Türkiye’de dördüncü operatör: Lifecell

Turkcell ve ajansı Rafineri ile görüşüp yeni bir marka olarak lanse ettikleri Lifecell’in nasıl ortaya çıktığını, markanın hedeflerini, ilk reklam filmini ve gelecek projelerini dinledik.

Türkiye’de dördüncü operatör: Lifecell
İsmail Bütün, Aslı Yorgancıoğlu, Emre Kaplan, Ahmet Yaman

Turkcell, Rafineri ve Gökhan Özoğuz bir araya geldi ve Turkcell’in kendini Türkiye’nin 4. operatörü olarak tanımladığı Lifecell isimli markasının yeni kampanyası ortaya çıktı. Konuşma dahil müşterilerinin tüm ihtiyaçlarını internetten karşılayan Lifecell, hem logosu, hem reklam filmi hem de DNCE grubunun Kissing Strangers isimli şarkısından uyarlanan jingle ile tüm dikkatleri üstüne çekti. Biz de Lifecell’i ve markanın ilk reklam filmini Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İsmail Bütün, Marka ve Pazarlama İletişimi Direktörü Ahmet Yaman, Rafineri CEO’su Aslı Yorgancıoğlu ve Rafineri CCO’su Emre Kaplan ile konuştuk.

Kamer Yılmaz: İsterseniz öncelikle Lifecell markasından bahsedelim. Nasıl ortaya çıktı, hedef kitlesini kimler oluşturuyor biraz anlatabilir misiniz?

İsmail Bütün: Bizim çıkış noktamız tabii ki müşterilerimiz. Bir birey olarak bir gün içinde neler yapıyoruz; sabahları uyanıyoruz, haberlere bakıyoruz, ulaşım aracıyla bir yerden bir yere gidiyoruz, işe gidiyoruz, radyo dinliyoruz, müzik dinliyoruz. Dosya yüklüyoruz vs. 10-15 sene öncesine bakarsak aslında hemen hemen benzer şeyleri yapıyorduk. Tabii şu anda sosyal medya tarafı daha önemli bir durumda, ama o zaman da haberlere bakıyorduk, işe gidiyorduk, müzik dinliyorduk. Şu anda bir farkla yine aynı şeyleri yapıyoruz; o da yaptıklarımızın tüketim mecralarının çok değişmiş olması. Artık bütün bunlar dijitalize olmuş durumda. İnsanlar telefonlarıyla yatağa giriyor ve telefonlarıyla yataktan çıkıyor. Telefonlarımız hayatımızın uzaktan kumandası haline gelmiş. İki yıl önce çok önemli bir şey oldu; dünyada bir kırılma noktası oldu ve mobilde kullanılan internet, laptop ya da masaüstünde kullanılan interneti geçti. Evet, hayat mobile kayıyor. Artık her şey daha mobilize olmuş durumda; hayata, haberlere, müziğe hep mobilden bağlanmak isteyen bireyler ortaya çıktı. Bütün bu gelişmelere bakınca hayatı internette geçen birinin bütün bu işlemleri sadece internetten yapabileceği bir markası neden olmasın?

Lifecell de aslında bütün bu felsefeyi oluşturdu. Lifecell’in içinde sadece internet var, tüm ihtiyaçlarını karşılayabileceği servisler var. İnternetin sınırsızlığını ve sonsuzluğunu simgelemesi adına logosunu da buna uygun bir şekilde tasarladık. Örneğin BiP ile herhangi bir numarayı sabit ya da cep telefonu fark etmez arayabiliyorsunuz. Dijital müzik platformu olarak Fizy var. Fotoğraf ve video çekimi için Lifebox yine servisler arasındaki yerini alıyor. Dergilik ile 300’den fazla dergi ve ayrıca gazeteye ulaşılabiliyor. Facebook ve Twitter gibi sosyal ağlara bağlanılabilecek bir data var. Bütün bunların dışında herhangi bir yerde, nasıl istenirse kullanılabilenecek data var. Bol bol internetin olduğu keyifle kullanılacak bir marka tasarladık. Aslında “hayatınız internetse biz de Turkcell olarak Lifecell” diyoruz. Ve Lifecell’i aslında Türkiye’de dördüncü bir operatör gibi konumluyoruz; bir data operatörü gibi.

 

Kamer Yılmaz: Kampanya hazırlık sürecine gelirsek ,Lifecell yayınlanan reklam filmi ve hatta logosuyla beraber canlı, dinamik, eğlenceli bir izlenim yaratıyor. Bu şekilde oluşması için nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz?

Türkiye’de dördüncü operatör: Lifecell

Ahmet Yaman: Bize İsmail bu markayı ilk anlattığında ve vizyonunu ortaya koyduğunda çok heyecanlandık. Öncelikle şunu söylüyoruz; sadece internet var. Türkiye’nin dördüncü operatörü olarak konumluyoruz. Bu tip önemli noktalar var. Haliyle insanları ayağa kaldıracak, onlaraulaşacak bir çalışma yapmak gerekiyordu. Her şeyde artık internet var ve “Turkcell’le bağlan hayata” derken hayata bağlanmanın tanımını yeniden yapıyoruz. Eskiden bağlanmanın birimi kontör, lira iken şimdi bağlanmanın yeni birimi internet oldu.

Biz de hayata bağlıyorsak ve sadece internet ile yapacaksak bunu, hayatı internet olan kişilere seslenmemiz gerekiyordu. Dolayısıyla da heyecanlı ve yepyeni bir dünya oluşturmamız gerekiyordu. Lifecell aslında içinde internet olan, içine internet kaçan her şeyin akıllandığı bir dünyanın adı. Bundan sonra da Türkiye’de ve globalde duyuracağımız bir brief oluştu. Haliyle ajansla çok yakın çalıştık.

 

Kamer Yılmaz: Ve ardından da brief’in ajansa iletilmesi var. Beraber nasıl bir çalışma gerçekleştirdiniz? Markayı yönlendirmeniz gereken, ikna etmeniz gereken noktalar oldu mu?

Aslı Yorgancıoğlu: Bu projede normalde çok uzun zamandır yapmadığımız kadar kim ajans, kim müşteri belli olmadan bir takım olarak çalıştık. Eğer 4. bir operatör iddiası varsa; bizim halihazırda hizmet verdiğimiz Turkcell’den çıkıp aslında yepyeni bir markaya gitmemiz gerekiyordu. Bu da aslında bir ajans için zor bir şey. Çünkü bir taraftan bir markayı büyütmeye çalışırken yine o markaya bağlı ama aynı zamanda da ona rakip olacak yeni bir marka ortaya çıkarıyorsunuz. Yeni bir marka oluşturma kısmında da bizim en fazla üstünde durduğumuz konulardan biri Lifecell’in kurumsal kimliğiydi. Turkcell referansını daha fazla taşıyan, gösteren bir şeyler yapmak çok daha kolaydı; hem tüketici açısından hem de bunu anlatmak adına.

Orada bizim önerimizle ve Turkcell’in de cesur hareketiyle bağımsız bir kimlik yaratmayı tercih ettik. Turkcell’den hiçbir unsur taşımayan, kendine rakip olacak bir marka söylemi oluşturduk. Ve gerçekten de çalışırken çok keyif aldığımız yeni bir dünya ortaya çıktı. Logosundaki sonsuzluk işaretiyle internetin o sınırsız dünyasını anlattığımız gibi aslında iletişim anlamında da bir hareketi sahiplenmiş olduk. Gençliği, yeniliği, renkliliği yakalamış olduğumuzu düşünüyoruz.

 

Kamer Yılmaz: Marka yüzü olarak Gökhan Özoğuz’u görüyoruz. Belki de bahsetmiş olduğumuz bu dinamik, canlı, eğlenceli, renkli algısı da Gökhan Özoğuz sayesinde oluşuyor. Marka yüzüne nasıl karar verdiniz? Yarattığınız marka kişiliği mi bu kişiyi seçmenize neden oldu; yoksa marka yüzüne karar verildikten sonra onun birtakım özelliklerinin de katkısı oldu mu?

Emre Kaplan: Her ajans için sıfırdan bir marka yaratmak en heyecan verici iş. Evet en zorlusu ama aynı zamanda da en heyecanlısı. Lifecell, Turkcell’in yurt dışında operasyonunu yürüttüğü ama Türkiye’de yeni lanse ettiği bir marka. Bu yüzden de sıfırdan yeni bir dünya kurmak gerekiyordu. Markanın en büyük yeniliği de her şeyi internetten yaptırıyor oluşu, buna konuşma da dahil. “Sadece internet var; yani her şey var” dediğimiz bir dünya kurduk. Bu tip yeni hareketlerde tüketicide bir korku oluşabiliyor, eğer böyle bir durum varsa ve sizin ona bir cevabınız varsa, cesur davranmanız en iyisi. Biz de internetin sonsuz dünyasını kullandık.

Filmde ise işin jingle’ına da çok önem verdik. Global bir marka yaratmak istiyorsak bir sesi de olmalıydı. Dünyada da yeni yeni parlayan bir şarkıyı aldık, cover’ı yapıldı. Onun üstüne de bütünleşik bir iletişim olsun, sonsuz dünya görsel olarak da yansıtılsın istedik ve digital loop denilen gifart’a odaklandık. Türkiye’de yaptığı bu tip işlerle meşhur bir isimle; Erdal İnci ile çalıştık. Gökhan ise tam olarak kendi persona’sıyla vardı; yaptı işlerle, kişiliğiyle, sanatıyla markamızla örtüştürdüğümüz isimdi. Ve zaten ilk tercihimizdi.

 

Kamer Yılmaz: Reklam filmi çekimi sırasında yaşadığınız zorluklar oldu mu? Pek çok servisin bir arada olduğu bir markayı yansıtmaya çalışıyorsunuz. Bu aşamada ne gibi zorluklar yaşadınız?

Türkiye’de dördüncü operatör: LifecellEmre Kaplan: Anlatacak çok şeyi var markanın. Bunun yanında da aslında anlaşılması oldukça kolay: Sadece internet var, yani her şey var… Ama tabii ki anlatacak daha çok servis var. Bunları da önümüzdeki süreçlerde işleyeceğiz. Teknik açıdan ise gifart zorlu bir işmiş meğer. Sette yönetmen ve prodüksiyon dışında ayrı bir teknik ekip vardı. Ama her şey yolunda gitti. Çekimler iki gün sürdü ancak digital art kısmı uzun sürdü. 200 kişi çalıştı ve yurt dışından destek alındı. Çekimden öte işin bu kısmı daha zorlu ve uzun geçti.

 

Kamer Yılmaz: Rakamsal değerlerden bahsetmek için çok erken ancak en azından nasıl tepkiler alıyorsunuz, dönüşler ne yönde oldu?

İsmail Bütün: Sosyal medya analizlerimizde gördük ki Lifecell ile ilgili gelen yorumların %89’u olumlu. Normalde biliyorsunuz sosyal medyada zor beğenen bir kitle vardır. Ama Lifecell’in getirdiği yeni bir rüzgarla bu yorumların olumlu olması bizim için muhteşem bir şey. Tabii günün sonunda işin satışına da bakıyoruz. Bir ay olmadı ama gerek direkt satış tarafında yarattığı heyecan gerekse de ulaştığımız rakamlar bizim için çok tatmin edici boyutlarda. Beklentimizi de aştı.

Türkiye’de dördüncü operatör: Lifecell

Kamer Yılmaz: Bundan sonraki süreç nasıl ilerleyecek? Lifecell ilk reklam filmi ile kendini anlatıyor, bundan sonraki kampanya sürecinde neleri hedefliyorsunuz? Ne gibi planlarınız var bu süreçle ilgili?

Ahmet Yaman: Bir açılış filmimiz oldu. İlk fazda içinde sadece internetin olduğu bir dünyayı tanıtmış olduk. İçine internetin kaçtığı her şeyin akıllandığı bir dünya Lifecell. İlerleyen süreçlerde de bunu hep birlikte göreceğiz. İlk fazda sadece internet paketlerinden bahsediyoruz daha sonra da ürünler ve servisler yer alacak.

İsmail Bütün: Lifecell’in oluşturduğu; internetle hayata bağlanan dünyanın yanında bir de kendine ait sitesi var. Örneğin, Fizy’de en çok dinlenen şarkıları, lifecell.com.tr’ye girdiğiniz zaman görebilirsiniz. Kendine ait ve dijital dünyanın nabzının attığı bir dünya olarak internet sitesini de tasarlıyoruz.

Röportajın tamamını izlemek için:

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Kasım 2017 sayısında yayımlandı.

 

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.