365 – 113 = 252

Amerikalı aile babası ve düşünür Phil Dunphy, son eseri Phils’osophy’de şöyle der: “Başarı %1 ilham, %98 terlemek (çaba) ve %2 detaylara dikkat etmektir…” Türkiye’nin Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) listelerindeki yerine baktığımızda Dunphy prensibini birebir uyguluyoruz gibi duruyor.

İnterneti en verimli kullanan OECD ülkeleri arasında Türkiye son sıradadır. Kişi başı sağlık harcamalarında Türkiye OECD ülkeleri arasında son sıradadır. 15 ile 64 yaş arasındaki Türkler’in %46’sı maaşlı bir işte çalışmaktadır, OECD ülkeleri ortalaması %66’dır. 25 ile 64 yaş arası Türkler’in %33’ü lise ve dengi diplomaya sahiptir; OECD ortalaması %74’tür. Türkiye, eğitim skorunda Meksika’nın ardından sondan ikinci sıradadır. Yaşam memnuniyetinde ise Macaristan, Portekiz ve Rusya’nın ardından Türkiye sondan 4’üncü sıradadır. Kısacası ev sahipliğinden tutun çevre bilincine kadar diğer birçok konuda da Türkiye sondan birinciliği zorlamaktadır.*

Peki hal böyleyken biz ne yapıyoruz? Daha fazla tatil… Resmi olmayan verilere göre, 2012 yılında hafta sonları dahil 113 gün tatil. Geriye kalıyor 252 gün. Bu 252, özellikle iş hayatının ritminin düştüğü, seyahat planlarının birinci öncelik haline geldiği Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarını da kapsıyor. Kısacası Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs’ta 7 ay göreceli olarak verimli çalışan Türkiye 5 ay boyunca uykuya dalıyor.

Tatil uykusundan kalkınca ise neredeyse tüm kişi, kurum ve kuruluşlar aynı anda aynı reflekslerde işlerine saldırıyor. Bir örnek verelim, sadece reklam ve pazarlama iletişimi sektörüyle ilgili Kasım ayında 120’den fazla büyük ölçekli konferans etkinlik, panel, seminer vesaire düzenlendi. İş günü başına 4-5 etkinlik… Bankacılık, KOBİ, otomotiv gibi diğer sektörleri hiç saymıyorum. Aynı dönemde, birbirlerine yakın formatlarda düzenlenen etkinlikler tüketici, izleyici kısacası tüm paydaşlar üzerinde bir aşırı yüklemeye yol açıyor. Harcanan emek ve bütçelerle aslında hak edilen geri dönüş alınamıyor; verim sağlanamıyor. Campaign Türkiye olarak son sayımızda sektörün gelişimi için en çok öneme sahip olduğunu düşündüğümüz etkinlikleri ve verilen mesajları mercek altına aldık.

Ancak OECD listelerine göre, her alanda daha fazla verimliliğe şiddetle ihtiyacı olan Türkiye’de, paydaşlara gerçek fayda sağlayabilmek adına daha geniş zaman dilimlerine yayılan ve daha konsolide bir yapıya kavuşmuş bir etkinlik bilincinin oluşması gerekiyor.

Keyifli okumalar,

 

Tolga Tuna, Campaign Türkiye Genel Yayın Yönetmeni

[email protected]

[arrowlist]

  • Bu yazı Campaign Türkiye’nin Aralık sayısında yayınlanmıştır.

[/arrowlist]

 

 

*Kaynak: www.oecdbetterlifeindex.org/countries/turkey/

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.