“Yeni vasat”

2020’ye girerken herkeste bir iyimserlik vardı. İlk kez İngilizce olmayan bir film Oscar kazanmış (Parasite), ABD-Çin ticaret savaşları durduğu için piyasalar coşkulu, Türkiye ise bildiğimiz gibiydi.

Pandemi tüm dünyaya yayılmışken biz hâlâ vaka sayısı açıklamamış ‘İtalya’ya, İspanya’ya gitmeyecek olan turistler bize gelir’ kafasındaydık. Derken pandemi geldi ve hep birlikte evlere kapandık. Beklenmedik bir durumdu bu, bakalım neler olacaktı?

Elbette tüm tüketim gibi, içerik tüketimi de bundan payını aldı. İlk aşamada normal tüketimde tuvalet kağıdı, sirke, elektrik süpürgesi sayıları patlarken; içerik tüketiminde de önce YouTube’a koştu herkes. Zira evde oturup TV’deki aynı anlamsızlıkları kimse izlemezdi. Artık dizi de çekilemediğinden TV tekrara girmişti.

Müzeler kapalıyken sanal müzeler açıldı. Pink Floyd daha önce yayınlamadığı konser kayıtlarını yayınladı. Daha önce keşfedilmemiş onlarca kaliteli kanal keşfedildi.

İkinci dalgada tüketim temel ihtiyaçlar bazında devam ederken, içerik tüketiminde yeni bir hamle oldu: Instagram canlı yayınları…

Artık herkes kendi canlı yayınını yapıyor, konuk ağırlıyor, ciddi-geyik onlarca yayın yapılıyordu. Evet, insanlar TV yerine yine buralardaydı.

Çoğu reklamını durdurmuş olsa da markalar, TV’de birbirinin aynı stok görüntülerden oluşmuş filmlerde aynı mesajı veriyorlardı: ‘Evde kal!’

Mağazalar kapanmış büyük zarar edilirken, online satışlar patlamıştı. Kaliteli içerikler vardı ama bunlar sınırlı ve gönüllü ayakta kalmak zorundaydı. Çünkü tüketilen içerik, yani kalabalığın koşarak toplandığı yerler, geyikten başka bir şeyin olmadığı, influencer tabir edilen kişilerin vasat yayınları oldu.

Markalar ‘ürün yerleştirmek’ için sıraya girdiler. Ve vasatın egemenliği mecrasını değiştirse de tekrar kendini ilan etti. Yeni normal denilen şeyin yeni bir vasat olduğu anlaşıldı.


Emrah Akay
ECD, Come to Movida

Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye 99. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.