Kristal Elma Nostalji: Beni de “tanık” yazın!

Organizasyonda her şey dört-beşlikti. İstanbul sonbaharı bile Ömer Erdem’in gazabına uğramamak için bulutlarını bir kenara gizlemiş, güneş açmıştı 25. Kristal Elma Yaratıcılık Festivali boyunca. Beni de tanık yazın! Türkiye iletişim, reklamcılık ve pazarlama endüstrisinin şu ana dek yapılmış en uluslararası festival organizasyonunu gördüm. Bu vizyonu ortaya koyan RD Başkanı Alper Üner ve Yönetim Kurulu da her türlü övgü ve teşekkürü hak ediyor.

Duydum

• Sosyalleşme teknolojik altyapısının artık dünyada bir elektrik veya su temini kadar mühim ve vazgeçilmez bir hizmet olarak temin edilmesi ve aynı zamanda ulaşılabilir olması gerektiğini,

• Artık sabit değil, “giyilebilir” multi-purpose-screen sahibi olmanın önemli olacağı günlerin çok yaklaştığını,

• İnternet üzerinden video izleme oranının ve öneminin daha da artacağını,

• Teknolojiyi takip ettiğini zanneden insanların aslında %84’ünün aslında çok gecikmeli olarak kendilerini yeniliklere adapte edebildiğini,

• Teknoloji, içerik ve dağıtım ağı üçlemesinin önemini her geçen gün daha da artıracağını,

• “İçerik otlanması” ve “örümcek taraması” diye yeni tabirlerin olduğunu,

• Erkeklerin kadınlardan daha fazla tablet kullandıklarını, duydum.

Gördüm

• Steve Jobs’un sözlerinin daha çok uzun süre sunumlarda dudak ısırtacağını,

• Festival alanının her yerinde çağın gereğine uygun şekilde ve sunumlarda da belirtildiği gibi tüketici ile iletişim ve etkileşim içinde olan “likit içerik” olduğunu,

• Tüketicilerin her ortamda birden çok ekranda ve aynı anda içerik kullanma eğiliminde olduğunu,

• Tüketicilerin bir içeriğe ulaşma konusundaki beklemeye tahammül sürelerinin saniyelerle ölçüldüğünü,

• Doğru yeteneklerle yaratıcılığı dörtnala koşturduğunuzda nasıl işler çıkartılabildiğini,

• Doğru zamanda, doğru yerde, doğru kanallarla iletişimin önemini,

• Türkiye’nin kadın reklamcılarının yurtdışındakilere dudak ısırtacak yetkinlik ve çoklukta olduğunu, gördüm.

Söyledim

• Oyunun yeni kuralının “esnek yaratıcılık ile tüketici ihtiyaçlarının karşılanması” olduğunu,

• Artık “dijital iş modeli” değil “dijital hayatlara uyum modeli”nin yeni iş modeli olduğunu,

• İçerik kuratörlüğünün hep önemli, çok önemli olduğunu,

• Kişisel bilgi güvenliğinin hem tüketici hem de içerik sağlayıcısının dikkat etmesi gereken hassas ve ciddi hukuki sonuçları olabilecek bir konu olduğunu,

• Tüketiciye tam teslimiyetin kaçınılmaz olduğunu,

• Türkiye’nin Eğlence ve Medya Endüstrisi için 2017 senesine kadar en yüksek büyüme hızı ve ekonomik anlamda en büyük segmentin “internet kullanımı” olduğunu,

• Türkiye için ilk beşte bulunan diğer segmentlerin TV reklamcılığı, paralı HD yayıncılığın,  gazete yayıncılığı ve internet reklamcılığı olduğunu,

• Türkiye’nin farklı ekonomiler içinde Eğlence ve Medya Endüstrisi kıyaslamasında düşük ölçek ama hızlı büyüme olan ülkeler kategorisinde üst sıralarda olduğunu,

• Korsan içerik kullanımının sosyal bir norm haline gelmiş olduğunu, bu tarz tüketicilerin “download-indirme” terimini aslında yaptıkları “hırsızlığı” tanımlamak için kullandığını ve bunu aslında teknik bir işlemmiş gibi göstermeye çalıştıklarını,

• Korsan içerik kullanıcılarının içerik sahibinin uğradığı zarar konusunda hiçbir fikre sahip olmadığını,

• Kişiselleştirilmiş reklamın etki oranının tartışılmaz üstün olduğunu,

• Tüketicilerin sahip olduğu kişisel bilgileri paylaşıma razı olmaları için artık pazarlık güçlerinin farkında olduğunu, karşılıksız olarak bunu paylaşmak istemediklerini,

• Birden fazla hizmetin aynı anda sunulduğu çok amaçlı yaklaşımların (HD yayın, internet, telefon, vb.) artık tüketici tarafından beklendiğini, söyledim.

Murat Çolakoğlu / PwC Türkiye Şirket Ortağı, Eğlence ve Medya Sektör Lideri

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Ekim2013 sayısında yayınlanmıştır. 

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.