Yeni bir çağ: Metaverse

1991 yılında hayatımıza büyük bir icat dahil olmuştu: internet. Şimdiyse 30 yıl sonra interneti kullanan çok daha büyük ve henüz belirsizlikler taşıyan metaverse kavramıyla karşı karşıyayız. Merakımızı celbeden bu konuyu olabildiğince her yönden ele almaya çalışarak dosyamızı hazırladık.

Yıllar geçtikçe teknoloji hızla gelişiyor ve değişiyor; daha önce aklımıza gelmeyen, belki ancak filmlerde karşılaştığımız yenilikleri görmeye başlıyoruz. Son zamanlarda evde geçirilen zamana bağlı olarak ekran başında geçirilen sürenin artışı da hayatlarımıza bu yeniliklerden metaverse’ün gelişinde bir etken oldu.

Ready Player One veya The Matrix serisi gibi bilim kurgu filmlerini çağrıştıran metaverse, sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçekliğin (AR) devam eden gelişimi ile internet ortamına giriyor. Sanal ve gerçek dünyayı birleştiren üç boyutlu bir evren olarak tanımlayabileceğimiz metaverse platformu, internete yeni bir soluk getirirken oyun sektörü başta olmak üzere, kripto para dünyasından perakende ve giyim sektörüne kadar birçok alanı kısa süre içinde daha da çok etkisi altına alacak.

Metaverse’e ilk adımı atanlar arasında en büyük sosyal medya platformlarından Facebook vardı; ismini ‘Meta’ olarak değiştirdi. Gucci, Balenciaga ve Vans gibi markalar da yarattıkları deneyimlerde bu teknolojiyi kullanmaya başladı. Radiohead yeni çıkan albümünün tanıtımı için metaverse’ten yararlandı; Travis Scott, ‘Astronomical’ deneyimini Fortnite aracılığı ile sundu… Bu tür çeşitli örneklerin zamanla daha da çoğalacağı aşikar çünkü özellikle reklam ve pazarlama sektörünün yararlanmak isteyeceği birçok fırsatı barındırıyor.

Peki markalar iletişim çalışmalarında nelere dikkat etmeli? Öncelikle dijital ve fiziksel yaklaşımlarının bir bütünlük içinde olduğundan emin olmalılar yani tüm platformları ve etkileşimleri kapsayan bütünsel pazarlama kampanyalarında mesajlarının baştan sona tutarlı olmasını sağlamalı, metaverse ortamına uygunluğunu ölçmeli.

Oyun sektörünü nasıl etkileyecek?

Oyun sektöründe hem oyun çeşitliliği açısından bir fırsat doğacak, özellikle Z kuşağının ilgisini daha çok çekecek ve iş potansiyeli artacak ama bununla sınırlı kalmayacak; ekiplerinin genişleme fırsatı olacak. Metaverse’e uyumlu video oyun konseptlerini, teknoloji odaklı yeni nesil iş gücü ile geliştirebilecekler. Ayrıca küçük ama eğlenceli bir ayrıntı eklemek gerekirse; iş yerlerinde toplantılar metaverse dünyasında da yapılabilecek, dolayısıyla artık daha da alışkın olduğumuz çevrim içi toplantılar yeni bir boyut kazanacak.

Duygusal olarak buna hazır mıyız?  

Facebook’un Kurucusu Mark Zuckerberg; sanal bir dünyanın, birlikte olmak istediğimiz  insanlar ve bulunmak istediğiniz mekanlar anlamında daha güçlü bir varoluş duygusu getireceğine inanıyor ancak bu konuda herkesin hemfikir olduğunu söyleyemeyiz. Örneğin; Amerikalı yazılım geliştirme şirketi Niantic’in Kurucusu ve CEO’su John Hanke, teknolojinin insanları dışarı çıkmaya ve dış dünyayla bağ kurmaya teşvik etmesi için kullanılması gerektiğini savunuyor. Milyonlarca yıllardır insanlığı mutlu eden temel şeylerin bu şekilde değişmesini korkutucu buluyor ve asla onların yerini almaması gerektiğini düşünüyor.

Pandemi faktörünü hariç tutarsak birkaç yıldır insanların eğilimine baktığımızda, pek de haksız durmuyor. İnsanlar sanal dünyada, ekran başında – oyunlar aracılığıyla da – ‘sosyalleştiğini’ düşünerek aslında insanın doğasına çok daha aykırı bir şey yapıyor. Gaming’e odaklandığımız 115. sayımızda psikologlardan da görüş alarak bu konunun altını daha önce çizmiştik.

Mevcut problemler ne?

İnternetin şu anki altyapısı metaverse’ü kaldırabilmek için yeterli değil; çok daha basit işlemler için tasarlanmıştı. Video konferans ve video oyunları için sunulan olanaklardan daha fazlası gerekiyor, yüksek seviyede eş zamanlılığa da elverişli olmalı. Bu durumda internet sağlayıcılarının yeni hizmetler üretmesi bekleniyor.

Son zamanlarda Facebook’un gündemini derinden sarstığı gibi metaverse’te de problem olabilecek bir diğer konu ise veri gizliliği ve güvenliği. Veri olmadan yapay zekadan bahsedilemez, dolayısıyla metaverse’ün tasarımında anahtar da kişisel verilere erişim olacaktır. İçerik ne kadar kişiselleştirilirse o kadar başarı sağlanır. Bu noktada sağlam durabilmek için daha gelişmiş güvenlik önlemlerine ihtiyaç duyulacak.

Bu kavram henüz hayatımızda çok yeni, dokunacağı ve genişleteceği birçok nokta var, ileride hayatımıza daha neler katacağı konusunda öngöremediklerimiz de mevcut ancak biz şimdiden konuyu olabildiğince detaylı bir şekilde işlemek, biraz olsun berraklık getirmek istedik. Özellikle bu konuyu büyük bir heyecanla hazırladık, okurken sizin de bizim kadar keyif alacağınızı umuyoruz.

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 118. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.