Hayatım reklam: Cem Batu

Cem Batu / Plasenta Conversation Agency Kurucusu ve Yönetici Kreatif Direktörü Cem Batu

Cem Batu

 

Reklamcı olma sebebim: Başka hiçbir şeyi beceremiyor olmak sanırım. Okuma yazmayı reklamları seyrederek sökmüşüm. İlkokulda sloganlar ile konuştuğum doğrudur. Basketbolcu, futbolcu, müzisyen, rockstar, bilgisayar mühendisi falan olmayı denedim olmadı. Evde ampul bile değiştiremem, yemek yapamam falan. Paradan da hiç anlamam. Para kazanmak için yapılan bir iş yerine, sevdiğim işi yaparak para kazanabildiğim tek şey bu. Seviyorum, kızıyorum, sevişiyorum işimle. Güzel bir ilişkimiz var. Ama işimden bir çocuğum olsun istemiyorum tabii ki.

İçinde olmaktan gurur duyduğum kampanyalar: Yaptığımız her iş, hiç birini ayıramam. Bazıları basit gibi gözükse de alın teridir, emektir. Zaten eğer “Ya bu iş olmadı!” diyorsanız, işi bırakma zamanı gelmiştir. Bu, her iş iyi olacak anlamında değildir; önemli olan tüm dinamikler içerisinde elinizden geleni yapmış olmanızdır. Benim için başarı ve gurur ölçüsü, akşam kafamı yastığıma koyduğumda vicdanımın “OK” deyip dememesidir. İlla örnek ver derseniz Cappy – #çıkişiniçinden, Coca-Cola – #OlsaDaYesek, #YazGelse, Fuse Tea – Akıyo TVC, Doğadan – Bay Hastalık, Vodafone – Avrasya Maratonu TVC, Mucize Hikayeler Dijital Filmleri ve Kaytmikoytmu.com’u sayabilirim.

Başkası tarafından yaratılmış favori kampanyam: Çok var. “Will it blend” den başlar, HBO’nun neredeyse tüm işlerini kapsar, IKEA virallerinden devam eder, Nike’ı kıskanarak izler, P&G Mom’s a kadar gelebilirim. Çok var, gerçekten çok.

Kariyerimdeki en iyi an: Oğlum Ali’nin doğduğu an. Daha iyi bir insan olma ve ardımda daha güzel şeyler bırakma içgüdüsü ile lütuflandırıldığım an.

İş hayatımdaki en utandırıcı anım: Hiç utanmadım. Neden utanayım ki?

Bir kampanyada beraber çalıştığım en iyi ünlü: Ayrıştıramam açıkçası. Hepsinin kendine has farklı özellikleri vardı. Nuri Alço da var, Hayko Cepkin de var, Mustafa Topaloğlu da var, Mercan Dede de. Bu skalada baktığınızda kendimi hepsi ile çalışmış olduğum için çok şanslı hissediyorum. Ek olarak, ünlü olmayan birini keşfedip, ünlü olduğunu görmek daha mutluluk verici bi’şey benim için.

Bu sektörde birlikte çalışmaktan en mutluluk duyduğum insan: Oy, oy ve oy. Çok var. Mehmet Bali, Ozan Coşkun, Enis Orhun, Tuna Tiryakioğlu, Ödül Küçük, Evren Doğrar, İlker Zaharya, Erhan Yürük, Can Saraçoğlu, Burak Günsev, Yüce Zerey, Mehmet Koyuncuoğlu, Burcu Ektirici, Erinç Kargan falan… Liste uzayıp gider…

Kariyerimde en büyük etkiye sahip olan kişi: Hayatıma ucundan kıyısından dokunanlar da dahil herkes. Firavun olmasaydı, Musa olmazdı seviyesinde düşünün. Beni sevmeyenler ya da davranışlarını tasvip etmediğim insanlar da dahil, herkesten öğrenmeye çalışıyorum. Hepsi beni etkiliyor ve hepsine minnettarım.

 

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Ağustos 2014 sayısında yayınlanmıştır.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.