Yeni iletişim çağında siyaset

İletişimin şekil değiştirdiğinden sürekli bahsediyoruz, günümüzde insanların birbiriyle kurduğu iletişimden tutun da şirketlerin müşterileriyle kurduğu iletişime kadar… Seçimlere çok az bir süre kalmışken şimdi de dürbünümüzü siyasetçilerin, partilerin halkla nasıl bir iletişim kuracağına, bu değişime nasıl yanıt vereceğine çevirdik. Özellikle de Z kuşağını yakalayabilecekler mi, onları gerçekten anlayabilecekler mi?

Ülkenin geleceği, kimlere emanet edileceğimiz, vatandaşlar olarak her zaman yumuşak karnımızdı ancak artık çok daha hassas bir konu. Herkes gözlerini 2023 seçimlerine çevirdi, nefesini tuttu bekliyor… Üstelik bu seçimlerde “apolitik” olarak damgalanan, siyasetten uzak olarak algılanan Z Kuşağı seçmeninin oranı %16’ya yükselecek (2018’de %7 idi). Peki cam kırıkları üzerinde yürümeye benzetilebilecek bu can alıcı dönemde adaylar, siyasi partiler halkı ve özellikle gençleri etkilemede nasıl bir iletişim dili benimsemeli, süreci nasıl yürütmeli?

Strateji

Stratejik iletişim planı ortaya koymak; adayın, seçmen beklentilerini anlamasına ve bunları göz önünde bulundurarak kendini onlara anlatmasında oldukça önemlidir. Stratejik iletişim; toplumdaki en temel sorunları, ana temaları ve hedef seçmen kitlesini belirleyecek şekilde olmalı. Siyasi danışmanlar, teknoloji ve saha araştırmaları aracılığıyla genel bir çerçeve oluşturulursa sağlam bir iletişim planı hazırlamak mümkündür. 

Yeni dünyada siyaset iletişimi

İletişim şekli tüm dünyada değişti, dolayısıyla iletişim sektörünün dahil olduğu tüm noktalarda da etkili. Politikacıların da önümüzdeki dönemde bu değişime ayak uydurarak iletişim kanallarını çoğaltmaları, hedef kitlelerine ulaşım açısından çok daha pratiklik sağlayacak ve çağdaş bir görünüm sergileyecektir. Özellikle ekranlarla daha haşır neşir olan Z kuşağına sosyal mecralarla ulaşmak, çok daha olası. 29 Aralık 2021’de “Z Kuşağı Seçmen Davranışları” üzerine yapılan bir çalışmada da siyasi partilerin seçim çalışmalarında özellikle sosyal medyaya ağırlık vermesinin olumlu olacağı gözlenmiştir.

Z Kuşağı

Türkiye Gençlik Araştıması 2021’e göre; Z kuşağının apolitik değil “depolitik”. Yani aslında onlar, mevcut siyasilerin politika yapma biçimlerinden hoşlanmıyor. Siyasetle aralarına mesafe koymalarının nedeni, mevcut siyasi ortamdaki kutuplaşma trendi ve aslında etkin rol alabilecekleri siyasi oluşumlar yeterli değil.

KONDA İnteraktif’in gerçekleştirdiği bir başka çalışmaya göre ise Z kuşağının birçok siyasi konuda kendine has fikir ve tutumları mevcut. Takip ettikleri jenerasyonlara kıyasla din, cinsel kimlik vb. konularda daha toleranslı ve ilerici zihniyete sahipler.

Bu tür verilere baktığımızda Z Kuşağı ile ilgili var olan yanlış ön yargıları yıkıp “Onları nasıl anlarız, ihtiyaçlarına nasıl hitap ederiz, onlarla hangi iletişim tonunu kullanmalıyız?” gibi sorulara odaklanmak, siyasetçilerin bu taze ve farklı düşüncelere açık zihinlere ulaşma yolunu açabilir.

Uzun süredir ülke gündeminde ağırlığını hissettiren bu konu için araştırma şirketlerinin, akademisyenlerin, siyasal iletişimcilerin, reklam sektöründeki uzmanların ve danışmanların düşüncelerini alarak kapsamlı bir bakış açısı sunmaya çalıştık.

Ne dersiniz, başarılı, dürüst ve şeffaf siyasal iletişim kampanyalarıyla yönlendirilen bir seçimle daha aydınlık bir geleceğe doğru umut içinde bakar mıyız?

Necla Eylül Durukan

Campaign Türkiye Kıdemli Editörü

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 125. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.