Var mı benden güzeli bu dünyada?

Yok! Çünkü ben bir müşteriyim ve sen benim dünyamda benim kurallarımla, benim sevdiğim şeyleri, benim istediğim zamanda bana sunabilirsin. Hoş geldiniz yeni dünya düzenine.

Sizlerle Mayıs sayısında PwC’nin Dijital IQ araştırmasının sonuçlarını paylaşmıştım. Bu sonuçları doğrular nitelikte olan başka veriler de önümüzdeki yıllarda içerik sağlayıcıların gündemlerini daha da meşgul edecek konuların; “dijital iş stratejileri”, “yaratıcı ilişkiler” kavramı, “benim dünyam” yaklaşımının olduğunu gösteriyor.

Bu çerçevede, PwC Global Entertainment and Media Outlook 2014-2018’den bazı çarpıcı bilgileri sizlerle paylaşayım.

Dijital strateji değil!

Başından beri tekrarlanan şey hep buydu. Yaklaşımın doğrusu ise şu: Dijital döneme uyumlu “iş stratejisi”. Zira dünyada artık veri olarak kabul edilen bütün şirketlerin gerekli dönüşümü geçirmiş oldukları. Belki Türkiye’de bunu şirketler bazında çok hissetmiyor olabiliriz ama “teknolojik dönüşüm” zamanı çoktan geçti. Yani yeni oyun çoktan başladı ve geç kalanlar seyirci olarak dışarıdan seyrediyor; geri dönülemez dijital ortama geçiş tamamlandı ve burada işler her zamankinden daha hızlı yürüyor.

Yaratıcı ilişkiler

Dijital yaratıcılık artık eskidi. Yeni moda, dijital dünyada yaratıcı ilişkiler geliştirmek. İçerik sağlayıcıların oluşturdukları platformların çekicilikleri artık sadece içerdikleri bilgiler nedeniyle değil, aynı zamanda kurulan bu ilişkinin nasıl kişiselleştirildiğinde de yatıyor. İlişkinin derinliği arttıkça müşterilerin sadakati de artıyor. Müşterilerin geçmiş tercihlerinden esinlenerek önlerine getirilen alternatiflerin kişiselleştirilme seviyesi, bağlılık ve duygusallık seviyesini de doğrudan etkileyebiliyor. Görünen o ki, artık önümüzdeki dönemlerde psiko-dijital uzmanlık da bir meslek olarak karşımıza çıkacak. Belki yakın dönemde üniversitelerin ilgili bölümlerinde dijital psikoloji bir dal olarak ayrıca okutulmaya başlanabilir.

Benim dünyam

İşte buraya girmek söylendiği kadar kolay değil. Ama girmeye hak kazandıktan sonra da çıkmamak için elden gelenin yapılması gerekir. Bu dünyada yapılması gereken en önemli şey O’nu iyi tanımak ve sizin de kendinizi iyi tanıtmanız. Ancak bu yüksek teknolojiden fazlasını gerektiriyor: Doğru kurumsal kafa yapısı ve doğru yeteneklerin bulunması. Bu ikisi bir arada olup uyum içinde çalıştığında zaten O’nun için “uygun” ve “alakalı” olanı da yakalamak işten bile değil.

İstediği konularda tatmin edilmiş olan tüketici (yani “O”) buradan aldığı hazzın haklı şımarıklığı ile aynı ilgi ve alaka düzeyini perakendeciden, otomobil üreticisinden ve ihtiyaç duyduğu diğer tüm mal ve hizmet tedarikçilerinden de bekliyor.

Yani, endüstriler arası iş ortaklıkları ve projelerin gelecek dönemde daha da gelişmesi bekleniyor. Zira hepsinin çok basit bir ifadeyle ortak bir amaçları olacak; “müşteri memnuniyeti”.

Kurumlar yukarıda saydıklarımı başarabilmek için temelde şu özelliklere de sahip olmalıdır. Birincisi; müşteri kişisel bilgiler ile ilgili paylaşımlar konusunda kendi güvenliğini kendisi kontrol ettiğini bilmeli, yani her şey onun kontrolünde, onun istediği şekilde yürümeli. İkincisi; hızlı ve kıvrak düşünce yapısına sahip bir yönetim bilincine sahip olunmalı. Üçüncüsü de; yaratıcılık körüklenmeli, ama artık ihtiyaç olduğu şekilde, yani alışılagelmişin dışında yaratıcı ilişkiler gibi.

 

Murat Çolakoğlu

PwC Türkiye Şirket Ortağı Eğlence ve Medya Sektör Lideri

 Twitter:@mcolak001

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Temmuz 2014 sayısında yayınlanmıştır.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.