artwork

Beni seçin!

8 sene önce

0

Malum, gündemimiz seçim. Nereye baksak seçimlerle ilgili haberler, anketler, tahminler, vaatler…

Geçen gün bir haberde İsviçre Bern Konsolosluğu’nda seçim materyallerinin bulunduğu ve ancak aynı anda 3 anahtarın kullanılmasıyla açılması gereken “çok anahtarlı oda”nın zorda kalınınca “yedek” anahtarlarıyla açıldığına dair bir yazı okudum. Kişiler ve/veya kurumların “güven” algı ve tanımı farklı olursa bu, kavramın sarsılmasına neden olur.

7 Haziran Genel Seçimlerinde Türk seçmenler 54 ülkedeki temsilciliklerde 8-31 Mayıs günleri arasında oy verebiliyorlar. Bu ülkelerde 24 gün sürecek seçim işlemi boyunca, kullanılan oylar her gün “muhafaza” odasına alınıyor. Yurt dışı temsilciliklerindeki “muhafaza” odalarında bu kadar uzun süre bekleyecek oy pusulalarının güvende olması için odalar ikisi parti temsilcisi ve biri konsolosluk görevlisinde olmak üzere 3 anahtarla koruma altına alınmış. Ancak Bern Konsolosluğu’nda muhafaza odasının anahtarı verilen iki parti temsilcisinden biri anahtarı yanına alıp ülke dışına çıkınca verilen anahtarların yedeklerinin temsilcilikte bulunduğunu ve tüm konsoloslukların ve seçim materyallerine erişilebileceği ortaya çıkmış.

Bu yazıyı okuyunca elektronik seçim uygulamaları aklıma geldi. Elektronik seçim, halkın yaptığı seçimin elektronik aygıtlarla toplanıp, değerlendirilmesi işlemi olarak tanımlanıyor. Elektronik oylama kiosklarla, internet üzerinden telefonu ile, delikli kartlarla ve optik oy pusulaları ile yapılabiliyor. Elektronik oylama, insanların oylarını diledikleri lokasyondan ya da devletin belirlediği lokasyondan yapmasına göre ikiye ayrılıyor. Teknik olarak her elektronik oylama internet üzerinden gerçekleşmek zorunda da değil. Barkod ya da benzeri teknolojilerin bizim günümüzde kullandığımız mühür ve oy pusulasının yerini alması durumunda da elektronik oylamaya giriyor. Elektronik oylama sistemini kullanan ülkelere Birleşik Krallık, Hollanda, İtalya, Brezilya, Kanada, Estonya, Avustralya, ABD ve Fransa’yı örnek verebiliriz. İnternet üzerinde oylama ile ilgili çalışmalar da internetin ilk dönemlerinden bu yana yapılıyor. Daha önce yurt dışında yaşayan vatandaşlarının internet üzerinden oylama yapmasına izin veren ülkeler olsa da, internet üzerinden ilk seçimi yapan ülke Estonya olmuş. 2005 yılında yerel seçimlerin internet üzerinden yapıldığı ülkede, 2007 yılında genel seçimler de internet üzerinden gerçekleşmiş. İnternette oy kullanırken şu ya da bu şekilde baskı hissettiğini düşünenler, seçim günü sandığa giderek oylarını klasik yöntemle değiştirme imkanına bile sahip bulunuyor.

Tabii burada nüfus karşılaştırması yapınca işler o ülkede daha kolay olmalı.

Daha güvenli mi?

Bu konudaki en büyük tartışma cyber security (elektronik güvenlik) konusu tabii ki. Teknoloji ne kadar hayatımıza girmiş olsa da güvenlik zaafları insanları hala şüpheye düşürebiliyor. Mesela, 2012 Başkanlık seçimlerinde ABD’nin Ohio eyaletinde bir okulda elektronik oylama makinelerinde Obama’dan yana oy kullanan bir kişinin oyunun Romney’e gittiğini fark etmesi üzerine makinenin işlem dışı bırakıldığı açıklanmıştı. Kağıt ortamda yapılan seçimlerin güvenliği de çokça sorgulanmakla beraber, sistemsel hatalar ya da hile ihtimalini artıracağı düşüncesi nedeniyle elektronik oylama sistemine hala temkinli yaklaşılıyor.

Tabii ki zaman içerisinde teknolojik yeniliklerin getirdiği kolaylıklar seçimleri de etkiledi. Eskiden seçmen kağıdı elimize ulaşmadığında muhtara gitmek zorunda kalırken şimdi internet üzerinden TC Kimlik Numaramızı yazarak nerede oy kullanacağımızı öğrenebiliyoruz. Ama hala sayfa sayfa oy pusulalarını, mühür üst üste gelip oyumuz geçersiz sayılmasın diye çeşitli atraksiyonlar yaparak zarfların içine sığdırma çabalarımız ile oyların çuvallarda taşınma görüntüleri, günümüz teknolojik koşullarına pek de yakışıyor sayılmaz. Ama ne olursa olsun önemli olan seçimin hiçbir kuşkuya mahal vermeden güvenilir bir şekilde gerçekleştiriliyor olması. Zaten teknoloji her konuda hayatımıza o kadar hızlı bir şekilde girdi ki zamanı gelince buna da karşı koymak çok mümkün olmayacaktır.

Murat Çolakoğlu

PwC Türkiye Şirket Ortağı

Eğlence ve Medya Sektör Lideri

 

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Haziran 2015 sayısında yayınlanmıştır.