Tanıdık yoksa vermem!

İkametgahlı, referanslı “VHS kaset” kiralama dönemlerinden 443 milyon dolarlık “filmed entertainment” endüstrisine ulaştık. Peki ama bu büyüklük Türkiye için yeterli mi?

Dükkanın kapısından içeri girdiğimde sanki lunaparka girmiş gibi mutlu hissettim. İnanamıyorum! Duvarlardaki rafların tamamı yüzlerce film kasetiyle dolu. Yani istediğim filmi buradan alıp evde istediğim zaman seyredebilecek miyim? Yaşasın!!

Roket mühendisi edasıyla tezgahın üzerindeki video cihazına sıkışmış filmi kurtarmaya çalışan adama yaklaşıp kalbim çarparak diyaloga başladım;

– “Kaset” kiralamak istiyorum! (raconu buydu sormanın)

– Beta mı VHS mi?

– ??? (biraz durakladıktan sonra) VHS.

– Bende VHS film çok fazla yok (nedense hep böyleydi)

– Tamam olsun, olanlara bakayım.

Heyecanla listeyi gözden geçirdikten sonra bir tane karate filmi seçtim. Adam bu arada sıkışan filmi söylenerek kurtarmış, rahatlamıştı.

– Bunu kiralamak istiyorum.

– Kayıt numaranızı alayım!

– Kayıt mı? İlk defa kiralayacağım. Yaptırayım.

– Yalnız, ikametgah istiyoruz kayıt için. Bir de referans.

İkametgah ve referans! Kırılan çocukluk heyecanım için ne yapacağız?

1980’li yıllarda kamyon takozu ebat ve ağırlığında olan video oynatma cihazlarının evlerimize girmesiyle birlikte başlayan kaset kiralama furyasının bir parçası olmuştum ben de ikametgah ve referans temin ettikten sonra. Ciddi iş, dalga geçmeyin, sonuçta hırlısı var hırsızı var, o kaset giderse ne olur, yedek kopyalama desen zaten, o da ne?

Nereden nereye

443 milyon dolar. Bu rakam, 2013 senesinde sinema, sinema reklamcılığı, elektronik ve fiziki video kira ve satışı rakamlarını da içerecek şekilde gerçekleşmesi beklenen Türkiye “filmed entertainment” endüstrisi büyüklüğünü gösteriyor. Bu rakamın %52’sine tekabül eden 233 milyon dolar, Box Office olarak adlandırılan sinema gişe gelirlerinden oluşuyor. Sektörün toplam büyüklüğü 2008 senesinde 324 milyon dolar idi. Büyüme hızı biraz yavaş kalmış 2008-2013 arasında.

Avrupa Avrupa

Bu büyüklüğümüz ile Avusturya, Danimarka, Finlandiya, Yunanistan, İrlanda ve Portekiz gibi bazı Avrupa ülkelerinin önünde isek de, gerek nüfus gerekse nüfusumuzun gençliği dikkate alındığında neden Belçika, İsveç, İsviçre, Norveç ve Hollanda’nın çok gerisinde olduğumuzu düşünmemiz gerekir.

Ülkemizin potansiyeli olmasına rağmen ve sektöre özel büyüme oranımızın önümüzdeki 5 yıl boyunca ortalama %6,2 olması tahmini ile bu pazarın 2017 senesinde 568 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşması bekleniyor.

İspanya, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkelerin rakamları zaten milyar dolar seviyelerinde olması nedeniyle “neden bizde de olmasın?” diye geçiyor içimden. Ülke olarak hedefimiz ekonomik ve sosyal olarak bu ülkeler düzeyine ulaşmak ve daha da ilerisine geçmek olduğundan bu büyümeyi nasıl hızlandırabileceğimiz konusunda yaratıcı genç nüfusumuzdan yararlanmalıyız. Önümüzdeki dönemlerde hızlı büyüme nasıl mümkün olur bunu düşünmeliyiz.

Potansiyel

Bu sektör ile ilgili sevindirici gelişmeler; Robert Redford’un kurduğu Sundance TV ile İsviçre’de yerleşik VOD operatörü Viewster’in Türkiye’de VOD platformu kurmak üzere yatırım yapmak istediklerini açıklamalarıdır.

Konvansiyonel paralı kanalların 2012 ile 2017 seneleri arasında dikkat çekici şekilde ortalamada yıllık %12,7 oranında büyüme göstereceği beklentisinin olduğu da gözlerden kaçırılmaması gereken bir potansiyel olup geleceğe dönük ciddi bir sinyaldir.

Box Office büyüklüğünün 2017 senesine kadar yıllık ortalama %5,4 büyüme tahmini ile 288 milyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu rakam Hollywood yapımlarının ciroları ile karşılaştırıldığında çok çok düşük. Bu da bize bir kamçı olmalı, daha çok çalışıp büyümeyi daha çok körüklemeliyiz.

Sinema reklamları

İtiraf edeyim, sinemalarda gösterilen reklamlar ile aram pek iyi değil. Amacım film izlemek ama reklamlar nedeniyle ben yerimi aldıktan yaklaşık 15-20 dakika sonra başlıyor, aldığım mısırı yarılıyorum.

Gelgelelim, bu tarz reklamlar ile ilgili büyüme beklentisi 2017 senesine kadar yıllık ortalama %4,1 olup 39 milyon dolarlık bir tutara ulaşması tahmin ediliyor. Tamam! Kabul, her şey Türkiye için sonuçta, film öncesi reklamları da seyrederim ve film başlamadan hızlıca çıkıp sıcak ikinci kap mısırı alırım, söylenmeyeceğim.

Murat Çolakoğlu / PwC Türkiye Şirket Ortağı, Eğlence ve Medya Sektör Lideri

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Kasım 2013 sayısında yayınlanmıştır. 

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.