SXSW’de bu yıl neler konuşuldu?

Aranızda South by Southwest’i (SXSW diye kısaltılıyor) duyanlar hatta daha önce gidenler vardır eminim. Ama duymayanlar için kısa adı ile “South By” interaktif pazarlama ve dijital konusunda dünyanın belki de en önemli etkinliği. Ne zamandır merak ederdim, ilk defa bu sene gitme fırsatı buldum. SXSW 2016 ile ilgili izlenimlerimi taze taze sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu arada sizin de paylaşmak istedikleriniz varsa bu yazının altına yorumlarınızı beklerim.

 

South by Southwest ilk defa 1987’de New York Müzik Festivali’nin bir uzantısı olarak Austin Texas’ta başlamış. Her sene gelişen ve 10 gün süren müzik festivaline 2000 civarı şarkıcı ve grubun katıldığı söyleniyor. Bunun üzerine film de eklenmiş. Ama etkinliği, tabiri caiz ise, patlatan karar interaktif pazarlamanın eklenmesi.

İlk izlenimler

Etkinlikle ilgili sizi ilk çarpan şey “bolluk” hissi. Hemen ardından da interaktif pazarlama dili ile FOMO! (Sürekli bir şeyler kaçırıyor olma korkusu – Fear of missing out) Bunun nedeni festival boyunca birbirine yürüme mesafesindeki yüzlerce mekanda; aynı zaman diliminde onlarca konuşma, sunum, tartışma, kitap okuma, mentorluk seansı ve workshop’ın paralel olarak yapılması… Bir sonraki konuşmayı kaçırma endişesi ve o an olduğun seansın yanındaki salonda ne tartışıldığını merak etme duygusuna ancak 3-4 gün sonra alışıyor insan. Geceleri bu duygu hangi konseri veya partiyi kaçırdım duygusuna dönüşüyor. Bütün bunlara etkinliğe gelen insanlarla tanışma ve networking yapma fırsatlarını ve kongre merkezinin alt katını kaplayan sergi alanını da eklersek sanırım resmi tamamlamış oluruz.

En çok konuşulan konular

Bu senenin en çok konuşulan konuları interaktif pazarlama ve yeni ekonominin nereye doğru gittiği ile ilgili önemli ipuçları veriyor insana. Benim bu seneki listem şöyle:

l Sanal gerçeklik ve Augmented Reality (VR ve AR): Burada VR ön plana çıkıyor. Bunun nedeni Wired yazarı Kevin Kelly’nin açıkladığı gibi gelişen kaliteden çok maliyet ekonomisi. Yani VR çok yakında günlük hayata girecek çünkü 20 yıl öncesine göre kalite 1000 katı artmasa da fiyat 1000 katı düştü. İnteraktif pazarlamacılar, hazır olun!

l Paylaşımcı ekonomi ve bunun hayatımıza etkileri: Herkesin ağzında Airbnb, Uber gibi servislerin yarattığı derin deprem var. Wikipedia ilk ve hala en ekstrem örneklerden olsa da yeni eklenecek alanlar SXSW’de bol bol tartışıldı. Bunlardan en ilginci Internet of Things (IOT) ve cloud servisleri ile popüler olan “akıllı şehir” konseptinin yepyeni açılımı: Toplum tarafından yönetilen şehirler.

Bu bir bakıma toplulukların gücünü teknolojinin gücü ile birleştirmek anlamına geliyor. Şehir planları ve yolların bakımında toplumun anlık katkısını almak, sürücülerin yorumları ile trafiği yönetmek, toplu mekanlarda oylama ile müzik, atmosfer yönetimi ve katılımcı eğitimi gibi birçok yeni ve heyecan verici fikir konuşuluyor.

l Deneyim tasarımı ve yönetimi: Pazarlamada deneyim tasarımı ve yönetimi konusu her geçen gün daha popüler oluyor.  “Mutluluk nasıl tasarlanır?”dan tutun da, “deneyimin yazılımına” kadar birçok seans vardı SXSW’te. Hatta bir otelin tüm salonları buna ayrılmıştı denebilir. Bence en ilginç seanslar özelleşmiş deneyim tasarımını anlatan seanslardı. Hastane ve sağlık sistemleri ile ilgili bir seansı gerçekten unutamayacağım. Aslında bu konuşmalar pazarlamanın normalde çok ön planda olmadığı sağlık, konaklama ve eğlence tasarlama gibi alanlara  gireceğinin bir göstergesiydi.

l Hayat bilimleri, sağlık ve bio-teknoloji: Bu alan belki de bütün SXSW’in en heyecan verici ve en çok yenilik sergilenen alanıydı. İnteraktif pazarlamacıların çok alışık olmadığı bir alan gibi görünse de bu konular bangır bangır geliyor gündeme.  Şu çok net ki önümüzdeki yıllarda ölçülebilen her şey ölçülecek ve buna vücut fonksiyonlarımız, yediklerimiz, nefesimiz, uyku döngülerimiz de dahil. Ayrıca Crispr teknolojisi ve big data gibi teknolojiler sayesinde genler yakında neredeyse yazılımlar gibi programlanabilecek hale geliyor. Bunun ürkütücü yanı, getirdiği büyük potansiyel ile beraber tartışılıyordu salonlarda.

l Esports ve oyun: Teknoloji, sosyal medya ve oyun bir araya gelince yepyeni bir alan doğuyor. Şimdiden bazı ülkelerde televizyonu geçtiği söyleniyor, sosyal bir fenomen haline gelen Esports’un. Burada sanal arenalarda yarışan devler ve twitch’ten onları takip eden milyonlarca genç hayran var. Bu devler Messi gibi, Stephen Curry gibi süper yetenekli, olağanüstü insanlar. Ama 10’lu yaşlardalar, ultra hızlı refleksleri, çok boyutlu ve stratejik düşünme yetenekleri, inanılmaz hızlı ve efektif iletişim kabiliyetleri var. Ve milyonlara varan hayranları var. Esports yeni bir alan, erişilmesi çok zor bir kitleye hitap ediyor ve eski NBA efsanesi ve Esports takım sahibi Ricky Fox’a göre “bulaşıcı”. Aman dikkat…

Bir etkinliğin ardından…

Çoğunluğu Amerikalıların oluşturduğu bir etkinlik SXSW. Nedeni Amerika’da olması değil; bu konuya Amerika’dan ezici bir ilgi olması. Festivalde tanıştığım bir Bavyera eyaleti çalışanı, işlerinin Almanya’ya girmek isteyen start-up’lara yardımcı olmak olduğunu ve ofislerinin Silikon Vadisi’nde olduğunu anlattı.  Almanya çok gelişmiş bu konuda dedim; “Biz de öyle zannediyorduk” dedi ve ekledi: “Ama buraya gelince öğrendik ki sadece Austin şehrinde verilen yıllık VC miktarı girişimcilere dönük sermaye) Almanya’da verilen toplam VC’den daha fazla!”

Austin seyahatinin ardından beni en çok düşündüren şu oldu: Teknoloji ve giderek hızlanan inovasyon sadece iş dünyasını ve pazarlamayı değil sosyal hayatımızı ve toplumu hiç alışık olmadığımız bir hızla değiştiriyor. Türkiye’de bu konular konuşulsa da sanki uzak ve birileri tarafından yönetilen trendlermiş gibi bir hissiyatla tartışılıyor. South By’daki his tam tersi. Bilinmeyenler çok, belirsizlik diz boyu, toplumsal dönüşümde zorlanılıyor ve ortalık çok karışık. Buna rağmen bu yenilikleri kucaklama, adapte olma, yeni dünyaya bir katkıda bulunma ve sorunlar olsa da çözümün bir parçası olma hissi çok kuvvetli. Başkan Obama’nın konuk olarak yaptığı sohbette aldığım en önemli his de işte buydu. Bize uzak, gelecekte görünen konular onun için de gayet gerçek ve önemliydi.

Halbuki aynı çağda yaşıyoruz.

Halbuki SXSW’te konuşulanlar seni ve beni, Başkan Obama kadar hızlı etkileyecek.

Halbuki bahane kalmamış artık.

Konu para veya olanak değil, bakış açısı.

Sağlıcakla kalın.

 

Emre Sayın

Verizon CMO Danışmanı

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Nisan 2016 sayısında yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.