Eve gitmek istemeyeceğiniz ofis

Bu ay, Ataşehir’de olmanın avantajını sıcak ve çağdaş bir atmosfer ile birleştiren Mondelez International Türkiye ofisini ziyaret ettik.

Eskiden Gebze’de faaliyet gösteren Mondelez International Türkiye, Ekim 2015’ten bu yana Nidakule Ataşehir Kuzey’deki ofisine taşındı. Fabrika hala Gebze’de; Güneşli, Göktürk ve Ümraniye’de de satış ofisleri var ama ticari bölümler burada yer alıyor. 

Ofisin girişinde bizi önce Mondelez’in yeni logosu karşılıyor: “Snacking made right”. Resepsiyonda, marketlerde gördüğümüz ve birebir aynısı yapılan kasa önü kısmı var ve kasa önleri, şirketin ürünlerinin en çok satıldığı yerlerden biri olduğu için büyük bir anlam taşıyor.

Ofis tamamen açık ofis konseptinde, hiç kimsenin özel bir odası yok. Jeyan Ülkü Mimarlık’ın imzasını taşıyan tasarımda bu, “eşitlik” konsepti olarak tanımlanıyor. Tek katta çalışılıyor, yatay bir düzenleme var. Ofiste çalışanların masalarının dışında da zaman harcayabileceği, sohbet edebileceği, iş birliği sağlayan yerler bulunuyor. Bu konsept ofisten çıkmadan ofisten çıkabilmek, farklı departmanlarla bir araya gelmek ve iletişimi kuvvetlendirmek için düşünülmüş. Masaların kişilere ait olmadığı bir düzen mevcut, çalışanlara ofisin farklı yerlerinde çalışma imkanı sunuluyor. Çalışanlar da birbirlerinden kopuk olmuyorlar.

Gözümüze ilk çarpan özelliklerden biri de çiçekleriyle, renkleriyle sıcak ve çağdaş bir atmosferi yaratılmış olması oldu. Yüksek tavan da hacmi büyüterek ferah bir ortam sağlıyor. Mondelez’in canlı renk kodları kullanılmış, toplantı odalarında da halı ve tavan ile uyum yakalanmış. Ofisin birçok noktasında özel, izole alanlar yaratılmış. Telefon görüşmeleri, toplantılar, bireysel çalışmalar buralarda gerçekleştirilebiliyor. 

Ayrıca ses izolasyonu sağlayan veya telekonferans imkanı veren özel koltuklar da mevcut.

Şirkette “clean desk policy” uygulandığı için herkes giderken masasını boş ve temiz bırakıyor. Ertesi gün de boş bulduğu bir yerde başlayabiliyor. Tüm çalışanların özel dolapları var, eşyalarını koyabiliyorlar. Sabahları ofiste hep birlikte kahvaltı yapılıyor. 

Telepresence cihazlarını bölgesel toplantılarda, sunum ve diğer görüşmelerde kullanıyorlar. Büyük konferans salonları olduğu için otellere gitmelerine de gerek kalmıyor. Böylece seyahat masrafları büyük ölçüde azalıyor.

Yeni ofise geçtikten sonra çalışanların motivasyonunun, iş birliğinin arttığı ve mail trafiğinin de azaldığı bilgisini paylaşıyorlar. Hatta yurt dışı operasyonları ile ilgilenen ve home office çalışan takım üyelerinin artık ofiste çalışmak istediklerini de ilginç bir ayrıntı olarak not düşelim.

Çalışanlar hafta içi 5 gün 08.00-17:00 saatleri arasında çalışıyor. Eğitim durumları %85 lisans, %15 yüksek lisans düzeyinde. Kadın-erkek çalışan dengesine baktığımızda da %64’e %36’lık bir oran görüyoruz. Anadolu Yakasından %90 gibi yüksek oranda bir katılım söz konusu.

 

7/24 açık, ücretsiz gym salonu ve dışarıda yer alan park da yine çalışanların faydalanabildiği imkanlardan. 

Ofiste çeşitli markalar gelip ürünleriyle ilgili dağıtım yapıyor. Starbucks, Pepsi, Red Bull bunlardan birkaçı… Tüm ofis için masaj etkinliği yapılmış, yakın zamanda da falcı çağırma esprisi yapıyorlar. 🙂

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 84. sayısında yayımlandı. 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.