Yeni bir seçimin arifesinde

Ben bu yazıyı yazarken henüz ülkede genel seçimler yapılmadı. Sonuçla ilgili tahminler giderek artan bir sıklıkla yayımlanıyor ama aslında emin olduğumuz tek bir konu var: Önümüzdeki seçim öncekilerden farklı. Herkes bu seçimin farkına ve önemine dair kendi görüşü çerçevesinde yorum yapacaktır. Şahsen bu alanı dünyayı kurtaracak teorilerin havalarda uçuştuğu semt kahvehanelerine çevirmek gibi bir niyetim yok. Benim derdim seçim kavramıyla. Seçeneklere sahip olmak için zemini nasıl hazırladığımız ve yaptığımız seçimin arkasında ne kadar durduğumuzla.

Kuşkusuz, ülkenin gelecek günlerini belirleyecek genel seçimin önemi çok büyük ancak olumlu ya da olumsuz değişime dair bütün sorumluluğu siyasilere yüklemek de düpedüz tembellik. Yetişkinliğe adım attığımızda fark etmiş olmalıyız, içinde yaşadığımız toplumu oluşturanlar bizleriz. Hayal ettiğimiz değişim önce biz olmalıyız, olumlu saydığımız değerleri daha görünür kılmalıyız ki örnek olalım, başka bir dünyanın mümkün olduğunu gösterelim.

Birkaç nesil önce kadınların bırakın çalışması, pantolon giymesi bile yakışıksız sayılırken bir seçim yaptık. Erkeklere evin yegane avcı toplayıcısı rolü dayatılmışken, bugün pek çok kadın ve erkek omuz omuza verip evin direğini oluşturuyor, çocuklarını da daha kapsayıcı ve eşitlikçi bir bakış açısıyla, birlikte yetiştiriyorlar. Belki şu anda işiyle, eviyle, çocuğuyla aynı anda ilgilenen ve süper kahramana dönüşmek zorunda kalan kadının yükü daha ağır ama erkekler de salatadan fazlasını yapabileceklerini göstermeye başladılar. LGBT+’nin varlığını kabullenmekte bile salyangoz hızında bir gelişim söz konusu ama bu değişim var. Çünkü biz, gücü elinde tutan kişilerin bize hak vermesini beklemeden, elimizden geldiğince, hayal ettiğimiz gibi yaşayıp bizden sonra gelenlere örnek olduk.

Hem dergide hem de kendi hayatlarımızda eşitliğe sık sık vurgu yapıyoruz ama bu sayının asıl çıkış noktası, Koç Holding liderliğinde gerçekleştirilen toplumsal cinsiyet eşitliği projeleri oldu. Koç Holding Kurumsal İletişim ve Dış İlişkiler Direktörü Oya Ünlü Kızıl ile ilham ve umut veren bir röportaj yaptık. Ayrıca toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlamayı seçmiş, bugüne ve yarına örnek olmak için harekete geçmiş birbirinden değerli reklamverenlerin, reklamcıların, akademisyenlerin, farklı sektörlerden emekçilerin, aktivistlerin görüşlerini aldık. Gönül isterdi ki yönetici pozisyonlarda çalışan reklamcı kadınların daha çok sesi duyulsun, sektöre yeni adım atmış gençlere daha fazla örnek olabilsinler.

Hemen bugün gerçekleşmese bile iyi bir yolda olduğumuza inanıyorum. Kapak tasarımımızı yapan Rafineri ekibinin başında ve bünyesinde ne kadar güçlü kadınların olduğunu bilmek bile bir umut kaynağı. Ve inanın, onlar yalnız değiller. Kadınlar, erkekler, LGBT+ varlığını gösterdikçe, değişen değer yargıları kitlesel iletişim araçlarında yer aldıkça, ön yargılar yıkıldıkça, bugün farklı sayılan her şeyi norm olarak kabul edeceğiz. Çok da uzak olmayan bir gelecekte bir arada, eşitlik içinde yaşamayı öğreneceğiz. Bir gün yeni bir nesil, cinsiyetler arasında eşitsizlik olduğunu yalnız tarih kitaplarında okuyacak ve bunu çok saçma bulacak.

Tek ihtiyacımız bugün bir seçim yapmak ve şikayet etmek yerine elimizi taşın altına koyarak tercihimizin arkasında durmak.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 78. sayısında yayımlandı.
Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.