Yeni dünyamız artık mobil

Sokağa çıkma yasakları nedeniyle yeni oluşan “uzaktan çalışma” trendi, mobil üzerinden de rahatlıkla kullanılabilen online konferans uygulamalarının da istatistiklerini, kişisel verilerin korunması konusundaki endişe ve ihlallere rağmen, akıl almaz boyutlara taşıdı.

İçinden geçtiğimiz bu olağanüstü süreçte, yeni teknolojilerin hızla yayılmasıyla radikal değişimler oldu. Devir artık hızlı adaptasyon ve takım olarak var olmaya çalışma devri. Bireyselliğin dışına çıkıp beraber hareket edebilmeyi ilke edinenler ve dijital devrime ayak uydurabilenler bu dönemin kazananları olacak.

Bu değişimlerin sonucunda ise markaların ve müşterilerin etkileşim biçimindeki yeni trendler ve köklü değişimler turizm, uluslararası ticaret gibi sektörleri sekteye uğratırken; temizlik, kozmetik, elektronik eşya, mobilya, e-ticaret gibi sektörleri parlattı. Bu konuyu birkaç örnekle değerlendirmek isterim:

Mobilin, pandeminin de etkisiyle dijitaldeki payı, son eMarketer verilerine göre Dünyada %80’lere kadar yükseldi. Türkiye’deki tüm şirketlerin %50’sinin işleri evden sürdürüyor olması çok önemli bir değişim. Bu değişimin doğurduğu sonuçlar bizi koltuğumuzdan kalkmadan alışveriş yapabilecek, evde üretip satarak e-ticaret kullanabilecek ve tüm bankacılık işlemlerini mobil üzerinden halledebilecek noktaya getirdi.

Öncelikle, COVID-19 sebebiyle insanların fiziksel olarak sosyalleşemediler ve bu ihtiyaçlarını sosyal medya üzerinden giderdiler. Bu durum istatistiklere ve pazarlama bütçelerine de yansıdı ve pazarlama bütçeleri de dijitale endekslendi. Artık işletmeler marka bilinirliğini artırmak, önemli pazar bilgileri edinmek ve en önemlisi yeni müşterilere ulaşmak için öncelikli tercih olarak sosyal medyayı kullanıyor. Tüketiciyi anlamak için modern teknoloji ve sosyal medyanın nimetlerinden faydalanmak temel amaç haline geldi.

Eskiden pek çoğumuza uzak görünen yeni teknolojiler vazgeçilmez pazarlama yöntemleri oldular, diyeceğim ama bu teknolojinin kucağında büyüyen yeni nesil beni anlamakta zorlanacak diye endişeliyim. Satın almayı planladığınız bir daireyi artık emlakçıyla kapı kapı gezmek yerine 360 derece çekimlerle üç boyutlu görebiliyor, satın alacağınız bir makyaj malzemesini yüz tanımlama sistemleriyle mağazaya gitmeden deneyebiliyorsunuz. Sosyal medya platformlarının tasarladığı filtrelerin tüketici üzerinde yarattığı etki sayesinde e-ticaret yapan markalar pazarlama bütçelerinin çok büyük bir kısmını artık bu yeni teknolojilere yatırıyor. Mart ve Nisan aylarında dijital etkileşim oranı en çok artan kategorilerde %160 artış ile spor uygulamaları, %100 artış ile mobil perakende uygulamaları dikkati çekiyor.

BKM’nin verilerine göre, internetten kartlı ödeme tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre %13 artarak 16 milyar TL’ye ulaştı. Kartlı ödemelerde internetin payı %24 ile rekor seviyeye ulaştı ki bu, şu anlama geliyor; nisan ayında her 4 TL kartlı ödemenin 1 TL’si internetten gerçekleşti. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin sektör detayında dağılımına bakarsak, geçen yılın aynı dönemine göre %220 artış ile lider market- gıda sektörü, onu %122 artışla elektronik eşya, %87 artışla mobilya ve dekorasyon ve %62 artışla giyim sektörleri takip ediyor.

Sokağa çıkma yasakları nedeniyle yeni oluşan “uzaktan çalışma” trendi, mobil üzerinden de rahatlıkla kullanılabilen online konferans uygulamalarının da istatistiklerini, kişisel verilerin korunması konusundaki endişe ve ihlallere rağmen, akıl almaz boyutlara taşıdı. Bu platformlar arasından en yaygın olanı Zoom, paylaştığı verilere göre belirtilen dönemde toplam gelirini %169 artırarak 328,2 milyon dolara çıkarttı.

Dünya genelinde önemli bir içerik tüketimi var. Özellikle Netfix gibi içerik platformları, tüketicilerin gözdesi oldu. CompariTech’in açıkladığı yeni rapora göre Netflix, 2020’nin ilk çeyreğinde 167 milyon olan abone sayısını, pandemi süresince 16 milyon artırarak 183 milyon aboneye ulaştı. Türkiye’deki Netflix kullanım oranıysa pandemi sürecinde neredeyse 2 milyon aboneye ulaştı. Bu rakam, pandemi nedeniyle beklenenin çok ötesinde. Türkiye’de ise 2020’nin ilk üç ayında 200 bin yeni abone kazanan Netflix, bu dönemde gelirinin tahmini 53 milyon dolarını bizden elde etti diyebiliriz.

Pandemi döneminde kayda değer artış gösteren ve Türkiye’nin de bu konuda başarılı olduğunu fark etmemize neden olan bir diğer konu ise online oyunlar. Günlük aktif kullanıcı sayısında %15’lik bir artış görülmüş, bazı oyunların günlük aktif kullanıcısı 5 milyona ulaşmış durumda, herkes tarafından rahatlıkla oynanabilen oyunlar ise bu dönemin favorisi olmuş. Bence sektörde bu potansiyeli iyi değerlendirmek gerekiyor. Şu anda yerli oyun üreticileri ve yazılımcı firmalar bu süreçten epey memnun görünüyorlar zira 2018 yılında kurulan Türk menşeili “Hyper Casual” oyun üreticisi Rollic Games, 210 milyon dolara Zynga’ya satıldı.

Özellikle espor alanında adımızı dünyayaduyuracağımızı ön görüyorum. Oyun platformlarının etkileşim oranlarının tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaşması da cabası, en büyük oyun dağıtım ağı olan Steam’in istatistiklerine göre krizin başladığı Mart ayı itibariyle yükselişe geçen oyuncu sayısı, bugün 23 milyonu aşmış.

Sosyal medya kullanıcısı sayısı da dünya genelinde en yüksek rakamlara erişmiş vaziyette, aktif sosyal medya kullanıcı sayısı 4 milyara yaklaştı yani dünya nüfusunun neredeyse yarısı. Bu kullanıcıların %99’u hesaplarına mobil cihazlarından ulaşıyor.

Platformların arasından, pandemide 800 milyon kullanıcı sayısına erişerek en hızlı yükselen uygulama unvanını kazanan ise TikTok. Bu süreçte “Reklam Yapma, TikTok Yap” sloganıyla reklam anlayışının değişmesinde büyük rol oynadı, neden? Çünkü çok düşük bütçelerle çok geniş kitlelere ulaşabilmenin yolu, reklam formatına çok uygun kısalıkta olan TikTok videosu çekmek haline gelmiş.

Demode mi oluyor acaba dediğimiz Facebook ise herkesi şaşırtarak aylık 2.2 milyar aktif kullanıcı sayısına erişerek zirvede yine farkı açtı. İkinci sırada, 2 milyar aylık aktif kullanıcıyla gözde video platformu YouTube geliyor. En çok tercih edilen mesajlaşma platformu ise Whatsapp.*

Önemsediğim bir diğer trend ise sesli arama ve sesli komut sistemleri. Önceden bu sistemleri yalnızca Google ve Yandex ile ilişkilendirirdik. Arama motoruna kelime yazmak yerine sesli arama yapmaya daha alışamadan, bir anda pek çok uygulama kısayol olarak sesli arama yoluna başvurmaya başladı. Birçok marka, müşteri temsilcisi ile konuşmanız için bu teknolojiyi kullanıyor, tuşlara basmak yerine evet hayır diyorsunuz, bir yere giderken tabelalara bakmak ya da yolu takip etmek yerine örneğin “Taksim’e nasıl giderim?” diyorsunuz, o size yolu anlatıyor. Bana, o da bir şey mi dedirten ise dijital bankacılık alanında bile bu yöntemin kullanılması.

Yakında göreceğimiz bir diğer yenilik, özellikle Asya pazarında Çin’de görmeye alıştığımız “süper uygulamalar”. Aynı anda hem kredi veren, hem satış yapan, hem de başka hizmetleri de sunan, tüketicinin temel ihtiyaçlarını tek bir uygulamadan karşılamasını sağlayan süper uygulamaları, e-ticaretin uçtuğu bu dönemde Türkiye’de de gecikmeden görmeyi umuyorum.

Özetle, artık fiziksel efor gerektiren hiçbir şey tüketici açısından makbul değil, mobil teknolojiler sayesinde dokunmadan ve dışarı çıkmadan yapılan işlemler araç değil amaç oldu.

*Kaynak: wearesocial Temmuz 2020 raporu

 

Ahmet Pura

RVD ve MMA Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı, WFA Yönetim Kurulu Üyesi

 

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 105. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.