Yeni dönemin dinamikleri önemli

Hikâye anlatımını iletişimin kavramının temeliyle ifade edecek olursak, hikâye anlatıcısını kaynak olarak ele alabiliriz. Temel bir iletişim sürecini kaynaktan çıkan bir mesajın kanal vasıtası ile alıcıya iletilmesi şeklinde özetleyebiliriz. Hikâye anlatımı da iletişim kurmak amacıyla mesajın fiziksel ya da sanal bir ortamda alıcıya iletilmesidir.

Social media advertisement megaphone vector doodle orange illustration

İletişim ilk çağlardan beri insanoğlunun paylaşma veya anlatma çabasının bir ürünü olarak zaman içerisinde o günün şartlarına göre kendini uyarlamış ve günümüze çeşitli aşamalardan geçerek gelmiştir. İnsanlar yazının bulunmasından önce düşüncelerini ifade etmek için duvara figürler veya şekiller çizmiş, haberleşmek – bilgi vermek için ateşle iletişim kurmuşlardır. Sonra sırasıyla sözlü, yazılı, basılı ve elektronik kültür dönemlerini yaşadık. Dönemin şartlarına göre iletişim şeklimiz ve araçlarımız değişse de insanın en önemli ihtiyaçlarından ve kültür aktarımının yegâne taşıyıcısı olan hikâye anlatımı hayatımızda hep var olmuştur.

İletişim araçlarımız ve iletişim şekillerimiz değişirken bizler yani insanlar da değişiyor. İfade biçimimiz, tüketici alışkanlıklarımız da içinde bulunduğumuz döneme ve şartlara göre evrim geçiyor. Her kuşak için dinamiklerinin, davranışlarının ve iletişim şekillerinin farklı olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz.  

Tüketici davranışları da bu bağlamda yeni dönemin dinamiklerine göre şekilleniyor. Yakın zamana kadar markaları ya da ürünleri rasyonel bir gözle değerlendiren tüketiciler, mevcut durumda kendileriyle duygusal bağ kuran markaları daha fazla tercih ediyor. 

İnsanlık tarihinde kitleleri bir arada tutan, toplumları birleştiren unsurlar hep savaş, doğal afet veya pandemi gibi yıkıcı etkileri olan süreçlerdir. Bu tip dönemlerde de yardımlaşma, birlik ve beraberlik hep ön planda olan bir duygudur. 

Halihazırda hızla dijitalleşen bir ortamda tüketici alışkanlıkları büyük ölçüde değişirken bu durumun pandemiyle birleşmesi farklı bir dünyaya geçiş yapmamıza neden oldu. Daha önce değindiğim “rasyonel” tüketici profilinin “duygusal” bir profile dönüşmesindeki bazı sebepler de burada yatıyor. Bunu sadece pandemi ile bağlamak bir gösterge değil fakat genelleme yapabiliriz. Pandemi döneminde yapılan araştırmalara göre; ‘yardım ya da sosyal sorumluluk kampanyası olan markalardan haberdar olmak isterim’ diyenlerin oranı %86, ‘markaların tüketicilerin yanında olduğunu hissettiren reklamlar yapmasını istiyorum’ diyenlerin oranı %89 ve ‘bu dönemde ihtiyacı olanlara yardım etmek, markaların sosyal sorumluluğudur’ diyenlerin oranı ise %90. 

Bir marka, anlatacağı hikâyeyi doğru kurgularken bunun yanında dönemin şartlarına, dönemin iletişim şekillerine ve hedef kitlesine ulaşabileceği doğru mecraları da iyi analiz etmeli ve bu doğrultuda bir medya karması oluşturmalıdır. 

Medya kullanım alışkanlıklarını daha iyi anlayabilmemiz açısından iletişim trendleriyle ilgili bazı istatistiki bilgilere göz atabiliriz. We are social 2021 raporuna göre; Türkiye nüfusunun %90’ı mobil cihaz kullanıyor ve %78’i internet kullanıcısı olarak karşımıza çıkıyor. Aktif sosyal medya kullanıcısı ise 60 milyon yani nüfusumuzun %71’ini oluşturuyor.

Yine benzer araştırmalara göre; Türkiye’deki internet kullanıcılarının yarısından fazlası bir markayı araştırırken ana kaynak olarak sosyal medyayı tercih ediyor. İnternet kullanıcılarının yaklaşık %90’ı satın alacağı ürün ya da hizmeti internet ortamında arıyor. Bir ürün ya da hizmeti internet ortamından satın alanların oranı da %75.

İnternet kullanıcıları bir markayı ya da ürünü sırasıyla şu mecralardan keşfediyor; televizyon reklamları, sosyal medya, arama motorları, ürün veya markanın web sitesi, mobil veya tablet cihaz uygulama reklamları. Bir markayı araştırırken en fazla kullanılan mecralar ise arama motorları, sosyal ağlar, ürün veya marka web sitesi, kullanıcı yorumları, mobil uygulamalar olarak öne çıkıyor.

Her mecranın kendine özgü görsel ve içerik dünyası olduğunu düşünecek olursak hikâye anlatımının tek başına istenilen sonuca ulaşamayacağını belirtmek gerekiyor. Hikâye anlatımında özgün ve doğru içerik üretmek kadar, mesajın ya da içeriğin doğru mecralarda ve bu mecralara özgü bir şekilde uyarlanması da büyük önem taşıyor. 

Sonuç olarak hikâye anlatımını kurgularken yeni dönemin dinamiklerini göz önünde bulundurmak büyük önem taşıyor. Yukarıdaki istatistikler de günümüz şartlarında özellikle Dijital mecraların hayatımızın vazgeçilmez bir parçasını olduğunu ortaya koyuyor. Sadece dijital kelimesi bile başlı başına çok genel bir ifade. Dijital dünyada yer alan her web sitesinin, sosyal ağın, uygulamanın, hedef kitlesi ve dili farklılık arz ediyor.  Bu noktada markalar kendilerini ifade ederken hikayelerini mecraların içerik diline ve hedef kitlesine uygun olarak kurgulamalı.

Native Medya Marka Direktörü

Esra Bahçekapılı

 

 

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 117. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.