“Siyah beyaz bir hayat düşünemiyorum”

Linda Dekohen 114. sayımızda giyim markasının yanında ürettiği resimlerden, hobilerinden ve üretmenin kendisine hissettirdiklerinden bahsetti.

Üniversitede resim eğitimi alan Linda Dekohen, bu alanda üretmeye devam ederken profesyonel hayatını giyim markası ‘IN COLORS WE TRUST’ üzerine kurmuş. Yoga ve pole hobilerine de zaman ayıran Dekohen, hobilerinin ve markası dışında üretmenin hayatına kattıklarını 114. sayımızda anlattı.

İrem Nur Kalenci Henüz çok yeni olsa da profesyonel çalışma alanınız tekstil. Kendi markanız olan ‘IN COLORS WE TRUST’tan bahsedebilir misiniz? Markanız nasıl ortaya çıktı?

Linda Dekohen Markam çok kısa bir süre önce bir seyahatimden sonra ortaya çıktı. Zaten aklımda olan bir projeydi fakat isimde ve çıkış koleksiyonunda tam netleşemiyordum; ilhamımı yer değiştirmek verdi. İsim çok aşina olduğumuz bir sloganın bir kelimesinin değiştirilmiş hali, farketmişsinizdir. Benim için renkler her şeydi; gerek resim okurken gerek hayatı kendi gözlerimden algılarken. Siyah beyaz bir hayat düşünemiyorum ama bu isim bir yandan da kültürlere bir gönderme benim için. İnsan hep insan ve bence birbirimizden hiç de farklı değiliz. Hissettiklerimiz benzer, aynı şeyleri arzulamaktayız. Bu bizi büyük bir aile yapıyor. Tabii ki giyinmek bunun büyük bir parçası, artık bu bile bizi bir araya getirebiliyor; zevklerimiz tercihlerimiz bizi tanımlayan şeyler. Son olarak müzik ve dansın gücünü asla bir kenara atamam; bu ilk koleksiyon festivallerden ve hareketten alıyor ilhamını, bu şekilde büyümek istiyor. Eğlenerek bir araya gelmek dans ederek geleceği inşaa etmek; markamın çıkış noktası ve ilhamı hiç şüphesiz budur.

İrem Nur Kalenci Profesyonel işinizin yanında bir de resim atölyeniz bulunuyor, üretmeye devam ediyorsunuz. Resme ilginiz nasıl başladı?

Linda Dekohen Resme ilgim çok küçük yaşlarda kalemi ilk elime aldığımda, evin duvarlarını boyamakla başladı. Annem önünü alamayacağını anlayınca bir duvarı bana ayırdı ve boyamama izin verdi. Bu konuda en büyük şansım hep ailem oldu. İlgi alanlarım konusunda beni serbest bıraktılar, her ne kadar ben bazı şeyleri bıraksam da ailemin beni hep desteklediğini hatırlıyorum. Onların hakkını bir gün ödeyebilmeyi isterim.

İrem Nur Kalenci Kendi markanıza sahip olmak oldukça yoğun çalışmalar gerektiren bir süreç. Bu çalışma temposunun yanında resim üretimine ek olarak pole ve yoga gibi hobilerinize de zaman ayırıyorsunuz. Bundaki motivasyonunuz nedir?

Linda Dekohen İlham benim için hep bir çok kanaldan geldi. En başta ise hareket ve seyahat var. Ne zaman hareketsiz kalsam o zaman tıkandığımı, bir şeyler yapamadığımı hissettim. Biraz dikkat eksikliği bozukluğum ve teşhisi konmuş hiperaktivitem var hatta ama bunları avantaja çevirmeye çalıştım. Hayatımdaki gelişimi bedenimdeki gelişimle de ölçüyorum. Hayatımda hastalıklar ve sakatlıklar da oldu ama onlardan da hep harekete devam ederek ya da bu konuda kendimi motive ederek çıktım. Hareketimin kısıtlandığı bir hayat benim için çok eksik bir hayat olurdu.Sanırım özgürlüğü en derinden hissetme yöntemim bu.

İrem Nur Kalenci Resim alanında üretmek ya da pole ve yoga gibi hobilere sahip olmanızın markanız için besleyici olduğunu düşünüyor musunuz?

Linda Dekohen Elbette öyle hatta onlar olmasaydı her şey eksik kalırdı. Özellikle giyim söz konusu olunca yoga ve pole yapmak ne giymek istediğime, nasıl giymek istediğime ve nasıl görünmek istediğime referans olup ilham veriyor. Spor ve dans benim için çıkış noktası.

İrem Nur Kalenci Markanız pandemi döneminde ortaya çıktı. Kendi deneyiminizden yola çıkarak pandemi sürecinin yaratıcılık ve üretim üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu düşünüyorsunuz?

Linda Dekohen Pandemi hemen başlamadan önce İtalya’dan dönüş yaptım. Buraya yerleşme süreci çok zor oldu ve kapanmak başta herkes gibi beni de çok zorladı. Evime pole taktırdığımda ve online derslere devam ettiğimde ise pandemi benim için ürettiğim bir sürece dönüştü. Evde kalıp yapamadığım birçok şeye zaman ayırdım ve kendi avantajıma dönüştürmeye çalıştım. Tabii ki resim yapmak ya da herhangi bir alanda üretim yapmaya çalışmak, eğer bu kağıt üzerindeyse, size avantaj sağlayabiliyor. Ben bu süreçte tam tersi bir etkiyle çok daha enerjik ve yerinde duramaz bir insana dönüştüm ama bunu da yine kendi lehime dönüştürmeye çalışıyorum. Hayat ne olursa olsun devam ediyor ve onunla tüm zorluklarına rağmen akmak ve adapte olmak bence çok değerli. Bizi geleceğe asıl taşıyan da bugün aldığımız tavrımız bence.

İrem Nur Kalenci Bazen çalışma hayatımız dışında üretmek ya da ilgi alanları oluşturmak istesek bile bunu başaramayabiliyoruz. Özellikle zaman yönetimi gözümüzü korkutabiliyor. Sizin farklı alanlarda da var olmak isteyenler için tavsiyeleriniz var mı?

Linda Dekohen Zaman yönetimi benim için de hep büyük bir problemdi ama zamanla uykumdan kısmaya sabahları erken uyanmaya alıştırdım kendimi. Hatta her geçen gün daha erkene çekme hedefleri koyar oldum, sabahları koşmak çok motive edici ve zihin açıcı bir aktivite benim için. Bunun dışında öncelikleri sıralamak ve biraz sarkmaların olabileceğini bilip bunlar için kendimize zaman vermek, bazı durumlarda esnek davranmak bence çok önemli. Ne olursa olsun o an yaptığımız işi en iyi şekilde yaptığımızda büyük tatminler yakalayabiliyoruz. Aslında o anlarda da çok fazla şeye ihtiyaç duymadığımızı anlıyoruz.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.