İyi fikir her zaman satar…

Hemen hemen her iş kolunda sıklıkla duyulan bir laftır bu. Ve başarılı iş insanlarının söyledikleri; ‘iyi bir fikrim vardı’yı hatırlarsınız. Diğer yandan birilerinin bu fikri izinsiz alması ve kullanması, fikrin yaratıcılarının da kabusu haline gelmiştir.

O zaman Fikri Mülkiyet Kanunu’nun iyi işliyor olması ve bu konuda yazılı olmayan kuralların da geçerli olduğu tam rekabetçi bir iş ortamının da var olduğunu farz etmemiz gerekiyor.

Tüm bunlara nereden geldik derseniz, pandemi sürecinin içinden geçtiğimiz ve hepimizin bu sıkışmışlık hissini fazlasıyla hissettiğimiz dönemde bugün gözüme Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in AB Liderler Zirvesi’nde yaptığı konuşmadan bir paragraf çarpınca bu haftanın yazı konusu çıktı dedim kendi kendime…

Sayın Merkel konuşmasında aşı konusundaki geliştirme çalışmalarından bahsederken aşı patentlerinin serbest bırakılmasına karşı olduğunu ve aşı geliştirmelerin ancak fikri mülkiyetin korunması ile mümkün olacağını söylüyor…

Gelişimin ve ilerlemenin şartı olarak fikri mülkiyetin savunması Almanya Şansölyesi tarafından yapılınca haliyle dikkatimi çekti.

Bu konu çok tartışma götürür muhakkak (aşı konusu ve patent). Her karşı fikrin de savunulması gereken tarafları elbette vardır ancak bir parçası olduğumuz sektörün gelişimi ve ilerleyebilmesi, o müthiş fikri yaratanların korunabildiğine dair rahat bir uyku uyumaları ile mümkün olabiliyorsa -ki bu bir korunmacılık değildir anlaşıldığı anlamda- o zaman sonuna kadar destek vermek gerekir.

İyi fikrin peşinde koşmak boş bir savanada avlanmak gibi aslında, ne zaman karşınıza iyi bir şey çıkacağını bilemezsiniz. Çıkanı da korumak gerekir.

Sağlıkla kalın,

İlker Akar 

DPİD Yönetim Kurulu Üyesi 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 113. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.