Yapay Zeka ve Pazarlama – I

Yapay zeka insan gibi davranan bilgisayarlar, zeki makinalar, beynin kopyalanması veya zekada 2. seviye gibi birbirine benzeyen ama farklı tanımlara sahip bir kavram. Ama tam olarak hangi tanımı seçersek seçelim içinde zeka, insanla iletişim, otonomi, kendi kendini geliştirme ve öğrenme var. Ve tabii ki büyük bir değişim.

Emre Sayın "yapay zeka ve pazarlama" arasındaki ilişkiyi Campaign Türkiye 2017 sayısında yazdı.

Bilim kurgu okuyan herkes bilir ki insanlığın geleceğinde yapay zekanın çok önemli bir rol oynamadığı bir gelecek veya alternatif evren yok. Son zamanlarda yapay zeka alanında varılan nokta ve kısa zaman içinde beklenen gelişmelerle ilgili yazılanlar da pek bilim kurguyu aratmıyor doğrusu. Bunlardan birkaç tanesini paylaşarak başlayalım.

Yapay zeka ile ilgili son başlıklar

  • Şu ana kadar yapılan yol deneylerine göre kendi kendini kullanan arabalar şu anda bile insan sürücülerden daha güvenli.
  • Yapay zeka sadece dünyanın en iyi satranç oyuncularını değil, çok daha fazla sezgiye dayalı olduğu düşünülen “GO” ustalarını da yendi.
  • IBM’in geliştirdiği çok amaçlı yapay zeka Watson zor kanser vakalarında dünyanın en iyi onkologlarının %50 olan doğru teşhis oranlarını %90 doğru teşhis oranı ile geride bıraktı.
  • Pratik olarak baktığımızda şu anda uçakları çoğunlukla otomatik sistemler uçuruyor. Pilotlar bir yanlışlık olursa müdahale etmek için ama daha çok etik ve psikolojik faktörler nedeni ile kokpitte oturuyor.
  • Yapılan telefonda konuşma deneylerinde ilk 5 dakika içinde karşısındakinin bilgisayar olduğunu anlayamayanların oranı %33. Deneyin yapıldığı tarih 2014!
  • Ve son olarak dünyadaki işlerin %45’inin önümüzdeki 25 yıl içinde otomatize edileceğini öne sürenler var.

Belki önümüzde biraz daha zaman var ama yapay zekanın insanlığı birçok yönden etkileyeceği kesin. Sadece bilim, teknoloji ve ekonomi açısından değil hukuk, etik, siyaset açısından da birçok etkisi olacağı kesin görünüyor.

Bu etkilerin bazıları son derece pozitif iken bazıları ise en azından bireyler  açısından bakıldığında endişe verici. Sanırım şöyle dersek doğru olur: Yapay zekanın yaratacağı sosyal tsunamiyi atlatabilir ve risklerini yönetebilirsek  insanlık için çok potansiyeli olan bir gelişme; aynen ateşli silahlar, bilgisayarlar ve sosyal medya gibi.

Emre Sayın "yapay zeka ve pazarlama" arasındaki ilişkiyi Campaign Türkiye 2017 sayısında yazdı.

Kimi etkileyecek?

İnsanlık tarihinde önemli adımlardan biri olan globalleşme öncelikle elle yapılan işleri, üretim sektörünü ve mavi yakalıları etkiledi. Bugün popülizmin hortlaması ile birlikte Batıda globalleşmenin tepkilerini görüyor, yaşıyoruz. Bu dalgayı nasıl atlatacağımızla ilgili birçok soru işareti var. İnsanlığın 3. bir dünya savaşına sürüklendiğini düşünenler dahil olmak üzere…

Ancak yapay zeka sadece fiziksel işleri değil beyaz yakalıları, uzmanları, yöneticileri, yani toplumun her kesimini etkileyecek. Hatta belki de zekaya dayalı işlere ve sektörlere etkisi daha büyük olacak.

 

Bu noktaya nasıl geldik ve neredeyiz?

1990’ların başında Amerika’da lisansüstü eğitimimi alırken aldığım derslerden biri yapay zeka idi. O zamanlar yapay zeka ile ilgili konular parça parça ele alınıyordu: Öğrenme, problem çözme, içeriğe erişme ve bilgi kataloglama vs. Bu alanlar birbirinden kopuktu ve bütünle ilgili bir vizyon yoktu. Yapay zekanın en önemli parçasının stratejik düşünme, karar alma ve algoritmalar  olduğu varsayılıyordu ve ben de bu alanda çalışıyordum. Algoritma ve kod geliştirme daha çok yeni bir alandı ve bu konudaki beklentiler saflığa varacak kadar yüksekti. Tic-Tac-Toe isimli basit bir oyunda karşısındaki insanları yenen bir yazılım yazdığım için ne kadar gurur duyduğumu hatırlıyorum.

90’larda yapay zeka konusunda bir hayal kırıklığı daha oldu. Akıllı algoritmaların zeka için yeterli olmadığını gördük. Ama yine o sırlarda geliştirilen “neural network” gibi teknolojiler sayesinde gelişen öğrenme, 2000’lerden sonra çıkan arama motorları sayesinde gelişen bilgiye erişme ve indeksleme gibi özellikler, internetin yükselişi, insan etkileşimi, bilgisayarların sürekli artan işlem hızı ve kapasitesi bir araya geldi ve artık yapay zeka sistemleri tek bir alandan fazlasını öğrenebilen, insanlarla iletişim kurabilen sistemler halini aldı.

Bugün kendi kendine binlerce km yol yapan otomobiller, telefonda siparişimizi alan ve her gün kendini geliştiren yapay zekaya dayalı sistemler, banka ve telekomünikasyon şirketlerinin devasa veri bazlarının analizinde çalışan yapay zeka programları artık normal hale geldi.

Çok yakında hastalarımıza öğrenen, şefkat gösteriyormuş gibi mimikleri olan ve hiç gocunmayan robotlar bakacak. Çok yakında röntgenimiz bir doktorun masasına değil bir bilgisayarın veri tabanına gidecek. Çok yakında telefonda pizza siparişi verdiğimiz arkadaş canlısı sesin bir yapay zeka mı yoksa insan mı olduğunu bilemeyeceğiz.

Bu noktada eskiden hiç olmayan bir şeyin de olmaya başladığını görüyoruz. Çok saygıdeğer bilim insanlarının ve teknoloji dünyası liderlerinin yapay zeka konusunda bizi uyardıklarını duymaya başlıyoruz. Bunların arasında Stephen Hawking, Bill Gates ve Elon Musk da var. Korktukları sosyal dengelerin bozulması ve “singularity” noktası! Yani yapay zekanın kendi kendine öğrenme ve kendini geliştirme gücünün insanların kontrolünün dışına çıkması ve insan soyuna zarar vermesi. Hatta Terminatör filmindekine benzer felaket senaryoları. Eskiden bilim kurgu romanı yazarlarının dışında kimsenin ciddiye almadığı bazı riskler gerçek endişeler haline geliyor.

İşte yapay zekada geldiğimiz nokta bu. Sonsuz fırsatlar ve kullanım alanları önümüzde uzanırken korku ve endişeyi de beraberinde getiriyor.


Gelecek ay: Pazarlama’nın yapay zekaya karşı bir bağışıklığı var mı?

Sorumuz şu: Peki pazarlama nasıl etkilenecek bu gelişmelerden? Kısa ve uzun vadede yapay zekanın pazarlama alanına etkileri neler olacak? Bizim işlerimiz nasıl etkilenecek?

Gelecek ayki yazımda bunları tartışacağız. Eğer fikirleriniz varsa web sitemize yorumlarınızı bekliyorum.

Sağlıcakla kalın.

 

Emre Sayın

Verizon CMO Danışmanı

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Ekim 2017 sayısında yayımlandı.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.