Bir koç şirketini senden daha iyi yönetebilir mi?

Bir basketbol koçunun takımı yönetiş şeklinden yola çıkarak Alemşah Öztürk, yöneticilere sorular yönelterek iyi yönetime dikkat çekiyor.

Sevgili şirket yöneticisi, CEO, genel müdür ya da adın her neyse… Ekibini kurdun, yıllık hedefler verdin, koşun aslanlar! dedin, sonra masana oturdun. Yılsonu hesabını sordun, her şey yolundaysa mutlu oldun, sonra tekrar sonraki yılın hedeflerini verdin. Arada yanlış yaptılar kızdın, büyük yanlışlar yaptılar daha çok kızdın, hedefler tutmadı ekibi değiştirdin. Sonra tekrar başladın.

Peki sana soruyorum, bir basketbol koçu – mesela Phil Jackson- şirketini senden daha iyi yönetebilir mi? Bir bakalım istersen yakından, sana parantezler içinde sorular hazırladım bunu fırsat bilerek;

Koç, tüm oyuncularını kendi elleriyle seçer, hepsini yakından tanır, onlarla yakından ilgilenir. Sadece saha içindeki fiziksel durumlarını değil, zihinsel sağlıklarını da takip eder. (Ekibini ne kadar tanıyorsun? Onlarla düzenli bir iletişim kanalın var mı? Senin kapını çalabileceklerine inanıyorlar mı?)

Koç asla maçtan maça takımının yanında değildir, aralardaki tüm süreçlerde de takımıyla tamamen kenetlenmiş bir şekilde yaşar, onları bir arada tutar. Günlük hayatlarındaki akıl hocalarıdır aynı zamanda. (Bir çıkar ilişkisi çizgisinde kurumsallık yapısı içinde kalma, kalıyorsan da vazgeç! Kaç çalışanın sana kişisel dertlerini anlatıp, akıl alacak kadar güveniyor, saygı duyuyor? Gerçekten samimi olmayı öğren.)

Koç her maçtan önce takımını hazırlar, asla hazırlıksız bir maça çıkmaz. Hazırlık sadece fiziksel değildir, rakibi analiz eder, ekibini zafere odakladığı kadar deneyime de hazırlar, oyundan zevk almalarını ve bir takım olarak hareket etmelerine çalışır. (Onlar halleder kafasında yaşıyorsan işlerin yokuş aşağıya gittiğini fark etmene az kaldı demektir. Deneyimin parçası olmadığın, onları doğru yönlendirmediğin ve makro bakışı vermediğin sürece görevini yerine getirmiyorsun.)

Koç asla günü kurtarmanın peşinde değildir. (Bu toplantıyı da kurtardık, gerisine bakarız cümlesi sana tanıdık geliyorsa başın belada. Bazen büyük balığı yakalamak için küçük balıkları tekrar denize atmak gerekir. Bir vizyon çizme zamanın geldi ve geçti bile!)

Koç için takımın birliği, bütünlüğü her şeyden önce gelir. (İşini süper yapan ama ortalığı karıştıran bir çalışan mı var? Hemen kurtul! Sana çok iyi davranan ama ekibiyle anlaşamayan bir yöneticin mi var? Ya eğit, ya ekibi ya da yöneticiyi değiştir! Uyumsuzluğa izin verme!)

Koç motivasyonu asla düşürmez. Gereken dersi verdiğinde bile yapıcıdır. (Demotivasyonda dünyada 1 numara mısın? O zaman bu işi bırakma zamanın geldi! Zaten stresle boğuşan çalışanları sakinleştirip, odaklayacağın yerde onlara bir de sen mi stres yaratıyorsun? Yanlış yoldasın. Mutlu ekip, başarı getirir.)

Koç kazanmaya değil, oyuna odaklanmıştır. (Sadece sonuç odaklı olma, bitkiler bile fotosentez yapıyor. Ekibini rahatlatacak aktiviteler, şirket içi imtiyazlar ya da alanlar yarat. Yılda en azından 1-2 kere şirket dışı aktiviteler, partiler tasarla. )

Koç kritik anlarda asla soğukkanlılığını kaybetmez, oyunun kalesidir. (Kriz çıktığında en büyük kriz seni yatıştırmaksa ekibin ne yapsın? Herkesin düştüğü noktada onları sen kaldırıyor musun? Yoksa ortalıkta bağıra çağıra koşturuyor musun? Soğukkanlılığı ve olay analiz yeteneğini geliştir.)

Koç yenilgiyi bilir, ondan öğrenir, onu gömmeye çalışmaz. (Tüm başarıları sen yarattın, yenilgi dağlarını da ekibin yaptı değil mi? Yok öyle bir şey! En iyi öğretmen yenilgidir. Başarısızlıkları ekibin gelişim aracı olarak kullan. Aynı hataların yapılmaması için gereken süreçleri nasıl daha iyileştirirsin onu sorgula.)

Koç efor kadar tutkunun da oyuna konması gerektiğini bilir ve örnek olur. (Sadece eforla başarılacak şeyler sınırlı. Ekibinin o ekstra kalbi, enerjiyi, dikkati işe koyması için gereken tutkuyu, sevgiyi onlara aşılıyor musun? Yoksa ben işimi yaparım maaşımı alırım kitlesi mi yaratıyorsun?)

Koç bireysel yetenekleri analiz ederek, hem başarılı bireyler hem de başarılı bir takım yaratmanın yolunu arar. (Her birey için bir gelişim haritası çıkarttın mı? Onlara bir kariyer rotası yaratıyor musun? Bunlara odaklanmak yanı sıra başarılı bireylere nasıl takım olunur öğretiyor musun? Yoksa başarıyı rekabetle yaratma yoluna gidip kısa yolu mu tercih ediyorsun?)

Koç bilir ki son düdüğe kadar her şey değişebilir. (Umutsuzluk her şirketin zehiridir. Bir yöneticinin umutsuzluğa kapılması yasaktır. Bunun farkında mısın? Ekibini her durumda son ana kadar motive ediyor musun? Onlara başarabileceklerini aşılıyor musun, yoksa ortalıkta mahvolduk diye mi dolaşıyorsun?)

Şimdi doğru soruları biliyorsun…

Biraz antrenman yapsan iyi olur; yoksa bir Koç, yerini rahatlıkla kapabilir.

 

Alemşah Öztürk

41? 29! Chief Happiness Officer

 

 

Bunları da beğenebilirsin
3 Yorumlar
  1. Fatih diyor

    Aklınıza, yüreğinize ve emeğinize sağlık!

    Sahalarda görmek istediğimiz çok güzel hareketler bunlar. 🙂

    Patronlar ve yöneticiler çalışanlarını makine olarak görmekten vazgeçtiklerinde bunların hepsi daha anlaşılır ve uygulanabilir olacaktır.

    Değişim ve gelişim adına yararlı olacağına inandığım bu değerli yazıyı ben yazmadığım-yazamadığım için üzgün, birileri yazdığı için çok mutluyum.

    Sözün özü :İnsanı tanı ve değer ver!

  2. Sertaç diyor

    Başarısızlığın bedeli ve tadı işinize, personelinize yapabileceğiniz en önemli yatırımdır. Tadı çok kötüdür ve sindirmesi de bu sebepten ötürü zaman alır. Tabii bunu iyi bir şeye çevirebilmek için yönlendirmeyi bilmek gerekir. Ekibin de yönlendirmeye değecek kaygı ve isteğe sahip olması gerekir.

    Asıl yatırımınızı kaybettiğiniz an; “Eğitimine, öğrenimine bu kadar yatırım yaptığınız, para harcadığınız bir ekibi veya kişiyi kaybetmek” olacaktır. Yatırımınızı, para ve daha da önemlisi olan zaman yatırımınızı, değiştirdiğiniz personel ve/veya ekip ile birlikte çöpe atabilirsiniz.

    Alemşah Bey güzel anlamış ve anlatmış. Kendisi tartışmasız kıymetli bir bakış açısı ve vizyon. Ağzına sağlık.

  3. Ataman Dervişoğlu diyor

    Çok çok iyi bir tespit olmuş. Umarım tüm ilgili “Koç”lar okurda, hem vizyonlarını değiştirir hem de kaliteyi arttırırlar…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.