İtibarın yeni imtihanı: Deep Fake

“Sizlere verebileceğim iyi bir haber yok! Gerçek şu ki ‘sahte haberi’ mumla arayacağınız günler kapıda, önleminizi alın.” Bu sözler, dünyanın en ünlü siyasi düşünce ve strateji kuruluşu RAND Coorperation’un teknolojiden sorumlu başkan yardımcısı Rand Waltzman’a ait. Geçtiğimiz ay Berlin’de gerçekleşen, Avrupa’nın önde gelen 500’ü aşkın şirketinin kurumsal iletişim direktörlerinin katıldığı Avrupa İletişim Zirvesi’nde (ECS) açılış konuşmasını yapan Waltzman’ın mesajları, hepimizin üzerinde bir ‘Black Mirror’ tedirginliği yarattı.

Waltzman, son yılllarda kurumsal iletişimcilerin korkulu rüyası olan ‘fake news’ yani sahte haber fenomeninin bile masum kalacağı bir dönemin başlamak üzere olduğunun altını çizdi. ‘Sahte haberi mumla aratacağı’ söylenen yeni kabusun adı ise: Deep Fake. Deep Fake, halen var olan bir ileri teknoloji uygulaması. Bugüne dek, başta Hollywood olmak üzere sinema sektöründe tarihi kişilikleri canlandırmak üzere kullanıldı. Uygulama sayesinde, 30 – 60 adet arasında fotoğraf ve birkaç video ile herhangi bir insanın yüz, beden mimikleri ve sesi tanımlanıp, bir başka kişiye entegre edilebiliyor. 

Buraya kadar sorun yok.

Ne olduysa geçtiğimiz birkaç ayda oluyor. Yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi teknolojiler sayesinde gerçekçiliği ve inandırıcılığı hızla artan, üretimi kolaylaşan ‘deep fake’ teknolojisinin kötü maksatlı kullanımları da hızla artmaya başlıyor. Natalie Portman. Emma Watson,Taylor Swift başta bir çok ünlü ismin başı bir süredir ‘Deep Fake’ ile üretilmiş porno içerikli videolar ile dertte. Daha da kötüsü, ‘deep fake’ videoların sahteliği ise şimdilik sadece adli tıp ve siber güvenlik uzmanlarının yoğun mesaileri sonrasında kanıtlanabiliyor. Deep Fake tehditine karşı kamuoyunu bilinçlendirmek için ilk aksiyon BuzzFeed’den geldi. Uyarı amaçlı hazırlanan bu videoda, eski ABD Başkanı Barack Obama şöyle diyor: “Düşmanlarımızın herhangi birisine asla söylemeyeceği bir şeyi söylettirebileceği tehlikeli bir çağa girmiş durumdayız.” Videonun ilerleyen kısmında konuşan kişinin Obama olmadığını görüyorsunuz!

Rand Waltz, yaklaşan ABD seçimlerinde ciddi bir politik tehdit olarak gördükleri ‘Deep Fake’ in, ‘video iletişiminin’ zirvede olduğu bu dönemde marka, kurum ve liderlerin itibarı yönetimleri için sorun yaratacağını ifade ediyor. 

Yani bir sabah uyandığınızda patronunuzun ya da CEO’nuzun hiç bulunmadığı bir yerde, hiç söylemediği sözleri ya da davranışları içeren ‘derin sahte’ bir videosu ile karşılaşmanız işten bile değil. Etki gücü ‘sahte haber’ ile mukayese edilemeyecek kadar yüksek olan ‘Derin Sahte’ videoları, bu yönüyle ‘kriz planlarına’ dahil edilmeyi hak ediyor. ‘Derin sahte’ ile mücadele yolları gerçekliğe duyduğumuz güvene meydan okuyan ‘Deep Fake’ ile mücadele için karşı teknolojiler geliştiriliyor. Yine de kurum/marka yüzünün mülkiyetini korumak için biz iletişimcilere iş düşüyor.

Avrupa İletişim Zirvesi’nde konuşulan bazı önlemler şöyle: 

Video Arşivleri: Olası bir ‘deep fake’ videosuna karşı, kurum/marka lideri ve sözcülerinin gerçek videolarının kayıt edilip arşivlenmesi. Savunucu Ağları: Sahte haberle mücadelede olduğu gibi ‘derin sahte’ krizine karşı çalışanlar, sosyal platfomlar ve sosyal medya etki liderlerinden oluşan bir savunucu ağı yaratmak. 

Blok Zinciri: Kurumun itibar yönetiminde kullanılan bilgi, belge ve video gibi verilerin blockchain yöntemiyle güvenceye alınması yaygınlaşmaya başlayan bir uygulama. 

Sosyal platformlara baskı: Markalar, dijital mecralara, ‘deep fake’ videolarını yakalayan teknolojileri kullanması yönünde baskıcı olabilir. Geçtiğimiz yıl P&G’nin marka itibarı endişeleri nedeniyle dijital reklam harcamalarından 140 milyon dolar kıstığı biliniyor. Bunların ötesinde, marka/ kurumu ‘deep fake’ krizine karşı koruyacak olan, markanın itibarına ve güven algısına gösterdiği özen ve samimi çabası olacaktır.

Şule Yücebıyık

Kurumsal İletişimciler Derneği Başkanı

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 89. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.