Ofis Mimarisi: Alametifarika

Bu haber Campaign Türkiye’nin Eylül 2013 sayısında “Alametifarika’nın sayfa sayfa okunan ofisi” başlığıyla ve Hatice Erkan imzasıyla yayınlandı.

Akaretler’de Süleyman Seba Caddesi’ni tırmanmaya başladığınızda sol tarafınızda 11 ve 13 numarada karşınıza çıkıyor Alametifarika. Tarih kokan semtin bugüne kadar göğsünde saklamayı başarabildiği nadir asırlık binalardan birinin içinde…

Ajans Süleyman Seba Caddesi’nde

Alametifarika’nın kapısından geçenler içeride ne yapıldığını neon ışıklarla yazılmış cümleden hemen anlayabilir: “İtinayla meşhur reklam yapılır.” Bu aslında reklam ajanslarında görmeye çok da alışık olmadığımız bir şey, dışarıdan bakıldığında içeride ne yapıldığı genelde pek anlaşılmaz. Alametifarika Kreatif Direktörü Kenan Ünsal bu durumu şöyle açıklıyor: “Beşiktaş esnafların çok etkin olduğu bir semt… Biz de kendimizi bu işin esnafı olarak gördüğümüz için kapımıza bu yazıyı astık.” Bu yazının yazılması sadece reklamını yaptırmak isteyenleri çekmek için isabetli bir karar olmuş aslında. Bu kısımda önceden “Hazır Şöhret” yazısı varmış. Sembolü olarak buraya içi sim dolu kavanozlar konulmuş ve dumanı tüten bir kahve fincanı varmış. “Zaman zaman kahve içmeye gelenler oluyordu” diyor Alametifarika’nın Genel Müdürü Yasemin Sümer. Hemen ardından Kenan Ünsal ekliyor: “33 numaradaki Cereyan’ın kapısında da ‘Medium is the message’ yazıyordu, oraya da masaj yaptırmaya gelenler vardı.”

Alametifarika’nın dış kapısındaki neonlar

Karagöz ve Hacivat

Kapının dışında sizi bir de camekanın içindeki gölge oyunu kahramanları Karagöz ve Hacivat karşılıyor. Yasemin Sümer’e bu seçimin sebebini sorduğumda “Hacivat’la Karagöz Türkiye resminin bir özeti. Türkiye Hacivat’lardan, Karagöz’lerden ve bunların birbiriyle çatışmasından oluşuyor. Gelenekselle yeninin sürekli çatışması… Bu çatışmadan biz işlerimizde de çok faydalanıyoruz” diyor.

Bu yazının hemen bitişiğindeyse “Akıl duyguyla çalışır” yazıyor. Alametifarika duyguları harekete geçirmeden kişinin aklına da hitap edilemeyeceğine inanıyor. Bu görüş ajansın iş yapış şekline de yansımış durumda. Yasemin Sümer, “Reklamlarımızın beğeni skorlarını çok büyük bir titizlikle ve merakla takip ediyoruz; düzenli olarak araştırmalarla ölçüyoruz” diyor.

Alamet’in saklı bahçesi. Diğer bir deyişle toprağa ayak basma durağı.

19. yüzyılda Dolmabahçe Sarayı’nın çalışanlarının lojmanları olarak kullanılan bu binada renovasyon çerçevesinde çok fazla bir değişiklik yapmak mümkün değil, “Çivi çaksanız izin almalısınız” derler ya, öyle bir durum söz konusu. Gerçi Alametifarika bu binanın içinde çalışmaktan oldukça memnun ve yapının ruhuna da saygılı. Sadece geçen sene iki binayı birleştirmek için izin alınmış. Alametifarika, Sıraevler’den Akaretler’e 2004 yılının Şubat ayında taşınıyor ve o zamanlar “Bu binada 30 kişi oluruz” diye hesaplıyor. Bir süre sonra 50 kişi oluyorlar ve ofise sığmamaya başlıyorlar. Yan binayla birleşince toplam altı kata ulaşıyorlar. Artık 65 kişiler.

Kapı yok, masa yok, hiyerarşi yok

Çalışma alanı

Ajansın içinde teras katları ve finans odası dışında kapısı kapanan oda yok, zira odaların kapıları yok. Bir numaralı kural kimsenin odasının olmaması. İmece usulü çalışan bir yer olduğu için hiyerarşi yok. Yönetici odaları yok. Olmayanlar listesi henüz bitmedi: Çalışma alanlarında masa yok. Duvarların etrafında bir tezgah dönüyor ve genellikle sabah saat sekiz buçukta (Erken kalkan yol alır derler, belki de o yüzden Alametifarika güne erken başlıyor) herkes o tezgahın başında yerini alıyor. Daha doğrusu Yasemin Sümer’in dediği gibi “O insana nerede ihtiyaç varsa, orada yerini alır.” Bu düzenin çalışma sistemine nasıl uyum sağladığını şöyle kelimelere döküyor: “Bu ajansın kalbi marka takımları. Beş tane marka takımı var. Bu takımlardaki insanlar hep birlikte yaşıyor ve çalışıyor. Geri kalan herkes bu takımlara bir şekilde destek vermekle görevli. Dolayısıyla mimari de bu takımların etrafında şekillendi.”

Üst katlara uzanan merdiven… Bekleme alanı ve büyük yeşil toplantı odasına açılan kapı da burada.

Yapı ev olarak tasarlandığı için katlara ulaştığınızda ortada odalara açılan bir sofa ile karşılaşıyorsunuz. Bina oda oda olduğu için hem alan kaybediliyor, hem de hava sirkülasyonu yetersiz kalıyormuş. Bu yüzden duvarlar açılarak bu sorunları giderilmiş, böylelikle ekipler de daha iç içe çalışmaya başlamış. Ama bir açık ofiste olduğu gibi herkes birbirini görüyor. Duvara, bahçeye ya da yola karşı çalışılıyor. Bu yüzden adil bir düzen oturtmak adına oturma düzeni de 6 ayda bir değiştiriliyor.

Hazır şöhret ve ajans prodüktörü Berkay Tahmaz

Kitap sayfaları arasında gezinir gibi

“Afişin şehri güzelleştirsin.”

“10 saniyelik film tek karelik karikatür gibidir. Tek sahne yaz ve orda dur.”

“Reklam filmi ya ‘ne komik’, ya ‘gözlerim doldu’ ya da ‘oha nası ya!’ duygusu içindir. Seç.”

“Etkili bir reklam filmi yazmak, gişe rekoru kıran bir film yazmak kadar zordur. Asla küçümseme.”

Alametifarika’nın duvarları kitap sayfası estetiğinde tasarlanmış bu yazılarla donatılmış. Arada T.S. Eliot ve Anton Çehov’un sözlerine de rastlıyorsunuz. Duvar yazıları Serdar Erener’in fikriymiş. Tasarımsa Kenan Ünsal imzalı. Kenan Ünsal “Yıllar içinde bizim ustalardan öğrendiğimiz, kendi bulduğumuz mesleki doğruları içeren cümleleri, alıntıları, söylemleri duvarlara uyguladık. Sonucunda da ofis Alice Harikalar Diyarında hikayesindeki gibi içinde gezinilen bir kitap gibi oldu. Zaten Alamet her daim okul gibi görülmüştür. Gençler buraya gelir, burada yetişir ve transfer olup başka yerlerde çalışırlar” diyor. Kapıdaki neonlar gibi bu yazılar da zaman içinde değiştiriliyor.

Duvarlarda bu yazıların dışında tablolar da var. Hale Karpuzcu’nun Bukalemun tablosu, Extramücadele’nin Gönül Yarası ve Kabus isimli tabloları da Alametifarika’nın duvarlarında.

Yeşil toplantı odası

Her pazartesi sabah 8 toplantısına ev sahipliği yapan toplantı odası zaman zaman ufak tefek çekimler için de kullanıldığı için yeşil. Bu oda bir de perşembe sabahları davet edilen konuşmacının sesine kulak misafiri oluyor. Bu konuşmacı Tarhan Erdem de olabilir, Gezegen Mehmet de, bir antropolog da, bir milletvekili de olabilir, bir imam da.

Çalışma alanında masa yok. Duvarların etrafında bir tezgah dolanıyor.

Toprağa ayak basma durağı

Yeşil toplantı odasının kapısı Alametifarika’nın saklı bahçesine açılıyor. Her an bahçeden yalın ayak çıkan biriyle karşılaşabilirsiniz; biz karşılaştık. Yasemin Sümer bahçe için “bizim kurtarıcımız” diyor. Neredeyse yılın 10 ayı bahçedelermiş. Herkes laptop’ını alıp bahçede çalışabiliyor, büyük makinelerle çalışan grafikerler hariç… Ocak ayında montlarını üzerlerine geçirip ısıtıcıların etrafını saranlar oluyormuş. Toplantı alanı olarak da kullanılabilen bu bahçeyi gezmeye başladığımızda masaların üzerinde kahve fincanları gözüme çarpıyor; bahçe aynı zamanda bir sosyalleşme mekanı.

Alamet’in mutfağı

Alametifarika tarih kokan asırlık ahşap binasıyla, çalışanlarının ve misafirlerinin temiz havayı içlerine çekebilmesine olanak sağlayan bahçesiyle, üzerine duyguyla karışık bilgi sinmiş duvarlarıyla Campaign Türkiye’den çok yüksek bir beğeni skoru aldı.

Kemal Sunal… Ajansın duvarlarında yaşattığı isimlerinden biri de o. Bukalemun… Hale Karpuzcu imzalı tablo.

 

 

Bunları da beğenebilirsin
2 Yorumlar
  1. Ahmet Çotul diyor

    AlametiHarika. Kapı eşiğindeki taş zemine: “Hayalleri ve masalları olmayan giremez” yazmalı

  2. Güven diyor

    Ofis güzelmiş ama benim işin isterse altından olsun, çalışma bilgisayarları oda içine bakıyorsa tırstır.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.