Ne çok “ayı” var!

Ayının bile reklamını yapmalısınız ki ziyaretleri yöre halkına katkıda bulunacak meraklılar haberdar olup gelsin. Peki, biz kendi reklamımızı yapabiliyor muyuz?

Yalan değil, Türkiye’de çok ayı var. Yani hemen kötü bir yerlere çekmeye çalışmayın. Türkiye,  Avrupa’da en çok ayısı olan ülkelerden biri. Doğaseverler özellikle Karadeniz Bölgesi’ne ayıların doğal ortamdaki yaşamlarını izlemeye geliyorlar. Bir Karadenizli olarak bundan benim bile yeni haberim oldu. Hatta işin boyutu şu ki; ayıların yöre halkının geçim kaynağı olan meyve ağaçları, mısır bahçeleri, arı kovanları gibi uğraşlarına zarar vermelerini engellemek amacıyla Avrupa Birliği’nden sağlanan fonlarla düşük akımlı elektrikli korunaklar, özel barınaklar yapılıyor.

Ayıların aç kalmalarını engellemek amacıyla özel meyve ağacı dikimleri planlanıyor. Bütün bunlar oluyor ama bunu dünyadaki ayı izleme merakı olan doğaseverlere çok duyuramamışız ki onlar genellikle bizden çok daha az sayıda ayısı olan Avrupa ülkelerine gidiyorlar. Her ne varsa reklamda var işte. Ayının bile reklamını yapmalısınız ki ziyaretleri orada bulunan yöre halkına katkıda bulunacak meraklılar haberdar olup gelsin. Başkaları yapıyor!

 

Hak ettiğimiz yerde miyiz?

Sahip olduğumuz tarihi ve doğal güzellikler itibarıyla ülke olarak yeterince reklamımızı yapamadığımızı ve hâlâ hak ettiğimiz yerde olmadığımızı düşünüyorum. Yıllar itibarıyla yaptığım onlarca iş ve sosyal amaçlı yurtdışı gezilerde ister istemez karşılaştırma yapıyorum.

Danimarka-Kopenhag’a gittiğimde çocukluğumdan beri kartpostalların üzerinde gördüğüm o denizkızını görmek için bindiğim gezinti teknesi, kayanın üzerindeki 1.25 metrelik küçücük heykele yaklaştığında yaşadığım hayal kırıklığını anlatamam. Yıllardır görsel anlamda İstanbul’da yaşayan bir çocuğun aklına kazınmış ve bir beklenti oluşturmuşsa adamlara neden kızayım? Kız Kulesi’nin dünyada kaç örneği var ve Danimarka’daki bir çocuk bundan haberdar mı?

Çek Cumhuriyeti-Prag’daki tarihi meydanda bulunan astronomik saatin karşısında saat başlarında toplanan turistleri görmelisiniz. Doldur boşalt yapıyor. Gece yarısında bile resim çekmek için bekleyenler var. İtiraf edeyim, ben de bekledim. Nisan ve Mayıs aylarında Mimar Sinan’ın, adı Güneş ile Ay anlamına gelen Mihrimah Sultan için inşa ettiği külliyelerin içindeki camilerden birinin camından güneş batarken diğerinden ay doğduğunu görüntülemek için kaç turisti bekletebiliyoruz acaba?

En çok gıpta ettiğim örneklerden bir tanesi de Sunset in Kaldera – Kaldera’da Güneşin Batışı. Yunan adalarından Santorini’de adamlar güneşin batışını pazarlamışlar. Daha ne diyeyim? Uçurumun kenarında seyredecek yer yok. Tıklım tıklım! Bir numarası var mıydı? Özellikle Göcek’te, Fethiye’de, Marmaris’te, Datça’da güneşin batışını seyretmiş biri olarak, hayır! Neden Sunset in Bosphorus olmasın? Yok demiyorum ama henüz bu kadar markalaşmış değiliz diye düşünüyorum. Başrolünde Meryl Streep ve Alec Baldwin’in oynadığı Mamma-Mia müzikal filmini çoğunuz izlemişsinizdir. Dünya izledi. Yunan adalarında çekilmişti. Tabii ki İstanbul Boğazı’ndan daha fazla bilinir. Bizim İstanbul’umuzu 007-James Bond’da tanıyamadım!

“Of course, THY”

Reklam sadece tarihi ve doğal güzelliklerle yapılmaz elbette. Yarattığınız markalar da ülkenin bilinirliğine katkıda bulunur. Buna en güzel örnek şüphesiz Türk Hava Yolları’dır. İzlenen iş stratejisi sayesinde dünyanın sayılı havayolları arasına girmiş, övünülecek reklam stratejisi sayesinde de bilinirlik düzeyi hızla artmıştır ve artmaktadır. En son Messi – Bryant reklamını milyonlarca kişi izledi.

Son yıllarda İstanbul’a gelen yabancı misafirlerime hangi hava yolu ile geldiklerini özellikle soruyorum. Aldığım cevap her seferinde göğsümü kabartıyor: Of course, Turkish Airlines.

Gerek tarihi ve doğal güzellikleri gerekse ticari değerleri ile bir ülkenin markalaşması için çaba sarf edilmesi ve buna yatırım yapılması kaçınılmaz bir gereklilik.

Son olarak, gelelim ayılarımıza. Pazarlama bilimi jargonuna 90’lı yılların başında girmiş olan Green Marketing diye bir kavram var. Aslında tanım olarak içermiyor ama bizim ayılarımıza sahip çıkacak en uygun alan bu olabilir diye düşünerek tanıtımlarına bu çerçevede katkıda bulunabilir miyiz acaba?

Murat Çolakoğlu / PwC Türkiye Şirket Ortağı, Eğlence ve Medya Sektör Lideri

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Şubat 2013 sayısında yayınlanmıştır.

 

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.