat okumak sizi bir edebiyatçıdan ziyade bir çevirmen yapıyor. Çeviri ve mihmandarlık yaptım uzun bir süre. Mihmandarlık çok eğlenceliydi ve muhtemelen bir daha asla sahip olamayacağım imkanlara sahiptim, ancak hayatın bana sunduğu bu kadar mı ve ileride bu işi yapabilir miyim diye kendime sorduğumda bir boşluğa düştüm. Bu da yolumu grafik tasarım bölümüne düşürdü; keşke illüstrasyon için ayrı bir bölüm olsa ülkemizde ancak yok. Bu nedenle ona en yakın mecrayı seçtiğimi düşünüyorum.

Kamer Yılmaz İlüstrasyonlarınızda Japon esintilerine rastlıyoruz. Bunun özel bir nedeni var mı?
Tarık Uslu İlgi alanım Japonlar… Sadece anime ve mangadan bahsetmiyorum. Japonların hayata bakışı, tarihi, estetik algısı etkiliyor beni. Zaten bunlar mangayı ve animeyi ortaya çıkaran unsurlar.
Gerçekten çok ilginç bir toplumsal yapı var. Örneğin; şu an masamda Tanizaki’nin “Gölgeye Övgü” isimli kitabı durmakta ve doğu toplumlarının, gölgeyi mimaride ve hayatlarında nasıl kullandıklarını anlatıyor. Okudukça anlam vermeye başlıyorsunuz. Gerçi bu her konuda biraz böyle galiba 🙂

Kamer Yılmaz Japon kültürünün sizi bu kadar etkilemesinin nedeni nedir?
Tarık Uslu Kültürel geleneklere bağlılıkları ve teknolojiyi bu kadar güzel harmanlayan başka bir toplum yok bana kalırsa. Son dönemde ne yazık ki insani yönden kayıplar meydana geliyor, çok yalnız bir toplum haline geliyor Japonlar.
Popüler kültür anlamında ise de öncüler benim gözümde, bir dönem bir Amerikan hayranlığı olmuş elbet (malum savaş), ancak kendi kültürlerini de dünyaya kabul ettirdiklerini düşünüyorum. Moda, hikayecilik, sanat, mimari gibi alanlarda dünyanın geri kalanından bir tık farklılar, zaman zaman çok kitsch iken bir bakıyorsunuz dünyanın en sade hali ile karşınızdalar.

Kamer Yılmaz Renklendirdiğiniz çalışmalar dışında, Inktober serisinde yer alan siyah-beyaz çalışmalarınız da var. Siz en çok hangisinden keyif alıyorsunuz?
Tarık Uslu Vermek istediğim duygu ile değişir bu, tabii zaman da önemli. Inktober adı üstünde. Siyah beyaz ve bol kontrastın olduğu bir sahne. Daha yumuşak duygular, sakinlik istediğimde ise renkli çalışmayı tercih ediyorum. İkisini sevsem de, bazen renklendirmekten bunaldığım işler olmuyor değil elbette. Benim renklendirme yöntemim bir parça uzun sürmekte. Siyah – beyaz bir çizim ortalama bir gün sürerken, renklendirilmiş basit bir çizim üç günümü alabiliyor. Karmaşık işlerde hem siyah – beyaz ya da renkli fark etmeksizin iki haftamı aldığı olmuştur. Yaparken sıkıldığımda ise başka bir işle ilgileniyorum, eskiz yapıyorum. Sonra işe geri dönüyorum böylece keyfim eksik olmuyor.

Kamer Yılmaz Biraz da freelance çalışmaktan bahsedelim… Sizin aranız nasıl bu çalışma şekliyle?Tarık Uslu Kendi saatlerimi uygulayabilmek – gece çalışan biri olduğum için – oldukça avantajlı oluyor. Sanırım çoğu freelance çalışan da gece daha rahat ediyordur diye düşünüyorum. Yoğun zamanlarda da kendi planlamamı yapıp işi kabul etmeme gibi bireysel tercihler önemli bir artı oluyor.
Ancak dezavantajları da yok değil; maddi kaygılar, bir sonraki iş ne zaman gelecek, iş peşinde koşmak, kendi markanı yönetmek… Düşünüldüğü kadar kolay şeyler değil bunlar, sağlam bir psikolojiniz yoksa sürekli kaygı içinde geçecek bir hayat.

Arka sırada çizim yapan çocuktan über sosyal bir kelebeğe evrilip sürekli network oluşturmak gerekiyor. Bu kısımda hâlâ sıkıntılıyım meselâ. Bir de yaptığınız işin ücretinin peşinde koşmak var, ancak o bambaşka bir konu. Başlangıç ücreti ve sözleşme olmadan çalışmayın asla, uğraşırsınız.

Kamer Yılmaz İlham aldığınız sanatçılar, illüstratörler var mı?
Tarık Uslu Hokusai, Takehiki inoe, İnio Asano, Lin Yung Cheng, Araki, Ren Hang, Taiyo Matsumoto, Makoto Shinkai, Shirow Miwa, Rei Hiroe, Ken Nimura, Joe Madureira, Humberto Ramos, Chris Bachalo, ya bu baya baya gider özür dilerim. Çok unuttuğum insan vardır bunlar ilk aklıma gelen, kimisi çizer kimisi fotoğrafçı. Sevdiğim yerli sanatçılar da var ancak birini söyleyip diğerini söylememek olmaz.

Kamer Yılmaz Farklı sanat dallarına (edebiyat gibi) ve hatta bilgisayar oyunlarına da ilginiz var. Sizce bunlar sizi nasıl etkiliyor, beslediğini düşünüyor musunuz?
Tarık Uslu Beslemez olur mu, hayata dair ilgi duyduğunuz her şey sizi besleyip sonra bir şekilde öğütülüp bir icraya dönüşür. Edebiyat çok etkiliyor ister istemez, bana kalırsa iki tip okuyucu var; biri, bir an önce ne olacak diye eseri koşturtan, diğeri ise sahneleri zihninde canlandırıp yavaş yavaş sahneleri oluşturan. Eh o sahne zihninizde oluşurken elinizdeki metin size tüm detayları vermemeli. (Rus edebiyatı hariç, hayal gücü düşmanı resmen.)
Bilgisayar oyunlarına gelince ise, yine hikayeci tarafta kalmayı tercih ediyorum. Bana baştan sona bir dünya yaratsın, orada gezineyim. Son dönem oyunlar inanılmaz bir hale geldi. İçinde inanılmaz tasarımlar var, ilham alıyor insan doğal olarak. Diğer dallara girmiyorum ancak başta söylediğimi hepsi için uygun görüyorum, sadece sanat da değil, çevrenizdeki her şey incelenmeye değerdir.

Kamer Yılmaz Peki ya hayalleriniz…
Tarık Uslu Ergenlik hayallerimden biri gerçekleşmek üzere galiba, bir aksilik olmaz ise derginiz yayınlandığında gerçekleşmiş de olabilir.
Daha sonra spesifik dergiler var, illüstrasyonlarımla katkı vermek istediğim. Akademik hayata dönüş, en azından birikimleri aktarabileceğim bir mecra olsa güzel olur. Çizgi roman halen bir tutku. Dijital iyi hoş ancak çok fazla basılı iş üretmek gibi bir hayalim var. Henüz dijital kitaplara alışamayan ve kitapları sergilemeyi seven biriyim.
Doğrusunu isterseniz kaygısız bir şekilde çok sevdiğim işimi yapmak istiyorum sadece bu yeterince büyük bir hayal bana kalırsa.
Bir müddet Japonya da yaşam, tabi şu aşamada (malum corona salgını) çok mümkün gözükmüyor. Ancak yarın ne getirir bilemiyorum, umarım gelecek iyi olaylara gebedir.

Tarık Uslu’yu Instagram’da ustakun ismiyle bulabilir ve hatta takip edebilirsiniz.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 98. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.