Hayatım reklam: Kerem Yeğin

Kerem Yeğin / C2A Kreatif Direktör

Reklamcı olma sebebim: Annem babam ressam, küçükken de disleksi gibi bir şeymişim. Hayaller aleminde yaşardım şimdi de aynı. Reklamcı olmak kaçınılmaz son olmuş galiba. Sonuçta sanatın kullanılmadığı bir meslek yapamazdım gibi geliyor.

İçinde olmaktan gurur duyduğum kampanyalar: Aslında ilk kez bana ait bir senaryo ve başlığın kullanıldığı kampanyadır galiba. Toto “Yumurtlayan Yumurta”. Film için nam-ı diğer ‘zihni sinir’ İrfan Sayar’a koca bir mekanizma yaptırmıştık. Bir de McCann’de çok kötü bir dönem geçirirken Arko ‘Erkek Adama Hikaye Gerisi’ kampanya filmi ile kristal almıştık. Hani şu babasını sakallı görünce ağlayan kız filmi. Tam da o sıralarda benim o yaşta ikiz kızlarım vardı.

Başkası tarafından yaratılmış favori kampanyam: Klasik olacak, ‘Sucu Çocuk’ hala izlerken duygulanırım. Senaryo, müzik, çocuğun kendisi, yer, çekim, kurgu her şey tastamamdı.

Kariyerimdeki en iyi an: Rahmetli Hulki Aktunç’un elinden kristal elma aldığım an. Esasında o ‘en iyi an’ şudur belki de ve çok yaşarız: Kampanya veya reklam fikrinin bulunduğu ve herkesin yüreklerine su serpildiği an.

İş hayatımdaki en utandırıcı anım: Terranova’da çalışırken, Hulusi Derici hatırlayacaktır, Masmavi olan bir ilanın filmlerin iyi kontrol edilmemesi yüzünden 15-20 ilanın pespembe çıkması. Daha kötüsü de var: Gazetede yaptığımız ilanın sadece çerçevesinin çıkması… İnanılmaz değil mi? Oluyor işte…

Bir kampanyada beraber çalıştığım en iyi ünlü: Bir HSBC Advantage kampanyasında tamamen Selçuk Erdem’i ve karikatürlerini kullanmıştık. Kampanya bitene kadar aynı masada mesai yapmıştık. Bu çok hoş bir deneyimdi, 3-4 ay çok eğlenceli zamanlar paylaştık. Selamlar bu arada…

Bir de Nejat Uygur’u unutamam. Ben suratını böyle binbir şekle sokabilen başka insan görmedim, olamaz da zaten, çok eğlenmiştik.

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en çok mutluluk duyduğum insan: Çok var nasıl sayabilirim? Uğurcan Ataoğlu ile çok eğlenirdik iyi bir ekiptik. Hulusi Derici de öyleydi, mutluyken hep şarkı söylerdi susturamazdınız. Yıllarca silah arkadaşlığı yaptığım abim Şener Ünal var. İyisiyle kötüsüyle yüzlerce meslekdaşım, yetiştirdiğim onca insan, kaybettiklerimiz var…

Kariyerimde en büyük etkiye sahip olan kişi: Başta annem ve babam. Aslında bizim ev sanatla para kazanıldığı için karman çorman olurdu. Boyalar bir yerde, kitaplar bir yerde… İlk defa toplu bir sanatçı masasını karşı komşumuz Yurdaer Altıntaş’ta görmüştüm. O masa beni öyle etkilemiş ki Güzel Sanatlar’ı kazanınca gidip kendime benzer bir çizim masası yaptırmıştım. Çok da kullanamadım zaten Macintosh çıktı masa da küçüldü.

Bu yazı Campaign Türkiye Mayıs sayısında Hayatım Reklam bölümünde yayınlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.