Yeniden düşünme zamanı

İçinden geçtiğimiz dönemde pandemi bizlere geleceğin çalışma modellerini yeniden düşünme ve hatta deneyimleme fırsatı verdi. PwC Türkiye İnsan Yönetimi ve Organizasyon Danışmanlığı olarak bizler de iş yapış şeklimizi ve hizmetlerimizi gözden geçirdik, hızlı adaptasyon ile yeni nesil çalışma modelleri tasarımı konularında metodolojilerimizi geliştirerek kurumlara destek olmaya başladık. Bu tasarımı yaparken birçok kurum ve çalışan görüşü aldık.

Değişen çalışma kültürüne bakış açımızı yorumlarken 2020 yılında globalde gerçekleştirdiğimiz “PwC Remote Work Survey” araştırmasının öne çıkan bulgularını özetlemek istiyorum;

  • Pandemi uzaktan çalışma ile ilgili performans kaygılarını ortadan kaldırdı ve hızlı adaptasyon konusunda hem çalışanlar hem işverenler oldukça başarılı oldu. Türkiye’de ve Globalde yaptığımız görüşme ve araştırmalarda çalışanlar kurumlarının bu sürece adaptasyonunu başarılı bulduklarını belirtiyorlar. Evden çalışma düzeninde verimliliği artıracak ilgili online sistem ve araçların hızla devreye alınması başta olmak üzere uzaktan çalışma düzeninde well-being, destekleyici yan haklar ve gelişim konularında şirketler birçok başarılı uygulama geliştirdi. Ancak yine de uzayan çalışma saatleri, karışan iş yaşam dengesi ve peş peşe gelen uzun toplantılar çalışanları yormuş durumda. Uzaktan çalışmanın önemli bir etkisi koordinasyon maliyetlerinin artması oldu. Ofis düzeninde hızlıca çözümlenebilecek gündemler toplantılara taşınmış oldu. Araştırmamızın sonucuna göre katılımcılar toplantıların süresinin %61 arttığını belirtiyor. Bu durum değişen çalışma kültüründe toplantı verimliliği ve iş yaşam dengesinin önceliklendirilmesi gerektiğine ilişkin sinyaller veriyor.
  • Pandemi sonrası için kurumların planladığı hibrit çalışma modelleri ve uzaktan çalışma yapılarında ofisler tamamen ortadan kalkmayacak, ancak rolü ciddi anlamda değişecek. Global araştırmamıza göre yalnızca 5 yöneticiden 1’i eski düzende çalışmak ve ofislere gitmek istediğini belirtmiş.
  • Çalışanlar bu düzene çok alışmış olsalar da ofisleri özlediklerini belirtiyorlar. Özellikle iş birliği, ekip içi ilişkilerin geliştirilmesi ve sosyal ağların güçlendirilmesi için ofislere ihtiyaç duyduklarını belirtiyorlar. Bu süreçte en çok etkilenen çalışanlar pandemi sırasında iş değiştiren ve yeni işe başlayanlar oldu. Özellikle ekip arkadaşlarını tanımadan ve ofis ortamını, şirket kültürünü benimsemeden çalışmaya başlamak adaptasyon sürecini uzattı. Bu konuda özellikle liderlere çok iş düşüyor, yeni düzende liderlerin kültür elçisi rolü güçlenecek. Yeni çalışma düzeni ve çalışma ortamında şirket ile çalışan arasındaki en önemli bağ birlikte çalıştığı ekip ve lideri olacak.
  • Özellikle toplam deneyim süresi daha az olan çalışanlar ve yeni mezunlar ofislere daha çok ihtiyaç duyduklarını belirtiyorlar. Bu çalışan grubu için bağlı olduğu kuruma uyum kadar iş hayatına uyumu öğrenmek de kritik. Bu nedenle 0-5 yıl arası deneyim sahibi çalışanlar yeni düzende daha sık ofise gitmeye ihtiyaç duyduklarını belirtmişler.
  • Çalışanların %55’i haftada minimum 3 gün uzaktan çalışma düzenine devam etmek istiyorlar. Bu tasarımı yaparken kurumların rol bazlı değerlendirme yapmaları gerekecek. Uzaktan – ofis çalışma düzenini belirlerken rolün mobilitesi, risk ve bilgi güvenliği unsurları, kullanılan sistem ve araçlar, üretkenlik faktörleri, iç ve dış müşteri ilişkisi gibi kriterler göz önüne alınmalı. Bu tasarımda göz ardı edilmemesi gereken en önemli unsur ise kurum kültürü ve değerleri. Yeni düzen bize performans ve verim kayıplarının olmadığını ama adaptasyon ve sosyal ağları güçlendirme konusunda çalışanların zorluk çektiğini gösterdi. Şirket yönetimlerinin ve İK ekiplerinin en öncelikli gündemi yeni çalışma düzeninde çalışan bağlılığını ve motivasyonunu artırmak olacak. Bu bakış açısı ile önümüzdeki dönem önemli İK gündemleri; çeşitlilik ve kapsayıcılık politikalarının gözden geçirilmesi, çalışan sağlığı ve refahına ilişkin uygulamaların sürekli hale getirilmesi ve iş birliği kültürünün güçlendirilmesi olacak.
  • Artan toplantı sayısı ve uzayan süreleri ile birlikte çalışanlar bağlantı kurmak ve ilişkiler geliştirmek için zaman bulmakta zorlanıyor. Çalışanlar evden çalışırken inovasyon ve yenilikçilik alanlarında kendilerini eski düzene göre daha yetersiz bulduklarını belirtiyorlar. Kurumların yeni düzende ofisleri daha çok iş birliği ve inovasyon merkezleri olarak konumlandırmaları gerekecek.
  • Çalışanların önemli bir yüzdesi (%83) iş birliği ve ilişkileri güçlendirerek yüksek performansın sürdürülebilirliğini sağlamak konusunda ofislerin önemini vurguluyor. Haftada minimum 2 gün ofise gitmenin bunu destekleyeceğini düşünüyorlar ve bu düzenin aynı zamanda performanslarının görünür olmasını destekleyeceğini düşünüyorlar. Özellikle bu konunun altını çizmek gerekir, çalışanların %33’ü görünür olmayan ve tamamen uzaktan çalışılan düzenin kariyerlerindeki ilerlemeyi olumsuz etkileyeceğini düşünüyor. Tabi ki rolün gereği bazı işler tamamen uzaktan çalışmaya geçecek, ancak yine de insanın doğasındaki değer görme, görünür olma ve ilişki geliştirme ihtiyacını göz ardı etmeden bu düzeni kurmak gerekecek.
  •  Yeni çalışma modelleri tabii ki ofis düzenlerini de etkiliyor. Kurumların %87’si önümüzdeki 12 ay içinde ofis ve bina yapısında da değişiklik yapmayı planlıyor. Bu planlar doğrultusunda önümüzdeki dönemde daha fazla sosyalleşme alanlarının olduğu, açık ofis düzeninin yaygınlaştığı ve daha çok “iletişim merkezi” olarak konumlanan ofis düzenleri planlanacak.

Özetle pandemi sonrası dönemde işin türü, iş gücünün çalışma düzeni ve çalışma ortamı değişecek. Bütün bu değişiklikleri planlarken güçlü bir çalışma kültürünün inşa edilmesi, iş birliğinin desteklendiği modellerin geliştirilmesi yönetim ekiplerinin en kritik gündemleri haline gelecek.

Ülker Day

PwC Türkiye İnsan Yönetimi ve Organizasyon Danışmanlığı Direktörü

 

 

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 109. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.