Pandemi sürecinde eğitim

Pandemiyle beraber sadece çalışma hayatı değil, eğitim hayatı da ciddi bir değişim yaşadı. Bilgi Üniversitesi Reklamcılık Bölümü’nde okuyan Aleyna Cam ve Utku Aydoğan bu değişimin etkilerini anlatıyor.

Hem okul hayatı hem de sosyal hayatı etkilenen Z kuşağı pandemi sürecini nasıl geçiriyor? Aleyna Cam ve Utku Aydoğan, online eğitime geçiş sürecini yorumluyorlar.

Aleyna Cam

İstanbul Bilgi Üniversitesi-Reklamcılık

Bölümü/Yan dal Psikoloji Bölümü (2.Sınıf)

Covid-19 salgını ile beraber eğitim sistemi de tamamıyla değişmiş durumda. Neredeyse 1 yıldır ilk okuldan üniversitelere kadar yüz yüze eğitim verilemiyor. Online sistemin bizlere sunduğu olanakları sonuna kadar kullanmaya başladık. Hatta dijital olarak eğitim, daha çok nasıl verimli hale getirilir bunun üzerine birçok çalışmalar yapıldı ve hala yapılıyor çünkü evde kaldığımız süre. bir yılı tamamlamak üzere ve yakın gelecekte de kesin kararlar öngörülemiyor. Bu sebeple bulunduğumuz durumu ve kullandığımız online eğitimin şartlarını ne kadar iyi yönde geliştirebileceğimiz konusunda yapıcı seçenekler değerlendiriliyor.

Online sistemdeki eğitimin yeterli olup olmadığı ise başka bir tartışma konusu. Bu konu birçok öğrenci tarafından farklı yorumlanabiliyor. Kimileri, online eğitimin faydalarını gördüğünden bahsederken kimileri ise, kesinlikle yüz yüze eğitimin değerini daha iyi anladığını söylüyor. Bana göre de artı ve eksi yönleri olan bir durum açıkçası. Yüz yüze eğitimin iletişim açısından kesinlikle daha çok yarar sağladığını söyleyebilirim. Online olarak iletişim kurmak oldukça zor çünkü iletişim fiziksel olarak kurulduğunda, daha sağlıklı, daha anlaşılır ve daha doğru bir şekilde geri dönüşler sağlıyor. Yani; temas halinde, bire bir iletişimin yararları daha fazla. Fakat dediğim gibi artı yönleri de yok değil.

Özellikle zaman konusunda bizlere çok faydası var. Zamanı daha verimli ve dolu bir şekilde kullanabiliyoruz. Ayrıca, derslerle ilgili durumlarda ise kolay ve hızlı erişimler de sağlayabiliyoruz. Genel olarak bakıldığında, yüz yüze eğitimin de birçok açıdan daha verimli ve sağlıklı olduğunu söylemek mümkün; hem iletişim açısından hem de sosyal hayat açısından olumlu etkileri var.

Pandemi sürecinde herkes eve kapandığı için sosyal hayatın tamamen ortadan kalktığını görmemek imkânsız. Özellikle öğrenciler için bu daha da güç bir durum çünkü bizim sosyalleştiğimiz bir diğer yer de okullarımızdı. Artık online olarak eğitim aldığımız için, sosyal hayatımızın belli bir kısmını da yitirmiş oluyoruz ve bunun psikolojimizi büyük ölçüde olumsuz etkilediğini açıkça söyleyebilirim. Olağan şartlardan dolayı birçok kişi evde olmak zorunda ve hemen hemen herkes ya online çalışıyor ya da online eğitim alıyor. Bu sebeple bire bir iletişim kuramamak, fiziksel olarak görüşememek ve bir şeyler paylaşamamak insanların mental sağlığına ister istemez bazı açılardan kötü getirileri oluyor. Kısacası pandemi döneminde, eğitim sürecinin uzun zamandır online olarak devam ettirilmesi ve bu her ne kadar en iyi şartlarda yapılmaya çalışılsa da yüz yüze eğitimin yerini tutamadığını görüyoruz çünkü birçok yönden tam anlamıyla fayda sağlanamıyor. Yani sosyalleşememek, psikolojinin kötü etkilenmesi ve derslerden alınan verimin düşmesi, online sistemin olumsuz getirilerini gözler önüne seriyor.

Utku Aydoğan

Bilgi Üniversitesi

Reklamcılık Bölümü (2. sınıf)

Ekran arkasındaki oyuncular olarak, eğitimimize ve sosyal yaşamımıza belirli sınırlarla devam ediyoruz. Sahneler kapalı ve sahne arkasında oyunumuzu sergiliyoruz. Oynadığımız rolleri somut olarak biz ve diğerleri tam olarak göremiyor, hayatın akışı içerisinde doğru bir yönde mi; yoksa yanlış bir yönde mi gittiğimizin etkilerini tam olarak geri dönüş alamadan sürdürmeye çalışıyoruz.

Eğitim aldığımız konularla aramızda internet bağlantısı var, ders notlarımı unutursam bana fısıldayamayacak şekilde internet bağlantılarıyla devam ettirdiğimiz okul arkadaşlıkları ile aynı odanın içerisinde fakat yüz yüze olmadan iletişim kurmaya çalışıyoruz.

İletişimimiz ve bizim okuldaki varlığımız internet bağlantısına bağlı; online değilsem bir anda silinebilecek bir persona’dan bahsediyorum ve bunun online’da nasıl olması gerektiği ile ilgili en ufak bir fikrimiz yok çünkü bu, daha henüz çözülebilmiş bir sistem değil.

Derslerimizin olduğu bir günün içerisinde okula ve sosyal hayata tutunmaya çalışmak yorucu olsa gerek. Online platformda kimliğimizi bir kenara bırakarak somut dünyaya karşı tutumlar sergilemek ve yaşadığımız sosyal hayatı bize fayda sağlar yönde dönüştürebilmek zor olabilir. Pandemi dönemi bu şekilde okul hayatımızı farklı bir noktaya taşıdı. Bizim kuşağımız etkileşimden keyif alan sosyal canlılar, fakat biz henüz bu dönem içerisinde belirsizliklerimizi bir kenara bırakamamışken sosyal dünyada yaşam tarzımızı da yoluna sokabilmiş değiliz. çünkü havalar kötü bazı sorunlar var ve biz sadece bu sorunun birazcık üstesinden gelerek, yaşayış biçimimizi şekillendirmeye çalışıyoruz.

Arkadaşlarımızla bir şeyler paylaşıp etkinlikler yapabileceğimiz bir an yaratmak bile kısıtlı olanaklara sahip olduğu için, tam anlamıyla sosyalleştiğimizi düşünemiyoruz. Aşılamamış kısıtlı bir zaman dilimi içerisinde birbirimizle görüşerek asla bir yere bağlı kalmadan, take away tutumlar sergilemek zorunda kalıyoruz. Kısıtlı imkanlarla gerçekleştirdiğimiz etkinliklerden bir nebze olsun keyif almaya bakıyoruz. Tatminsiz bir sosyal hayat yaşıyoruz.

Akademik alanda mecburiyetten bir şekilde bir sorunun üstesinden gelmek; yani pandemi döneminde eğitim almak adına yapmamız gerekeni yapıyoruz. Sadece dersin konusuyla alakalı etkileşim kurarak sanal odalarımızdan gerçek dünyadaki odalarımıza çekiliyoruz. Oysa ki okulda yaşam, bizler için aldığımız akademik bilgilerden ibaret değil. Kampüs hayatında deneyimsel olarak edinebileceğimiz çok geniş kazanımlar mevcut, insanlarla kurduğumuz yüz yüze ilişkilerden çıkacak sonuç daha büyük değerlere sahip; fakat şu an tam anlamıyla rollerimizi ortaya koyamıyoruz.

Maskelerimizi indirip güzel rollerde yer alacağımız sahneleri iple çekiyor, hayatımızı tam anlamıyla sınırlara bağlı kalmadan icra etmek adına umut besliyoruz.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 109. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.