Sinir ettin Ömer!!

Evet sinir oldum. Kristal Elma’nın programına baktığımda sinir oldum. Zira James Chandler’ın sunumunda söylediği gibi “sınırsız kaynak, sınırlı zaman”a sahiptim Santralİstanbul’da.

26. Kristal Elma Yaratıcılık Festivali tek kelimeyle “süper” bir organizasyondu. RD’ye bu girişimi bu şekle dönüştürdüğü için, Ömer Erdem ve ekibine de yaratıcılığın sınırlarını zorladıkları için bir kere daha tebrikler.

Benim Kristal Elma’da dikkatimi çekenler şunlar oldu:

Yaratıcılık için ne gerek?

Deneme yanılma yöntemini uygulamadan yaratıcılığın geliştirilemeyeceği değişmeyen bir gerçek. Bunun mikro ve makro uygulamalarına verilen örnekler de dudak ısırtıcıydı. Biz hala rüzgarda devrilen inşaat iskeleleri ve emniyetsiz işçilerin binalardan aşağıya uçmalarıyla uğraşırken muadilimiz insanların konsantre oldukları şeyleri görmek beni imrendirdi. Meğer ajandalarımız ne farklıymış. Gördüğüm iyi oldu.

Yetenekleri yönetmek her yerde zor

Netflix’in “yetenek” tanımını “ofiste oturmayan adam” şeklinde yapması oldukça farklı bir yaklaşım. Gerçi şirketin genel uygulamalarını Türkiye ile karşılaştırdığımda bizdeki karşılığı “arazi olmak” ama şirketin başarısına baktığınızda “arazi” de çalışmışlar ve bayağı yol kat etmişler. Kurulduğundan bu yana geçirdiği evrim biz yöneticiler için ilham kaynağı olmalı.

Charles Day

Charles Day’in FORM diye kısalttığı Focus, Organise, Recruit (and retain) ve Measure kriterleri yetenek havuzunun emeğinin sektöre has doğru kriterler ile belirlenerek iletişiminin yapılması, takibi ve ödüllendirilmesi prensibine dayanıyor. Yetenek’lerin bulunmasından ziyade şirkette tutulmasının zorluklarından bahsedilen sunumda anlatılanları not ettim ama hepsini burada yazamayacağım, yerim dar. Ne tesadüf ki bizde de aynı sorunlar var. Kaynak belli; iletişim düzeyi ve tercihleri bizlerden oldukça farklı olan jenerasyon.

In-out

2015’de bizi bekleyen trendleri dinlerken kendi kendime şu soruyu sordum. Biz trend yaratabiliyor muyuz? Demek istediğim gömleğin kolları kıvrık dolaşmak, pipo içmek ya da belli dizileri izlemek gibi bir şey değil. Tüketicilerin var olduğunu bilmedikleri bir ihtiyaçlarını tetikleyebilecek bir trendden bahsediyorum.

Online alışveriş yaparken ihtiyaç duyulduğunda canlı bağlantıyla müşteri temsilcisinden destek almak gibi. Amazon bunu “may day” tuşu ile yapmış.

Henry Mason

Henry Mason’un yaptığı sunumda trendlerin fırsat yarattığı, tüketicilere reklamlarda gösterilen ile gerçekte sunulan arasındaki farkların (expectation gaps) yarattığı hayal kırıklıklarının giderilmesi gerektiği gibi malum gerçeklerin de altı bir kere daha çizildi.

İlk beş trend’i şu şekilde not ettim.

Video Valet (Amazon örneği gibi)

Sempatik İndirimler – Tüketicinin tam ihtiyacı olan zamanda indirim yapılması

Karşılıklı Alışveriş – Bu bizde de var (kilo ver spor kulübünden indirim kazan)

Kibarlık Kazandırır – “Günaydın” dersen indirim kazanırsın (gerçi bunu not ederken insanlık adına “yazık” dedim. Yani, bir “günaydın” bile menfaate bağlanacaksa artık!!)

Post-demografik yaklaşım – Tüketicilerin müzik, marka, film, hayvan sevgisi gibi alt katergorilere ayrılarak ve bu veriler dikkate alınarak yapılan yeni pazarlama yaklaşımı.

Seneye Kristal Elma 27 nasıl olacak bilemiyorum. Çıtayı öyle yükselttiniz ki?

 

Murat Çolakoğlu

PwC Türkiye Şirket Ortağı

Eğlence ve Medya Sektör Lideri

Twitter: @mcolak001

 

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Ekim 2014 sayısında yayınlanmıştır.


Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.