Türkiye’nin kendi “Cool Britannia” kampanyasını yapma zamanı geldi

Ülkeler, milletler ve etnik gruplar için genelleştirmeler her zaman her yerde yapılır. Pazarlamada görüş eşittir gerçektir! Türkiye, ‘Young Turks’ genelleştirmesini pozitife çevirerek itibarını yükseltebilir.

Çoğu zaman genelleştirme veya özleştirme negatif veya tercih edilmeyen bir yaklaşımdır. Özünde genelleştirme bir birey, bir topluluk, bir etnik grup veya bir millet hakkında yapılır.

Olumlu örnekleri arasında “İtalyanlar zariftir, Fransızlar entelektüeldir, Almanlar dakiktir, Japonlar disiplinlidir, Museviler akıllıdır, Araplar cindir, İngilizler adildir, Amerikalılar dobradır” gibi genelleştirmeler vardır. Olumlu örnekler arasında Türklerin misafirperverliği çok meşhurdur. Lisanımızda bile tüm vatandaşlara “Abi, Abla, Teyze veya Amca unvanlar ile aile gibi” sayıp, yabancı misafirlerimizi ağırlamayı görev biliriz. Olağanüstü ısrarlar ve düşüncele fedakârlık yaparak hem bu özveriden şikâyet ederiz, hem de gurur duyarız.

Olumsuz genelleştirme örnekleri arasında “İtalyanlar duygusaldır, Fransızlar snob’dur, Almanlar kabadır, Japonlar acımasızdır, Museviler cimridir, Araplar dincidir, İngilizler soğuktur” gibi yakıştırmalar vardır. Olumsuz genelleştirmeler arasında Türklerin asi, bir yapı içinde kontrol edilemez ve barut gibi parlayan karakterlerine yönelik ise ‘Young Turk’ (Jön Türk) sıfatı tarih, edebiyat ve sinemada sıklıkla kullanılır.

Genelleştirmeler aslında bir kitlenin itibarını tanımlar. Elbette bu itibar, doğru veya yanlış, bir takim varsayımlar üzerine kurulmuştur. Fakat pazarlamada “görüş eşittir gerçek” diye önemli bir kavram vardır. Bir milletin itibarı yaptığı işe yansır, yaptığı işin kalitesi memleketin itibarına yansır ve bir memleketin itibari da milletinin itibarına yansıyarak bir döngü içinde hepimizi birlikte ya düşeriz ya kalkarız.

İtalyanların zarifliği İtalya’nın tasarım önderliğine, Fransızların entelektüelliği Fransa’nın kültürel önderliğine, Almanların dakikliği Almanya’nın mühendislik önderliğine, Japonların disiplini Japonya’nın kalite önderliğine, Yahudilerin zekâsı İsrail’in etkin girişimcilik önderliğine, Arapların cinliği Orta Doğu’nun ilginç güç birikimine, İngilizlerin adilliği İngiltere’nin danışmanlık uzmanlığına ve Amerikalıların dobralığı ABD’nin dünya marka önderliğine yol açmıştır. Türklerin misafirperverliği Türkiye’nin tarım ve turizm sektörüne yansımıştır.

Peki, ya şimdi hiç mi İtalyanların tasarım üstünlüğü, Almanların mühendislik becerileri, Japonların kalite kontrolü, Musevilerin girişimcilik ruhu, Arapların güç birikimi, İngilizlerin adalet şeffaflığı veya Amerika’nın dünya markaları ile Türkiye olarak yarışamayacak mıyız?

İtalyan tasarımı kıyafetleri biz dikiyoruz, Alman otomobillerini biz üretiyoruz, Avrupa’nın gıdasını biz sağlıyoruz ve Orta Doğu’nun binalarını biz inşa ediyoruz, Japonların teknolojisini biz kullanıyoruz, İsrail’in bölgedeki kapılarını biz açıyoruz ve Amerika’nın markalarını biz tüketiyoruz.

Dünya çapında hakkımızdaki genelleştirmenin bilincinde olup şekillendirmek bizim elimizde. Bir, iki, üç tane emsal oluşturan yeni ekolojik bina veya otellerimiz olsa, organik tekstil ve gıda da katma değeri yüksek olan marka yaratsak, bu bir başlangıçtır. Bu alanlar sadece bir başlangıçtır; çünkü buna benzer dünyayı saracak fakat hiçbir ülke tarafından henüz fikir önderi olarak sahip çıkılmamış bir suru yepyeni sektör açılıyor. Bu sektörlerde rekabet etmeksizin, Türkiye’nin standartları oluşturan oyuncu olma imkânı var. Bu fırsatları değerlendirmek için bir millet olarak dayanışmayı, sanayi olarak yenilikçiliği, memleket olarak vizyon sahibi olmayı ön plana çıkarmak gerekmektedir.

Genelleştirme eşittir gerçek. Gerçek eşittir genelleştirme. Her başarılı girişimci ülkemizin itibarini artırır. Güçlü itibari olan ülkemiz de her bireye prim kazandırır. Ne zaman kendi aramızda, ne zaman dışarısıyla yarışacağımızı iyi ayırt edebilmeliyiz. Küresel rekabet ortamında güç birliği, ortak vizyon ve emin adımlar atarak katma değeri daha yüksek kulvarlarda kendimizi önemli oyuncu olarak bulabiliriz. Birçok kültür, belirsizliklerden çekinir ama Türklerin belirsiz ortamlarda esas hünerleri ve sabrı avantaja dönüşür.

Türkiye’nin ithalat ihracat dengesini değiştirmesi için marka yaratması kritik öneme sahiptir.

“Young Turk” genelleştirmesini yeniden tanımlamanın zamanı geldi! Young Turk, küresel düzlemde en çok bilinen küresel “markalar” arasında yer alıyor. Birleşik Krallığın düzenlediği “Cool Britannia” kampanyasına fark atar!


NOT: Bu yazı 1 Ocak 2012 tarihli Campiagn Türkiye dergisinde yayınlanmıştır.

Didem Altop – Endeavor Türkiye Genel Sekreteri

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.