Samsung vs. Apple PR savaşını kim kazanıyor?

Mp3 çalarların yavaş yavaş Sony’nin walkman egemenliğini sallamaya başladığı dönemdi. Bir anda her yerde bu minik aletler görülmeye başlandı. Kimse artık kaset dinlemez hale gelmiş, daha sonra müzik endüstrisinin açtığı dev davayla kapatılacak olan Napster programı aracılığıyla internetten indirilen şarkılar bu minik mp3 çalarlara yüklenir olmuştu. Ama dünyada mp3 çalar deyince akla gelen bir ürün ortada yoktu. Bu boşluğa bayrak dikmek Apple’a kısmet oldu. Steve Jobs’un dehası sahneye çıktı ve Apple, iPod denilen havalı cihazı milyonlarca kişinin eline tutuşturdu. Şimdi dünyada milyonlar mp3 çalarları Apple’ın icat ettiğini düşünüyor. Oysaki iPod aylar aylar sonra piyasaya çıkmıştı. Ama PR’ı öyle muhteşem yapıldı ki bu koltuğun tek hakimi olmayı başardı. Ardından iPhone devrimi geldi. Başta Nokia olmak üzere birçok cep telefonu şirketi gerçekten de diken üzerindeydi. iPod’un ardından Apple’ın bir telefon üzerinde çalıştığı iddiaları sürekli konuşuluyordu.

Cep üreticileri için beklenen kötü haber 2007 yılında geldi. Steve Jobs bir kez daha sahneye çıktığında elinde bu kez iPod gibi PR ürünü değil çok daha gerçek bir teknolojik devrime imza atacak olan iPhone’u tutuyordu. Endüstrideki herkesi bir anda çaresiz bırakan bu ‘dokunmatik’ teknoloji tüm cep telefonu üreticilerini o anda yaptıkları araştırmaları çöpe atıp bu teknolojiye yatırım yapmaya sevk etti. Hayatta kalmak için başka çareleri yoktu. Ve son bomba iPad oldu. 2010 yılında Jobs bir kez daha siyah sweatshirt’ü ve o unutulmaz kot pantolonuyla sahnedeydi. Bu kez elinde görünüş olarak şişmanlamış bir iPhone’a benzeyen yeni ‘bilgisayarı’ vardı. Apple bu kez de dizüstü ve masaüstü bilgisayar üreticileri için kâbus olacak yeni bir ürün geliştirmişti.

Bu üç ürünün PR’ı o kadar muhteşem yapıldı ki, iPod, iPhone ve iPad sahibi olmak tüm dünyada farklı bir statü simgesi gibi algılanmaya başlandı. Ürünlerin çıkış tarihlerinde mağazalar önündeki uzun kuyruklar bu başarılı PR’ın en önemli göstergesiydi. Ama bir yandan da Apple’ı alttan alttan tehdit etmeye başlayan bir şirket adını giderek daha güçlü şekilde duyuruyordu. Bu şirketin adı Kore kaplanı Samsung’du…

Kritik tarih 10 Haziran

Nokia, Sony Ericsson gibi dönemin popüler telefon üreticileri Apple’ın devrimine cevap vermekte yavaş kalırken Samsung, rakiplerinin aksine en hızlı tepkiyi veren şirket oldu. Samsung Galaxy adını verdiği ürünüyle Apple’ı hem telefon hem de tablet kulvarında vurmaya başladı. Apple’ın ilk refleksi “Galaxy ürünleri aşağılık bir taklit” diyerek mahkemeye başvurmak oldu. Ancak birçok analiste göre bu hatalar zincirinin başlangıcı oldu. Apple ürünlerinin Samsung karşısındaki üstünlüğünü göstermek ve bunu ön plana çıkarmak yerine ‘dava’ yolunu seçmişti. Samsung ise bütün reklamlarında ürünlerinin kamerasının, işlemcisinin, yeteneklerinin Apple’ınkilere göre ne kadar gelişmiş olduğunu anlatma yolunu seçiyordu.

Jobs’un ölümüyle birlikte Apple’ın tılsımının söneceğini düşünenler pek de yanılmış sayılmazdı. iPhone 3G Apple’ı bir basamak yukarı çıkarmış, iPhone 4’teki tasarım değişikliğiyle bir kez daha ürünü almak için bir sebep oluşturulmuştu. Ancak iPhone 5’teki boy uzatma stratejisi Steve Jobs parıltısını sunmuyordu. Buna rağmen iPhone 5’in tüm zamanların en hızlı satılan telefonu olması (Bu yazıyı yazan kişi de bir iPhone 5 kullanıyor) Apple’a duyulan sadakatin bir göstergesi oldu.

Samsung Galaxy S4’ün tanıtılmasından bir gün önce Apple’ın Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Phil Schiller, “Tanıtacakları ürün 1 yıldır piyasada olan işletim sistemini kullanıyor olacak” diyerek Samsung’un hamlesini küçümsemiş, ancak S4, sadece 1 aylık Android 4.2.2 ile tanıtılınca kendilerine gelen istihbaratın yanlış olduğunu itiraf etmek zorunda kalmıştı.

Apple 10 Haziran’da düşük bütçeli iPhone ve iPhone 5S modeliyle birlikte yeni işletim sistemi olan iOS 7’yi tanıtacak. Sızan bilgiler iPhone ve iPad’in sistem tasarımının tamamen değişeceğini gösteriyor. Bu da Apple’ın “Rakibimi suçlayarak değil yeni devrimlere imza atarak tüketiciyi yanımda tutmalıyım” felsefesini benimseyip benimsemediğinin bir göstergesi olacak. Satış rakamlarına bakıldığı zaman Samsung Apple’ı çoktan geride bıraktı bile… Yani boynuz kulağı geçti. Ama Apple’ın da pes etmeye niyeti yok. Tek yapması gereken ‘daha üstün’ olduğuna insanları ikna etmek. İşi kolay mı? Hiç kolay gözükmüyor…

Uğur Koçbaş / Vatan Gazetesi Yazı İşleri Müdürü

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Haziran 2013 sayısında yayınlanmıştır.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.