Açıkhavada yaratıcılığın sınırı

Bir süredir açıkhavada dijitalleşmeden söz eder olduk. Aslında bu konu hepimize heyecan veriyor. Ne zaman açıkhavadan konuşsak, dönüp dolaşıp kendimizi dijital hakkında konuşurken buluyoruz. Yurt dışı örneklere baktığımızda, yakın bir zamanda, dijitalin konuşmalardan ziyade işlerimiz içindeki payının artacağı da aşikar.

Açıkhavanın en güzel yanlarından bir tanesi, işlerin en büyük haliyle tüketicinin karşısına, görücüye çıktığı bir mecra olması. Eminim açıkhavada kendi reklamını gören bir reklamveren ya da işini gören bir grafiker diğer mecralara göre daha fazla etkileniyor, ilanlarına tekrar tekrar bakıyordur. Dijitalleşme ile birlikte bu görsel etkinin daha da zengin ve etkin bir hale dönüştüğünü, iki boyut sınırlarını aştığını düşünün. Yaratıcılık için yeni bir oyun alanı adeta. Durağan grafiklerden animasyonlara, derinlik efektlerine, ışık ve renk oyunlarına, interaktif uygulamalara, mobil ile etkileşimli işlere her şey mümkün. Bu durumun yaratıcılığın sınırlarını zorlayacağını düşünüyorum. İşin mutfağında çalışan arkadaşların mecra kaynaklı sınırlılıklardan hoşlanmadığını hepimiz biliriz.

Açıkhavada sınır yok, alanımız çok geniş. Diğer taraftan programatik satın almanın getirdiği etkiyi de unutmamak lazım. Daha detaylı planlanmış, hedef kitlesi daha net bilinen, daha stratejik işler yapmak. Daha doğru zamanda, daha doğru yerde, direk olarak hedef kitlesiyle buluşacak reklamlar. Yaratıcılığın önünü açacak olan etkiler bence bunlar. İşin güzel tarafı bu şekilde, ama rekabetin artacağını da öngörmek şart. Reklamlar kendi hedef kitlesi ile karşı karşıya ama rakipler de aynı alanda. Herkes programatik satın alma yapmış ve bir araya toplanmış.

Farklılığı anlatacak, farkındalığı yaratacak olansa yaratıcılığı daha fazla olan reklam. Sanırım rekabet daha da kızışacak.

Özlem Ayden
Arvak Yönetim Kurulu Üyesi

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 78. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.