Sosyal medyada ifade özgürlüğü

Gün geçtikçe sayısı hızla artan sosyal medya platformları, kullanıcılarına kendi fikirlerini, fotoğraflarını ve ilgi alanlarını çok sayıda kişi ile paylaşma imkanı veriyor. Ancak bu paylaşımlar kimi zaman masumane kişisel fikirleri ifade eden paylaşımlar olurken kimi zaman ise hakaret, kişilik haklarına saldırı, özel hayatın ihlali gibi muhtelif suçların işlenmesine veya yanıltıcı reklam ile tüketicilerin aldatılmasına da sebebiyet verebiliyor.

Kullanıcıların özellikle Twitter gibi micro blog sitelerinden düşüncelerini beyan ederken yazdığı veya retweet ettiği bir tweet yüzünden soluğu adliyede alması artık sıkça karşılaştığımız bir durum haline geldi. Öncelikle mahkemeler bu tip tweet’lerin kaldırılmasına karar verirken bu kararın uygulanmasında sosyal medya platformları ile işbirliğinde ciddi sorunlar yaşanıyor. Ayrıca suç konusu tweetler sebebiyle ceza alan birçok kullanıcı da bulunuyor.  Verilen cezaların belirlenmesinde sosyal medyanın “basın” olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ayrı bir tartışma konusu oluyor. Ne Basın Kanunu ne de 5651 sayılı Kanun bu haliyle sosyal medyayı medya veya basın olarak nitelendirmek için yeterli değil. Eğer sosyal medyayı basın olarak nitelendirirsek sosyal medya vasıtasıyla işlenen suçları da “basın yoluyla” işlenmiş suç olarak değerlendirip ağırlaştırıcı bir ceza verilmesi gerekiyor. Çünkü TCK uyarınca suçun basın yoluyla işlenmesi cezayı ağırlaştırıcı bir neden olarak düzenlenmiştir. Ancak sosyal medyanın basın olup olmadığı hususu konusunda net bir düzenleme olmadığı için uygulamada farklı yorumlara rastlayabiliyoruz.

Tabii ki bu durum kimliği tespit edilebilen kullanıcılar için geçerli, sahte kullanıcı adı ve farklı ülkelerin IP’leri ile internete bağlanan kullanıcıların gerçek kimliklerinin tespit edilmesi, ilgili sosyal medya platformunun yardımı olmadan neredeyse imkansız.

İfade özgürlüğünün belki de en geniş şekilde kullanıldığı sosyal medya platformlarının bu özgürlükçü yapısına zarar vermeyecek şekilde yasal düzenlemeler yapılarak sürecin belirsizliğinin önüne geçilmesi gerekmektedir.

 Av. Yunus Çelikbiz
HukukiBoyut
@hukukiboyut

Bu yazı, Campaign Türkiye’nin Ekim 2015 sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.