artwork

UFO da olur, göktaşı da

7 sene önce

1

Şu sıralar Dünya dışından bir olayla karşılaşılsın istiyorum. Göktaşı olur, UFO olur, yakınlarda yaşanabilir bir gezegene gitmek olur, uzaydan bizimle haberleşmek isteyen birilerinden gelen mesaj olur. Ne olursa!

Bu isteğimin arkasında seyrettiğim Holywood filmlerinin etkisi var. Hani böyle olaylar olunca tüm milletlerden, tüm dinlerden, tüm ırklardan insanlar bir araya gelir de tek vücut olur, her beraber gök yüzüne falan bakarlar ve el ele tutuşup birlik olurlar uzaylılara karşı ya da göktaşını yok etmeye gidenler için hep beraber dua eder Hristiyanı, Müslümanı, Yahudisi, Budisti aynı çatı altında, kimin ne olduğuna bakmaksızın. Hani böyle durumlarda hatırlanır ya insanoğlunun “bir”liği, kimin ne olduğundan ziyade aynı evde (Dünya’da) beraber yaşadığımız.

İstiyorum valla!

Yine iş maalesef

Aklımdan yukarıdaki gibi çılgın fikirler geçirirken ve bir yandan tüm pozitifliğimi korumaya gayret ederken ve halen UFO’lar da gelmediğine göre PwC’nin yaptığı bir araştırmadan bahsedeyim kısaca. Günlük kullandığımız bazı şeyler sanki aslında hep varmış gibidir ya! Mesela sabah sizi uyandıran dijital saat, pilli diş fırçanız, arabanız, Bluetooth bağlantılı online radyonuz, bilgisayarınız. Günlük yaşam dokumuzun doğal bir parçasıdır bunlar. Ayırt edemezsiniz. Özellikle bilgisayarlar bu durumda ve cep telefonları da bu hale geldi gelecek.

Robotlar ve reklamlar…

Hani diyorum ya hep, biz neden bahsediyoruz, dünya neden bahsediyor diye; yine aynı mesele. Millet artık bu teknolojilerin hayatın parçası olup olmadığını geçmiş zaten uzvu haline getirmiş ve şimdi robot çeşitleri ve insan hayatındaki yerini, “günlük hayatta ayırt edilemez parça” ne zaman olur onu tartışıyor. Robot diyorum yahu iyi duydunuz. Ölüm demiyorum, şehit demiyorum, ırkçılık demiyorum, ölen insan yavruları demiyorum. Robot diyorum robot! Bunlardan bahsediyor bunu tartışıyorlar. Biz nerdeyiz, nerede kalmamız isteniyor? Neyse!

Derken, bu ileri bilinçteki tüketicilere sormuşlar “kişiselleştirilmiş reklamlar önemli midir” diye.

Alınan cevapların ağırlığı kültürlere göre farklılık gösterebilmekle beraber genelde mobil cihazlarda kişiselleştirilmiş video ve banner tarzı reklamların tercih edildiği yönünde. Takip edilebilirlik ve coğrafi yer tespiti yoluyla tüketiciyle ilgili olduğuna inanılan konu ve ürünlerle ilgili kişiselleştirilmiş bilgi ve reklam alınması konusunda yaşı 35 ve üstü olanların takip/coğrafi yer tespiti konusundan pek hoşlanmadığı, daha küçük yaşlarda olanların buna pek takılmadığı da verilen cevaplardan anlaşılmış.

Demek ki yaş ilerledikçe takip edilmekten hoşlanma hissiyatı azalıyor.

Dijital gücün 4 ötesi

Bir de verilen cevaplar sonunda dijital gücün dört temel ögesi olduğu düşünülen şu başlıklar ön plana çıkmış;

• İçeriklerin mobil kullanıcılarının rahat ulaşıp kullanabilecekleri şekilde düşünülmesi ve oluşturulması,

• İçeriklerin ağırlığının video tabanlı olması,

• İçeriklerde reklam olacak ise bunun doğal (benim tabirimle – içine yedirilmiş-) şekilde verilmesi,

• Doğru tüketiciye, doğru cihaz üzerinden ve doğru fiyatla ulaşılmazsa fiyasko olabileceği

Zor değil.

Yakın takip, veri toplama, analiz ve bu bilgiler ışığında oluşturulacak doğru strateji ile başarılı olunmaması şaşırtıcı olur.

Hadi bir UFO ya, çok mu çok şey istiyorum?

Murat Çolakoğlu
PwC Türkiye Şirket Ortağı
Eğlence ve Medya Sektör Lideri
@mcolak001

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye dergisinin Ekim 2015 sayısında yayınlanmıştır.