Yeni bir iletişim modeli: Alçak gönüllülük

Dünyanın en güçlü markalarından Coca-Cola’nın CEO’su Muhtar Kent’in başarısı sadece işi büyütmeyle ilgili değil. İletişimdeki başarısıyla da çevresine rol model oluşturuyor.

Her sabah uyandığında aynaya bakıp, “Buzdolabı satmadığım için çok şanslıyım. Ev veya uçak bileti satmadığım için de. Çok şükür günde milyarlarca mutluluk anı satıyorum” diyen minnet dolu sesin sahibi Muhtar Kent. 6 milyar nüfuslu dünyada günde 1,8 milyar şişe satış yapan Coca-Cola’nın CEO’su. İş hayatına 1978’de Coca-Cola’nın Atlanta’daki merkezinde en alt seviyeden başladı. 31 sene sonra 56 yaşındayken şirketin CEO’luğuna atandı. Dünyanın en güçlü ve beğenilen markasını yöneten Kent’in gözünde marka, tüketicilere verilmiş bir söz. İyi bir marka ise bu sözün tutulması. Bu cebir formülünü her gün aynı motivasyonla çözmek de onun işinin büyük bir parçası.

Motivator in Chief

Muhtar Kent, sadece işi büyütmedeki değil iletişimdeki başarısıyla da çevresine model oluşturan bir isim. Harvard Business Review’da yayımlanan söyleşisindeki başlığın “Motivator in Chief” olarak atılması boşuna değil. Söyleşide CEO olduktan sonra hayatında nasıl bir değişim olduğunu soran gazeteciye, “Çok büyük bir değişimden söz edemem. Öğrendiklerimden biri kullandığım kelimelerle ilgili daha dikkatli ve seçici olmam gerektiğiydi. Hangi kelimeyi, nasıl ve ne zaman kullanacağım eskisine göre çok daha önemliydi. Çünkü bazen çalıştığınız kurum ağzınızdan çıkan bir kelimeyi takip eder. Ve tamamen sizin kafanızdakinin dışında bir algı oluşabilir” yanıtını veriyor. Bu yüzden direkt değil daha genel konuşmayı daha bu pozisyondaki ilk haftasında öğreniyor. Şişelemede çalışan bir elemanla konuşma tarzının, toplantıdakinden farklı olmasının gerektiğini. Diğer bir yandan da görünür olmanın gerekliliğini. Bunun için kimi zaman sahaya inip Coca-Cola satışı yapmayı, tüketiciye yakın durmayı…

En büyük hata içe kapanma

Ancak Muhtar Kent’in muazzam iletişim gücünün ardında danışmanları tarafından oluşturulmuş taktikler yok. Esas olan alçak gönüllülük. Mesela seyahat ederken arabada daima ön koltukta oturuyor. Rahmetli babası Necdet Kent gibi o da her zaman bavulunu kendi taşıyor. Yeni biriyle tanıştığında, o kişiyi bir daha görecekmiş gibi davranıyor. Ve kesinlikle yalnız yemek yemiyor. Mutlaka bir başkasıyla birlikte, ayaküstü de olsa sohbet ederek yemeğini yemeye önem veriyor. Yöneticilerin yapacağı en büyük hatanın paydaşlarla iletişimi keserek, kendi içine kapanması olduğuna işaret ediyor. Bunu da kendi deneyimlerinden yola çıkarak açıklıyor: “CEO’muz Roberto Goizueta 1997’de öldükten sonra bir süre kendi içimize döndük. Toplantıların büyük bir bölümünü kendi aramızda yapıyorduk. Bu yüzden de dünyanın nasıl değiştiğini göremez hale gelmiştik. Beni geceleri uykusuz bırakan tek şey var; kibir. Eğer Coca-Cola gibi bir marka için çalışıyorsanız, dünyanın en ücra köyüne bile gitseniz şirketinizin adını söylediğinizde ‘O nasıl bir şirket?’ diye sormazlar. Tanırlar. Bu durum, insanı havaya da sokabilir. Bu da sonun başlangıcıdır. Kibire kapılmamak çok önemli. Karşı karşıya olduğumuz en büyük tehdit, kibir.”

Özgörkey’in iletişim stili

Muhtar Kent’in üzerinde durduğu bu değerleri, bir dönem Coca-Cola’daki iş ortaklarından Erdoğan Özgörkey’le sohbetimizde de hissettim. Özgörkey, 1966’da Coca-Cola’nın Ege ve Akdeniz’deki şişeleme ve dağıtım işlerini yapma hakkını aldı. 1966’dan 1993’e kadar geçen 27 yılda yurtiçi ve yurtdışında 8 üretim tesisi kurdu. 1997’de Coca-Cola’nın tüm dünyada sistem değişikliğine gitmesiyle birlikte bu ortaklık da sona erdi. Bugün farklı sektörlerde yılda 300 milyon TL ciro yapan bir grubun başında. Hâlâ yaptığı her işte Coca-Cola kültürünü, Coca-Cola kalitesini, Coca-Cola standardını uyguladığını söylüyor. Son yatırımları Key Hotel’in renovasyonu altı yıl sürdü. Ve Özgörkey projenin her aşamasıyla birebir ilgilendi. Evinde mutfağa bazen kimse olmadığında, o da su almak için giren Özgörkey, otele girdiğinde mutlaka mutfağa bir göz atıyor. Her şey düzgün mü diye kontrol ediyor. Coca-Cola döneminde günlük satış rakamlarını almadan yatağa girmeyen Özgörkey, şimdi de otelde günlük konaklamayı, restorana gelenlerin bilgisini almadan günü bitirmiyor. Eğer aralarında tanıdık isimler varsa mutlaka iletişime geçip görüşlerini alıyor. Kendisi için yepyeni bir sektörde iletişimin gücüyle başarıya ulaşacağına inanıyor.

 

Banu Kitiş Dağıstan
İzmir Ekonomi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi

 

 

 

 

[arrowlist]

Bu yazı Campaign Türkiye’nin Mayıs sayısında yayınlanmıştır.

[/arrowlist]

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.