Keşif: Gökalp Gönen

Bu aydan başlayarak “keşif” sayfamızda, yaratıcı işleriyle dikkatimizi çeken bir ismi ağırlayacağız.

Reklamcı olmasına gerek yok; tasarımcı olur, müzisyen olur, sinemacı olur… Tek kriter “yeni ve yaratıcı” olması. İlk konuğumuz Gökalp Gönen. 2. Anadolu Animasyon ve Dijital İşler Festivali’nde birinci olan Altın Vuruş adlı kısa filmiyle tanıdık onu. Ve size de tanıtmak istedik.

Babaanneye anlatır gibi anlat. Tam olarak neler yapıyorsun?

Yine babannem gibi hikayeler anlatıyorum. Büyüdüğüm bu hikayelerden olsa gerek, en çok da büyücü olmayı istedim hep. Sanırım şu an da ona en yakın şeyi yapıyorum.

Altın Vuruş isimli çalışmanla 2. Anadolu Animasyon ve Dijital İşler Festivali’nde birinci oldun. Filmden ve filmin yapım sürecinden bahsedebilir misin?

Altın Vuruş, yaklaşık bir yıllık çalışmanın eseri. Arada filmimi devam ettirebilmek için yaptığım ticari işleri çıkartırsak sanırım 6-7 aylık net bir çalışma söz konusu. Bütün süreçlerini ne yazık ki tek başına sırtlamak zorunda kaldığım bir iş. Bilgisayar başında geçen yüzlerce saatin, ağrıyan belin ve bileklerin eseri.

Hedeflerin ve hayallerin neler?

Hani böyle çok güzel bir kitap okuyunca ya da film izleyince, bi süre kendinize gelemezsiniz. Aklınızda sorular kalır. Gider yönetmeni, yazarı araştırırsınız, diğer kitaplarını filmlerini bulursunuz. İşte öyle bir iş yapmak. Bir tane bile olsa yeter.

İlham aldığın kişiler kimler?

Aslında çok fazla ama sanırım eserlerle ilgili takdir ettiğim asıl şey, kişilerin kendisinden ziyade, o kişilerin yaşamlarındaki bir dönem ve o ruh hali. Haliyle “şu kişiyi seviyorum” demek çok dürüst bir söylem olmaz. Yaptığı tüm işlere sevgiyle bağlı olduğum tek insan Asimov.

Behance’de kimleri takip edelim?

Behance, eğer aktif iş üretiyorsanız (ayda bir iki en az) kullanılabilecek bir şey. Ben senede sadece tek iş üretebildiğimden çok aktif kullanıp takip ettiğim söylenemez.

Türkiye’de animasyonun bugünü ve geleceğiyle ilgili iyimser ve kötümser görüşlerin neler?

Türkiye’de animasyon diye bir şey artık yok. Kullandığımız yazılımlar, öğrendiğimiz teknikler hep dünya kültüründen. Yurt dışında birçok festivale gittim. Küçük ülkelerin ulusal kategorilerinde genelde kötü animasyonlar olur ve diğer ülkelerin kötü animasyonları ile bizim kötü animasyonlarımız aynı derecede kötü. Yapılan hatalar aynı. İyi olan işler de sahiplerinin kendi deneyimleri ve çalışmalarıyla alakalı. Elbette kültürden etkilenme söz konusudur ancak eskilerdeki gibi ülkelere has animasyon üslubundan artık söz etmek mümkün değil (bunun için özel bir çaba gösterilmez ise eğer). Ülke sizin için altyapı hazırlayabilir ancak Türkiye daha evine bulgur, makarna koymaktan acizken, çikolata var mı diye sormak için erken. Gelecekte mecburen iyiye gidecek. Bütün dünyada böyle olacak ama bizim ülkemizde bunun şiddeti ne olur, emin değilim. Şöyle düşünün, şu an Altın Vuruş’u yapmak isteyen herkes istediği bütün malzemelere evindeki bilgisayardan ulaşabilir. Hepsi orada. Öğrenmek için ihtiyacı olan eğitim setlerinden, kullanacağı yazılımlara kadar her şey orada. Estetiğe dayalı disiplinler öğretilmez, öğrenilir. Bu süreçte de asıl ihtiyaç, zaman. Bu zamanın süresini belirleyen de ülkelerin ekonomileri. Kişilerin tembellik hakkı ne kadar artarsa o ülkede güzel işler o kadar artar.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Haziran 2016 sayısında yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.