Ekonomik dönüşüm

Pandemi dönemi kaçınılmaz olanı belki de beklediğimizden çok daha hızlandırdı. E-ticaret konusunda istatistiklerin gösterdiği rekor büyümeleri sadece alışveriş çılgınlığımıza veya e-ticaret markalarının sürekli kampanya iletişimlerine bağlamak büyük bir yanılgı olur. Pandemi gündemi haricinde, benim görebildiğim 3 ana faktör var. Birincisi bulunduğumuz coğrafyada teknolojik altyapı, bankacılık sistemleri ve lojistik hizmetlerin gelişmişlik seviyesi olarak rakip tanımayacak şekilde ilerdeyiz. İkinci ana faktör, genç nüfusumuz, sadece dinamik olmakla kalmadığı gibi yeni açılımlara adapte olmak konusunda da fazlasıyla hızlı. Üçüncü faktör ise ülkenin ticari kurumları birçok belirsiz şart altında sert manevralar yapabilmek konusunda çok deneyimli. Neredeyse tüm marketlerin birkaç ay gibi kısa bir sürede e-ticarete uyumlu hale gelmesi gibi.

E-ticaret tarafındaki gelişim ekonomik olarak bir dönüşümün de habercisi. Birçok kişi yaşanan dönüşümü tüketim çılgınlığı gibi görse de rakamların detayını incelediğimizde bunun çok daha ötesinde bir alışveriş gelişiminin olduğunu söylüyor. Sadece ihtiyacı olmayan gereksiz bir sürü şeyi almanın ötesinde, her ihtiyacını e-ticaret üzerinden karşılayan bir tüketici grubu oluşuyor.

Tüm ekosistem etkisiyle e-ticaretin, reel ticaretin devam edebilmesi adına da, istihdam katkısıyla da kritik bir rol oynadığını düşünüyorum. Türkiye’nin evde kaldığı dönemde ekonominin çarklarının hala dönmesini sağlayan çok önemli bir kanal haline geldi. Büyük e-ticaret platformları bu ekosistemi kendi tedarikleriyle ayakta tutmuyorlar, mesela sadece Trendyol üzerinde 80 bin adet satıcı, Türkiye’nin dört bir yanından bu günlerde ekonomik olarak aktif kalmaya devam edebiliyor. Bütün e-ticaret ekosistemini düşündüğümüzde tüm ülkedeki küçük ve orta ölçekli işletmeler için çok önemli bir can suyu olduğu aşikar.

Bugünlerde yaşadıklarımızı iyi okuyarak, ileriye doğru etkilerini değerlendirmeliyiz. Fiziksel perakende noktalarında şu anda ciddi olarak düşen trafik ve cirolar mutlaka pandemi sonrasında artış gösterecek ama eski seviyelerine gelmesini asla beklemiyorum. Dijital kanallar üzerine kayan kullanıcıların, bu alışkanlıklarını tamamen bırakarak geri dönmesi bana pek mümkün görünmüyor. Tüm markaların/ üreticilerin, kendi e-ticaret oluşumları veya pazar yeri stratejilerini gözden geçirmesi gerekiyor. İlla kendi platformunuz olması gerekmiyor ama pazar yeri stratejilerinizle ürünlerinizi dijital platformlarda tüketiciler ile nasıl buluşturmanız gerektiğini çalışmanız şart. Burada da en kritik konulardan biri yeni petrol; veri. En büyük tavsiye bahsedilen adımlar için veriye dayalı iletişim modellerine gereken yatırımların hiç gecikmeden yapılması olacaktır.

Cüneyt Devrim

Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 106. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.