Z kuşağının iş hayatı

Uzman Klinik Psikolog Berceste Şeber, Z kuşağının tercihlerini, gelecekte kendilerini nasıl gördüklerini, hayallerini, teknolojiyle beraber sosyal medyada var olmanın onlar için ne anlama geldiğini anlatıyor.

Günümüzde kuşakların değişimi ve dijital medyanın her geçen gün gelişmesi ile birlikte iş hayatında da birçok yenilik ve değişim gözlemleniyor. Baby boomer kuşağının emekli olduğu, X kuşağının daha çok yönetsel pozisyonlarda çalıştığı, Y kuşağının değişim yaratarak kariyer basamaklarında hızlı ilerlemeler kaydettiği bir düzene Z kuşağının girmesi ile birlikte farklı çalışma tarzları, yeni beklentiler ve yeni meslek alanları da ortaya çıkmaya başladı. Kuşakların insanların davranışlarının veya düşüncelerinin ardında yatan sebepleri anlamak için tek başına yeterli olmadığı, kişileri bireysel olarak değerlendirmeden tam olarak anlamlandırmanın mümkün olmadığı bilinse de dönemsel olarak benzer yaşam olaylarını tecrübe eden kişilerin benzer algı, tutum, inanç ve davranışlar gösterdikleri görülmekte. (Lancaster ve Stillman, 2002).

Dünyada Z kuşağına dair bilinen ortak bilgi bu kuşağın dijital yerliler, internet kuşağı olduğu yönünde. Z kuşağı internete her zaman erişimi olan, teknolojinin kullanıldığı bir dünyaya doğan ilk kuşak olmasının yanı sıra, aynı modayı takip eden, aynı müzikleri dinleyen, hatta birçok emojilerle ve sözcüklerle ortak bir dil yaratan ilk küresel kuşak olarak da bilinmekte. (Puiu, 2017)

Bir diğer taraftan; Z kuşağı ekonomik kriz ve durgunluk dönemlerinin etkisini yaşayan, Gezi Parkı gibi toplumsal hareketlerin içinde bulunan ve tanık olan bir kuşak olarak tanımlanmakta. Bu kuşağın üyeleri ekonomik kriz ve durgunluğun kendi aileleri üzerindeki psikolojik ve maddi etkilerini gördükleri için mücadeleci ve pragmatik yönlerini de ortaya çıkarmakta. İyi eğitim almanın gerekliliğinin farkında olsalar da bir diğer taraftan mezun olunca iş bulmanın çok da kolay olmadığını düşünüyorlar. (Seemiller ve Grace, 2016) Çocukluklarında tanık oldukları ekonomik krizler, bu kuşakta para konusuna dair bazı kaygılar yarattığından yoğunluklu olarak girişimcilik eğilimlerinin arttığı gözlemlenmiş. ‘Next-Gen Workforce: Secret Weapon or Biggest Challenge’ araştırmasında da Z kuşağındaki bireylerin %62’sinin meslek hayatında girişimcilik üzerine yoğunlaşmak istediği vurgulanmış. (Ernst & Young, 2015) Kendi markalarını kurmayı, kendi ürünlerini satmayı isteyen Z kuşağı geleneksel iş yaşantısını reddedebileceğini ve teknolojiyi iş hayatlarına entegre edip kendilerine yeni iş modelleri ve değerleri oluşturabileceklerini fark eden bir kuşak.

Peki Z kuşağının çalışma hayatından beklentileri neler?
Daha çok iş birliği, daha çok geri bildirim, daha çok özgür alan ve daha çok iş ve özel yaşam dengesi Z kuşağının beklentilerinin başında geliyor. Onlar kendilerine ne yapılmasının söylenmesinden çok, deneyimlerin ve çalışmaların bir parçası olmayı ve böylece hem kendi becerilerini hem de hayat kalitelerini geliştirmeyi istiyor. Bu kuşağın en önemli gündemlerinden biri dünyayı değiştirebileceklerine olan inançları. Bunun yanı sıra; tek bir meslek yerine birden fazla mesleğe sahip olup 2’sini bir arada yönetebileceklerine inanıp, bu düşüncelerine yönelik adımlar atıyorlar.

Teknoloji çağında doğan Z kuşağı için sosyal medya ise olmazsa olmazların başında yer alıyor. Dünya Ekonomi Forumu’nun araştırmasına göre; Z kuşağı günde ortalama 2 saat 55 dakika sosyal medyada zaman geçiriyor. Örneğin; bu kuşağın üyelerinin çoğunluğu uzun metinleri okumak yerine konuyu anlatan kısa videoları YouTube’dan izlemeyi tercih ediyor. Buna ek olarak, genelde geleneksel reklamları takip etmeyi tercih etmiyorlar. Bir markanın tanıtımı ile direkt ilgilenmek yerine güvendikleri ve sevdikleri influencer’ların markalarla ilgili düşüncelerini önemsiyorlar. Çünkü bu kuşağın aradığı en önemli özelliklerin başında samimiyet ve gerçekçilik bulunuyor.

X kuşağının ve Y kuşağının sosyal medyayı yoğunluklu olarak insanlarla iletişimde kalmak için, düşüncelerini paylaşmak ve gündemden haberdar olmak için kullandığı görülürken Z kuşağının sosyal medyayı daha çok eğlenmek için ve influence etmek için kullandığı tespit edilmiş. 13 ile 38 yaş aralığında bulunan 2.000 kişinin örneklemini oluşturan inf luencer kültürü ile ilgili yapılan bir araştırmada Z kuşağının %86’sının para kazanmak için Instagram’da post koymaya sıcak baktığı ve eğer şansları olursa da %54’ünün inf luencer olmak isteyeceği bulunmuş. (Morning Consult, 2019) Bu kuşak etki etmeyi geleneksel çalışma hayatının kurallarını yıkma, kendini gösterme ve toplumsal değişim değerlerini kucaklama aktivitesi olarak görüyor. Her ne kadar ilk etapta Z kuşağının inf luencer olmaya dair ilgisinin zengin olmak veya kolay para kazanmak ile ilgili olduğu düşünülse de ‘dünyada bir fark yaratmak’, ‘esnek çalışma saatleri’, ‘eğlenmek’, ‘yeni ürün denemek’, ‘ünlü olmak’ ve ‘düşüncelerini geniş bir kitle ile paylaşmak’ influencer olmak istemelerinin ardındaki en önemli sebeplerinin arasında yer alıyor. Şunu da eklemek gerekir ki; Z kuşağındaki herkes influencer olmak istemiyor, hatta bir kısmı influencer’lığı yasal bir iş olarak görmüyor ve influencer olmanın insanların benlik algısı ve beden algısı üzerinde negatif etkilerinin olduğunu düşünüyor. Sosyal medyanın her geçen gün gelişmesi ile dünyada iletişim kuracak daha çok yol bulunuyor ve ünlü olma kavramı tekrardan şekilleniyor. Birçok çocuk veya ergen ileriyi düşünmeden, daha doğrusu ileriyi ön göremeden kendini sosyal medyanın merkezine atıyor. Halbuki risk değerlendirmek, bir sonraki adım ile ilgili bilişsel bazı kararlar almak gibi bilişsel beceriler bireylerde zaman içerisinde gelişiyor. Ortalama 25 yaşına kadar beynin rasyonel kısmı gelişimini tamamlamış oluyor. Fakat ergenlik döneminde sosyal medyada ünlülüğü tadanlar için işler zorlaşıyor ve gerçek ile baş etme konusunda ciddi problemler yaşanıyor. Erken yaşta influencer ünlüsü olanların bir kısmında özellikle iletişim problemi, alkol veya uyuşturucu problemi ve kendilik algısıyla ilgili problemler görülüyor. Like, takip, görülme ve yorum gibi faktörlerle sosyal başarıların ve şöhretin ölçülmesi ile birlikte kişilerin bu dünya dışında kendi öz değerlerini bulmaları oldukça zorlaşıyor. Kimisi sosyal medya ününü iyiye kullanarak (hayvan haklarını savunan videolar, pozitif beden algısı üzerine yazılar vb.) kim olduklarına dair daha derin anlamları görüp keşfedebilseler de kimisi kendi görünürlükleri ile ilgili takıntılı bir hale gelebiliyorlar. Influencer’lığın negatif boyutlarının yanı sıra girişimcilik üzerine yoğunlaşan Z kuşağı üyelerinin bir kısmı büyük başarılara ulaşırken diğer bir kısmı da hayatın gerçekleriyle yüzleşebiliyor. İşler bazen sadece kendine güvenmekle, örnekleri takip etmekle veya yaratıcı olmakla yürümüyor. Tüm bunlar üzerinden yola çıkıldığında, günümüzde Z kuşağının değiştirdiği yeni meslek alanlarının, yeni değerlerin her iki yüzünü de görmek ve değerlendirmek çok önemli. Her iki yüzüne bakmak bu kuşağın ve bir sonraki kuşakların neleri geliştirebileceğini, nelerden ders alabileceğini ve neleri sürdürebileceğini hem bireysel hem de toplumsal olarak değerlendirmesi için büyük bir fırsat olarak görülebilir.

Berceste Şeber
Uzman Klinik Psikolog, Elpis Psikolojik Danışmanlık

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 104. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.