Bilge Çiftçi ve Fatih Düzyol yorumluyor

Eczacıbaşı Tüketim Ürünleri CMO’su Bilge Çiftçi ve Roy+Teddy Creative Group Head’i Fatih Düzyol 107. sayımıza özel olarak yılın öne çıkan kampanyalarını yorumladılar.

Eczacıbaşı Tüketim Ürünleri CMO’su Bilge Çiftçi:

(1) Gmag. Bu kampanya reklamın sadece bir ürünü tanıtmak için değil bazen önemli bir sosyal mesajı da geniş kesimlere etkili bir biçimde iletebilmek için ne kadar güçlü bir araç olduğunun bir kanıtı adeta. İzlediğimde tüylerim diken diken oldu. Baskın bir grubun, kendince farklı ve zayıf gördüğüne fiziksel veya psikolojik şiddet uygulaması maalesef tüm dünyada bitememiş bir sorun. Gmag ve Havas bu sorunu ‘mor göz, bağıran erkek, acıklı müzik’ klişesinden uzak durarak (ki kanımca bunlar gerçek olsa da görünce kimsenin ‘işte bu ben’ demek istemeyeceği sahneler olduğu için işe yaramıyor) gerçekten dik ve onurlu bir karşı duruş sergileyerek dile getirmek istemiş. Şarkı seçimi mükemmel. Cesaretlerinden ve emeklerinden dolayı hem reklamvereni hem de reklam ve yapım ekibini kutluyorum.
(2) Renault Türkiye. Yıllardır otomotiv dünyasının klişelerinden uzak durmaya çalışan Clio, influencer klişeleri ile dalgasını geçerek yeni serisinin özelliklerini tanıtmaya çalışmış. Çok doğru klişeleri yakaladıysa da 2-3 dakikalık videolar dijital mecranın aşırı hızlı tüketilen dinamikleri için biraz uzun olmuş. Ürün özellikleri kimi videolarda daha net, kimilerinde ise yoğun bir anlatım içinde biraz kaybolmuş. Bu güzel kreatif fikir daha etkili ve vurucu uygulamalarla daha akılda kalıcı kılınabilirdi diye düşünüyorum.
(3) Koç Holding. Pandemi döneminde ekranlarımız birbirine çok benzeyen, “Anadolu toprakları, bizim insanımız, el ele gönül gönüleyiz” görsel ve söylemlerine sahip, reklamvereni pek de ayırt edemediğimiz reklamlarla doldu. Ancak Koç Holding hem kurumsal duruşu ile tutarlı bir iş yapmış, hem de ‘aşarız, gideriz’ tarzı altı dolu olmayan ve üstten bakan bir tondansa daha olgun, tevekkül sahibi ve görmüş geçirmiş bir aktarım ile yaşadıklarımızdan öğreneceğiz ve ‘iyileşeceğiz’ demiş.
(4) Turkcell. Söylediğini söylemeye hakkı olan ve bu nedenle mesajını güçlü geçirebilen bir iş daha. Sevdiklerimize, işimize, alışverişimize bile uzaktan erişmek zorunda olduğumuz bir dönemde iletişim hizmetlerine her zamankinden fazla ihtiyaç duyduk. İzleyiciyi tatlılıkla evde kalmaya ve sabretmeye çağıran bu kampanya ile film boyunca akan her sahnede Turkcell çekim gücünü ve hizmet kalitesini bu sektörde alışık olduğumuz “en iyisi, en çoğu, en çekeni” demeden de anlatabilmiş. Bağırmadan da güçlü mesajlar verilebileceğinin güzel bir örneği olmuş bu film.
(5) sahibinden.com. Tüyler diken, gözlerde yaş… Ancak kısa film tadında neredeyse iki buçuk dakikalık bu reklam neden çekilmiş? Mesaj 20 yıl ise geçen zaman sebebi ile anlaşılıyor ancak sadece bu mesaj için bu derece bir yapım ve gösterim maliyetine katlanıldığını düşünemiyorum. Müşteri deneyimi, teknolojisi, aranan her şeyin bulunabilmesi gibi bir mesaj vermeye çalışıyorsa bu duygusal hikayenin içinde biraz kaybolmuş. Kaliteli bir yapım, hikaye güzel, oyunculuklar iyi, seyir değeri yüksek… Ama bu kampanya Sahibinden.com’u (herhangi bir sebeple) kullanmayan birisini kullanmaya ikna etmek adına biraz daha kısa, öz ve hedefli olabilirdi diye düşünüyorum.
(6) Koçak. Gerçekten muhteşem görsellere eşlik eden çok güzel bir şarkı ile defalarca ve zevkle izlediğim, ama ‘bu neyin reklamıydı’ diye markayı anımsamaya çalıştığım bir kampanya. Hem marka hem de ürünler zengin ve ilgi çekici görselliğin gölgesinde kalıyor gibi. Çok ciddi büyüklükte olduğunu varsaydığım bir medya yatırımı ile bir yerden sonra Koçak markasını hatırlamaya başladım. Reklamın amacının marka ilişkisini idealde 1-2 kerede verebilmek olduğundan yola çıkarak, Koçak bağının filmde daha erken kurulması faydalı olabilirdi.

Roy+Teddy Creative Group Head’i Fatih Düzyol:

(1) Gmag. Hakkında konuşulması tabu olan, baskılanan ve şiddet gören LGBTİ bireylerinin neler hissettiklerinin bir dışa vurumu olmuş. Bazen bir şarkı sözü, sayfalarca akan bir dış sesin yapamadığını çok kısa sürede yapıyor ve mesajı kalbinize gönderiyor. Son zamanlarda şarkılar taşıyıcı öğe olarak sıkça kullanılmaya başlandı. Bu da o işlere güzel bir örnek.

(2) Renault Türkiye. Her gün farklı bir marka iş birliğiyle karşımıza çıkan ve kendini tekrar etmeye başlayan influencerların klişelerini konu edinmek çok güzel bir fikir. “Beyler, bayanlar sizi tiye alacağız” diyerek ikna da etmişler. İş, tam olarak kaçıncı revizyonda karıştı bilemiyorum ama klişeleri bozan anti-karakterimiz ürün özelliklerini anlatmaya devam ederek, klişeyi devam ettiriyor. Şarkı söyleyerek ürün anlatmak mı kaldı diyen karakter, başka bir şarkıyla kendisi devam ediyor.

Yine de kampanyanın bir araba lansmanına yakışır medya gücünü arkasına alarak görevini yerine getirdiğini düşünüyorum.
(3) Koç Holding. Yumurta – tavuk mevzusunda olduğu gibi “Lovemark olan markaların anlattıklarını mı dinliyoruz yoksa anlattıklarını dinlediklerimiz mi Lovemark oluyor?” cevabı ne olursa olsun, Koç Holding’in anlattıklarını bi’ durup dinliyoruz. Tavsiye veren saygın bir büyüğümüz edasıyla konuşan marka, adeta ulusa sesleniş yapmış.

O dönemde, bu günler geçecek reklamları çok yapıldı ancak bu gerçek anlamda bir mesajı olan tek işti. Film ayrıca nitelikli reklam yazarlığının güzel bir örneği.
(4) Turkcell. Pandemi kısıtlamalarında dünyadaki tüm reklamcılık endüstrisiyle birlikte Shutterstock ve Getty’e sarıldık. Stock videoların adeta suyunu çıkardık. Hatta farklı markaların filmlerinde benzer görüntüler pişti bile oldu. Turkcell filmi de o dönemin başarılı bir işi. Şarkı seçimi ve yorumu, filmi diğer stock filmler arasından ayrıştırmayı başarmış. Kişisel görüşüm fazla melankolik olması. Hali hazırda üzgün olan toplumu, daha da duygusallaştırdığını düşünüyorum.

(5) sahibinden.com. Türkiye’de en çok hasret kaldığımız reklam kategorilerden biri Storytelling. Çoğu zaman anlatacak güzel bir hikayemiz oluyor ama dijitalde 6 ve 15 saniyelere sıkıştığımız için bunu yapamıyoruz. Nadir de olsa bazen süremiz oluyor, o kadar sıkı bir hikayemiz olmayabiliyor. Ayın, güneşin konumu denk gelir de bu ikisi elinizde olursa; işte o zaman böyle güzel bir film ortaya çıkıyor. Araba alım-satım hedef kitlesinin çoğunluğunun erkek olduğu düşünülürse, erkeklerin bam teline dokunan, kadın kullanıcısını da genç modern yansıtan doğru bir iş yapılmış.

(6) Koçak. Eski adıyla Koçak Gold markasını, mücevherat rakipleri arasında biraz eski ve tabiri caizse “çarşı kuyumcusu” olarak hissediyordum. Bu kampanya, markayı premium lige çıkarmış diyebiliriz. Tek bir filmle bu algıyı yakalayamazsınız ama güzel bir başlangıç yapılmış.

İlk izlediğimde “tablo gibi iş olmuş” demiştim. Kampanyanın sanat yönetmenliği işi taşımış.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.