‘Yeni normal’ aslında hiç olmadı!

‘Sabah kalktık, hep birlikte ailecek evde yaptığımız ekmek ve sanal marketin getirdiği kahvaltılıklarla gayet normal bir şekilde kahvaltı ettik. Çocuklar normal olarak odalarına gitti. Bilgisayarlarını açtı ve Google Meets üzerinden okullarına bağlandı. Ben ve eşim Zoom ve Teams üzerinden günün ilk toplantılarını yaparken Getir’in getirdiği kahvelerimizi yudumlamaya başlamıştık.’

Romantik bir yeni normal hikayesi yazmak istesek büyük bir ihtimalle yukarıdaki gibi başlardı. Aslında hepimizin bildiği gibi yukarıdaki hikâye hiç de normal değil. Zaten s.zcük kökeni ‘norm’ olan ‘normal’ öyle altı ayda ya da bir yılda değişecek, ‘yenilenecek’ bir kavram da değil. ‘Yeni normal’ hiç olmadı. Bu sadece yaşadığımız zorluklara adapte olma çabasının kod adıydı ‘Evrene pozitif mesaj gönderme (!)’ rolü vardı.

Peki, hiçbir zaman var olmayan yeni normalden, pandemi döneminde yaşama tutunma mücadelemizden elimizde neler kalacak? Hepimizin bildiği gibi pandemi döneminde zaten var olan ‘dijitalleşme’ süreci ivme kazandı.

Pandemi sonrasında elimizde bu süreçte öğrendiklerimizden işimize yarayanlar kalacak. Tarih, toplumsal travmalar ve onlardan öğrendiklerimizin zamanla norm olmasıyla ‘normalleşmesiyle’ dolu.

Pandemi sonrasında evden çalışmanın daha yaygın olacağı kesin. Temel nedeni ise maliyetleri düşürmek olacak. Şirketler, bu dönemde plaza katları olmadan da işlerin yürüyebileceğini öğrendi, bu öğrenim kalıcı olacak. Tabii dijital iletişim ve pazarlama bir daha geri dönüşü olmamak üzere tahtını sağlamlaştıracak.

Bütün bu değişimler yaşanırken, pandeminin bitişiyle birlikte markaların iletişim faaliyetleri için çok önemli bir fırsat doğacak. Tüketici içgörüsü de ‘eski normale duyulan özlem’ olacak. Dijital dünyanın sunduğu sosyalleşme imkanlarını sonuna kadar kullanmış olan tüketiciler, gerçek anlamda sosyalleşmek isteyecek. Bazı sosyal teorilere göre hedonizmin etkili olduğu bir dönem başlayacak. Hedonist bir dönem başlar mı? Bilemiyoruz… Ancak markaların fiziki anlamda ‘sosyalleşmek’ isteyen hedef kitleleri için şimdiden düşünmeye başlamaları ve bu fırsatı kaçırmamaları gerekir.

Pandemi bittiğinde, en azından ilk dönemde, dijital mecraları kullanmadan tüketicilerine sosyalleşme imkânı yaratan markalar kazanacak.

Kerem Ayırtman 

İDA Üyesi

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 109. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.