Yaratıcılığımız daha çok arttı

Birol Özcanlı,                          Alaaddin, Ajans Başkanı

Salgının adı Türkiye ile anılmaya henüz başlamıştı ki evden çalışma bizim sektörde gerçekçi bir çözüm olabilir mi dedik ve olası bir kriz durumunu test etmeye karar verdik. Zaten bu kararı gönüllü olarak almasaydık 1-2 hafta içinde mecburen almak zorunda kalacaktık. Sistemi bir hafta boyunca test ettikten sonra tamamen uygulamaya geçirdik. Alışma süresi sandığımızdan kısa sürdü ve verimlilikte kayıp gözlemlemedik. İlk başta acaba ‘evden nasıl olacak’ diye düşünürken şimdi acaba ‘ajanstan nasıl olacak’ diye düşünmeye başladık bile.

Pandemi sürecini iki döneme ayırabiliriz, Haziran’a kadar ve sonrası. İlk bölümde aşırı çok çalıştık. Sektörden de gördüğümüz kadarıyla, iletişimin hangi kolunda olursa olsun, markaları için fedekarca çalıştı paydaşlar. Büyük bir paradigma değişikliği söz konusuydu ve tüm planlar değişerek yeni normale adapte olmak zorundaydı.

Her gün Status-Zoom’larımız sayesinde ekiple ve markalarımızla aynı sayfada kaldık ama bir zaman sonra WhatsApp yazışmalarının arttığını, video görüşmelerin ise azaldığını gördük. Herkes nasılsa evde diye video görüşme ve yazışmalarımızın saatlerinin akşam saatlerine de sarktığı oldu. Hatta çocuklu çalışanlarımızın tercih sebebi bile oldu. Trafikte zaman harcama gereği olmadığından markalarımızla toplantılarımız arttı ancak toplantı süreleri doğal olarak kısaldı ve kompaktlaştı. Haziran sonrasında ise bir nebze nefes aldık. Çalışanlarımız daha mobil olmaya başladılar; İstanbul dışına çıkanlar oldu; yazlıklarına, ailelerinin yanına, kamplara gidenler oldu. Türkiye’nin her yerinden toplantılarımızı yapmaya devam ettik.

Pandemi süresinde araştırma birimimizin destekleriyle, strateji departmanımızın oluşturduğu detaylı bir ‘Haziranı Beklerken’ raporu hazırladık. Sektör sektördeki gelişmeleri, uzun süreçteki etkilerini tartıştık, markalarımıza webinar şeklinde sunumlarını yaptık. Pandemi öncesi brif’lerini aldığımız yeni konkurlarımız
bu dönemde sonuçlandı. İlk başta zoom sunumu ile konkur kazanmanın heyecanın yaşarken zamanla ona da alıştık. Hala yüz yüze tanışamadığımız yeni müşterilerimiz var.

Bu dönemde gördük ki eve dönüşe daha çok zaman var. Bir çok iş yeri kapılarını tekrar açmaya başlamışken biz evde çalışmaya devam edeceğimizi ve durumu içselleştirdiğimizi paydaşlarımıza duyurmanın keyifli ve kreatif yolunu da bulduk. Ajans başkanından mutfak görevlimize kadar herkese evde çalışma konseptli kişiye özel e-imzalar yaptık ve kullanmaya başladık.

Zorluğunu tüm dünyanın yaşadığı pandemi sürecinde tabii ki müşteri yapısında da değişiklikler oldu. Bazı sektörler devre dışı kalırken, bazıları iletişime devam ettiler veya devam etmeseler bile sonrası için planlamaya giriştiler. Müşterilerimizle konuştuğumuz konular da değişti. Markalarımız konuşmalı mı, evet ise nasıl-nerede-ne zaman konuşmalı ve ne demeli en çok konuştuğumuz konulardı. Biraz vakit geçtiğinde markalarımızla beraber come-back dönemi için planlama yapmaya başladık.

Müşterilerimizle konuştuğumuz konular da değişti. Markalarımız konuşmalı mı, evet ise nasıl-nerede-ne zaman konuşmalı ve ne demeli en çok konuştuğumuz konulardı.

Tüketici tarafında da benzer dinamikler söz konusu. İnsanlar ilk başta #evdekal’a mesafeli davrandılar, hemen eskiye dönmek istiyorlardı. Biraz zaman geçince bu mecburi yavaşlamanın aslında iyi geldiğini hissedip, biraz içe döndüler ve belki de uzun zamandır erteledikleri şeylere odaklanma fırsatı buldular. Süreçte işini kaybeden, gelirinden olan birçok insan da var tabi. Genel bir yavaşlama, tüketimi azaltma ve bakış açısı değiştirme zamanı oldu. Böyle bir dönemde tüketiciye neyi nasıl dediğimize çok dikkat
etmemiz ve hassas davranmamız lazımdı. Hiçolmadığı kadar yakından nabız tutmak çok önemli. Her bir markamıza ilk önce bir sağlık markası gibi davranmasını tavsiye ettik.

Yaratıcılık tarafında ise, bir kez daha gördük ki aslında dış etkenlerden çok içimizden gelen bir şey olduğu için kısıtlamaların yaratıcılığa işlemediğini, tam tersi, iyice artırdığına şahit olduk. Bariyerler artıkça çözümlerin mecburen daha yaratıcı olmaları gerekiyor. Ama yine de zorlandığımız anlar da oldu, biz de gün sonunda insanız ve endişe katsayımız bizim de yükseldi. Nihilist moda geçen, panik atak yaşayan, ailesi uzakta olduğu için endişelenen arkadaşlarımızı da bu dönemde ruhen ayakta tutmak için çabaladık.
Normal zamanda gofret reklamını herkes yapar ama sokak kapısını açtığınızda virüs kapma ihtimalinizi bilerek ‘gofret’ için gün boyu düşünmek ayrı bir tutku ve adanmışlık seviyesi gerektirir.

Birol Özcanlı,

Alaaddin, Ajans Başkanı

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye’nin 102. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.