Ofis mimarisi: M.A.R.K.A.

Bu haber Campaign Türkiye’nin Şubat 2014 sayısında “M.A.R.K.A’nın 14 yıllık doğal ve sade ofisi” başlığıyla ve Mimar Ezgi Kayaoğulları imzasıyla yayınlandı.

“Meydan okuyan markaların ajansı” olmayı amaçlayan M.A.R.K.A.’nın Maslak’taki ofisi iddialı hedefine göre oldukça sade ve doğal.

Karşılama… Firmanın logosu giriş kapısına ulaştığınızı müjdeliyor.

Bugün, “Meydan okuyan markaların, çalışmayı en çok arzu ettikleri reklam ajansı” olmayı hedefleyen M.A.R.K.A.’nın ofisini gezeceğiz birlikte. Daha önce Levent’te bir villada faaliyet gösteren firma,  daha büyük bir ofis ihtiyacı doğunca buraya taşınmış.

Ajansa ait adres Ata Center içinde bulunuyor. Ancak binanın içine girdikten sonra aradığınız giriş kapısını bulmak öyle kolay değil. Buraya daha önce gidenler, ne demek istediğimizi anlayacaklardır. Ata Center, aslında alışveriş merkezi olarak planlanmış. Bizim kullandığımız giriş kapısından içeriye girince, oldukça geniş, üst kat galerileri olan yüksek tavanlı bir mekana giriyorsunuz önce. Fakat girdiğiniz kat hangi kat, yukarı nasıl çıkılır, hangi katta hangi firmalar var, belli değil. Herhangi bir yönlendirme tabelası olmadığından enteresan koridorlardan, tuhaf merdivenlerden ve sahipsiz hollerden geçerek nihayet aradığımız yere ulaştık. Zira holdeki duvarda büyük bir M.A.R.K.A. yazısı bizi karşıladı.

Giriş… Ofis girişindeki koridorda M.A.R.K.A’nın çalışmaları sergileniyor.

Ajansı tanıtan koridor

Giriş kapısında ve ilk karşılama alanında, doğal ahşap malzeme kullanılmış. Giriş holünde L şeklinde konumlanmış bir panoda, ajansın reklam filmlerini oynatan bir ekran var. Giriş holünden başlayan koridordan geçerek ajansın karşılama alanına ulaşıyoruz. Koridorun her iki yanında, ajansın bugüne kadar yaptığı çalışmalardan örnekler sergilenmiş. Böylece aslında uzun sayılabilecek bu koridora ajansı tanıtma görevi yüklenmiş.

Ofis… Yaratıcı ekibin çalıştığı bölüm.

Koridorun sonunda sekreterya ve karşılama bölümü bulunuyor. Sonunda buraya ulaşmayı başarmanın haklı gururu ile selamlaşıyoruz. İlk bakışta çalışma alanının neredeyse tamamı algılanabiliyor. Düzgün bir dikdörtgen plana sahip, bir tarafı binanın içindeki galeriye, diğer tarafı ise dış cepheye açılan oldukça geniş bir ofisteyiz. Yaklaşık 1200 m2’lik kullanım alanı olduğunu öğrendiğimiz bu ofise, 1999’da yerleşilmiş. Tasarımda seçilen malzemeler ve yerleşimle ilgili alınan ana kararlar o kadar doğru belirlenmiş ki, 14 yıl önce oluşturulan kurumsal kimlik, bugün halen aynı şekilde kullanılıyor.

Ofis… Müşteri ilişkileri ekibi orta kısımda konumlanmış.

Tasarımın Berna Bora’ya ait olduğunu öğreniyoruz. Ajansın ihtiyaçları ve mekanın imkanları doğrultusunda şekillenen tasarımda ağırlıklı olarak doğal ahşap ve cam malzeme tercih edilmiş. Kolonlar ve diğer tüm çelikler, zemindeki beton kaplamanın rengine uygun bir griye boyanmış. Genel anlamda mekanda doğal bir sadelik var.

Tavan yüksekliğini düşürmemek amacıyla, çelik çatı makasları ve bu makaslar arasından geçen tüm tesisat açıkta bırakılmış. Başınızı kaldırdığınızda bazı borular ve kabloları görebiliyorsunuz. Tavandan asılan ve belli bir ritim ile tekrar eden aydınlatma elemanları ise, farklı bir algı yaratıyor.

Maslak’ta bir vaha

Bu genel izlenimi aktardıktan sonra, çalışanların en çok vakit geçirdiği terasa çıkıyoruz. Burası Maslak içinde adeta bir vaha gibi. Büyük saksı ve bitkiler kullanarak düzenlenmiş ve aslında sadece sigara içme mekanı değil, M.A.R.K.A. ofisinin bir parçası burası.

Ofisteki vaha… Teras hem dinlenmek için hem de misafirleri ağırlamak için kullanılıyor.

Geniş şemsiyeler, ahşap masa ve sandalyeler ile hem çalışanların hem de misafirlerin favori mekanı olmuş. Hemen belirtelim, terasın tasarımı Genel Müdür Selma Derici’ye ait. Burası taşındıktan bir süre sonra ofise eklenmiş, çok da iyi olmuş. Pek çok plaza çalışanının yaşadığı sıkıntıyı, burada çalışanlar yaşamıyorlar. Reklam ajansı çalışanlarından beklenen “yaratıcılık”, terasın temiz havası ve doğrudan alınan güneş ışığı ile beslenerek güçleniyor.

Kapısız ofis

Bu kadar temiz hava yeter diyerek tekrar ofise dönüyoruz. Az önce bahsettiğimiz, girişteki koridorun sonunda bulunan karşılama alanındayız yine. Burada doğal ahşap malzeme ile oluşturulmuş sekreterya modülü yer alıyor. Hemen sağ tarafta, çalışanların yemek yedikleri kafeterya bölümü var. Karşılama alanı ile kafeterya bölümü, cam ve ahşaptan özel olarak tasarlanmış bir seperatör ile ayrılmış. Kafeteryaya hizmet eden mini mutfak, yine bir seperatör ile ayrılmış. Gerekmedikçe kapı kullanılmamış. Yani ofis genelinde tüm mekanlar birbiri içine geçmiş durumda. Bu uygulama ofisin bir bütün olarak algılanmasını sağlıyor.

Kafeterya… Ofis girişindeki bölümünden terasa çıkılıyor.

Sekreteryanın arkasındaki açık ofis, en arkadaki arşiv alanına kadar tamamen görülebilen büyük bir alan. Bu alan üç ayrı grup olarak kurgulanmış. Bir tarafta yaratıcı ekibin çalışma bölümleri, orta bölümde toplantı ve müşteri ilişkileri bölümü, diğer tarafta ise idari ofisler bulunuyor. Açık ofis olarak kullanılan bölgede, özellikle orta kısım doğal ışıktan biraz mahrum kalmış. Bu sebeple aydınlatma elemanları, gün ışığı hissi veren armatürlerden seçilmiş.

Özel detaylar

Sekreteryanın yanından bir koridora geçiliyor. Bu koridorun solunda ekibin yaratıcı kadrosunun çalışma alanları var. Yazar ve çizerlerden oluşan bu kadronun çalışma birimleri, 2-3-4-5 kişilik çalışma grupları halinde düzenlenmiş, iç içe geçmiş alanlarından oluşuyor. Koridorun diğer tarafında, yani ofis alanının orta bölümünde müşteri ilişkileri ekibi yer alıyor. Bu alanda ayrıca bir büyük, bir de küçük toplantı odası var.

Ana toplantı odası… Buradaki ahşaplar özel detaylarla üretilmiş ve duvar yerine sadece cam kullanılmış.

Toplantı odaları yine doğal ahşap ve cam kullanılarak oluşturulmuş odacıklar şeklinde. Bu odacıkların tamamı özel detaylarla ve gerçekten özenle yapılmış, zamanla malzemelerde ufak tefek aşınmalar olmuş elbet ama bulunduğumuz odacıklar kesinlikle sıradan değil.

Mini toplantı… Özel detaylarla üretilmiş mini toplantı odası.

Toplantı masasının üzerinde tek parça camdan yapılmış, ne zamandır görmediğimiz tarzda limon sıkacakları duruyor. Sormadan edemiyoruz, acaba toplantıya girenlerin fikirlerini son damlasına kadar çıkarmaları için mi konmuş masaya? Gülüşüyoruz. Çok daha masum bir işlevi varmış meğer bu aksesuarların: Eskiden ofislerde sigara içilirken küllük olarak kullanırlarmış, şimdilerde ise küçük çöpler için atık kutusu görevindeler.

Kedicik… Ofisin en sevimli çalışanıyla da tanıştık.

Ofisin en arka kısmı, arşiv olarak kullanılıyor. Arşivde ofisin en sevimli elemanı ile karşılaşıyoruz: Kendisi bir İran kedisi. Israrlarımıza rağmen sevdirmedi kendini, bugünün anısına kameramıza poz verdi ama. Gezimiz boyunca farklı ortamlarda karşılaştık kendisiyle, belli ki ofisin kıdemlilerinden.

Yöneticiler beyazla göz kamaştırıyor

Arşivden geçip idari ofislerin dizili olduğu diğer koridora giriyoruz. Burası daha aydınlık ve çok daha renkli. Firma sahiplerinin ve idari personelin kullandığı bağımsız ofislerde, diğer kısımlarda hiç görmediğimiz beyaz renk hakim.

Yönetici odaları… Ofisin doğal ışık alabilen tarafında yönetici odaları sıralanmış.

Masalar, raflar, sehpalar ve hatta oturma gruplarında beyazın hakimiyeti var. Belli ki ofisin diğer kısımlarından farklı bir hava yaratmak için özellikle seçilmiş. Bu kadar beyazın üzerine bir de doğal ışık eklenince, aydınlık göz kamaştırıcı boyutlara ulaşıyor. Reklam ajansı yöneticilerinin de biraz göz kamaştırması gerek tabi.

Yönetici odaları… Burada, ofislerin diğer bölümlerinden farklı olarak beyaz renk hakim.

Koridorun sonuna geldiğimizde tekrar kafeteryadayız. Sekreterya ile kafeteryayı ayıran seperatörü bu kez arkadan görüyoruz. Tüm seperatörlerin, ofis genelinde değişik amaçlara göre farklı düzenlemelerle tekrar ettiğini anlıyoruz. Bütün bölücü elemanların, bu ofis için özel olarak tasarlanmış ve üretilmiş olduğu fark ediliyor. Örneğin, karşılama alanında oturma birimleri eklenmiş bölücüler var. Benzerine, müşteri ilişkileri kısmındaki koridorun hafifçe genişlediği yerde de rastlamıştık.

Yaratıcı ekibin çalışma alanlarında aynı bölücülere camlı evrak dolapları eklenmiş. Orta kısımlarda ise ışığı geçirebilmek amacıyla üst kısımlara cam panolar yerleştirilmiş. Son dönemde bu tarz özel imalatları yaptıracak atölye bulmak da güçleşti. Artık seri imalat ürünler tercih ediliyor. Zaman kaybetmemek adına hazırda olan veya süratle imal edilebilen malzemeler seçiliyor. Çoğu zaman tasarımlar bile bu ürünlere göre şekilleniyor.

M.A.R.K.A.’nın ofisinden ayrılırken hafiften telaşlanıyoruz. Bakalım binadan çıkış kapısını bulabilecek miyiz?

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.