Tüm eşitsizliklere karşı durmak

Sen ve senin yaşıtındakilerin anlaşıldığını düşünüyor musun?
Ben şahsen bizim jenerasyonumuza çok farklı iki bakış açısı olduğunu düşünüyorum, en azından ben bu ikisiyle sıklıkla karşılaşıyorum: İlki bizim “kayıp” bir jenerasyon olduğumuzu ve yaşadığımız gelişmiş koşullar yüzünden farkındalığımızın çok az olduğunu düşünenler. Bunu düşünen insanlar genelde tabii dünyanın gelişmesinde çok önemli rolü olan teknolojiyi de korkutucu ve yanlış buluyorlar. Bence bu insanlar çok basit bir şekilde gereksiz bir inkar içindeler; çünkü yeni normal ve yeni dünya o insanların gereksiz bulduğu teknolojinin etrafında dönüyor. Kısaca bu kafadakilerin evet bizi yanlış anladıklarını düşünüyorum çünkü bu tarz gelişmelere ayak uyduruyor olmamız bizi bağımlı değil, yenilikçi yapıyor. Bir diğer bakış açısı da bu dönemde binlerce ülkeye, milyonlarca insana ulaşan dijital alanların bizim jenerasyonumuzu şu ana kadarki en yaratıcı jenerasyon yaptığı. İşte buna inanıyorum; çünkü Z jenerasyonunun bağımlılığı bu kadar eleştirilirken 16 yaşındaki bir kızın o “bağımlı” olduğu düşünülen telefon uygulamasından dünyadaki her yere ve herkese ulaşabileceği fikri geri planda bırakılıyor. Elimizdeki bu sonsuz fırsat da bizi daha yaratıcı ve daha büyük düşünmeye zorluyor.

Şu an televizyonda, sosyal medyada ya da panolarda gördüğün reklamlar sana hitap edebiliyor mu? Son yıllarda aklında kalan ve seni en çok etkileyen bir reklamdan bahsedebilir misin?
Reklam dünyasını düşününce; aklıma bana çok hitap eden reklam maalesef gelmiyor. Bence çoğu reklam ya benden daha büyük ya da daha küçük yaştaki kitleyi hedefliyor. Etkilendiğim ve aklımda kalan reklam tabii ki olmuştur ama bunun nedeni bana hitap etmesinden çok reklamın kendisi. Örneğin; genelde reklamdaki bir şarkı aklıma takılırsa o reklamı unutmam. Eti’nin Petito ürünü için hazırladığı reklamdaki şarkıyı aylarca okulumda ben dahil herkes söylemişti ve şarkı hâlâ aklımda. Bana hitap eden reklamlar, genelde karşıma doğru zamanda çıkanlar… Meselâ; bir internet sitesinde karşıma Trendyol reklamı çıkınca o an canım bakmak istiyor genelde ama bu reklamın bana hitap etmesinden çok zamanlamasıyla alakalı oluyor; çünkü çok da özellikli bir reklam olmuyor. Komik ama bence şu ana kadar bana en çok hitap eden reklam; Nil Karaibrahimgil’in de oynadığı Orkid reklamı. “Kız gibi yap” mottosuyla hâlâ aklımda…

Seni gerçekten harekete geçiren ne? Bir şeyi satın almak, okumak, izlemek, yapmak için seni en çok ne motive eder?
Beni en çok harekete geçiren şey çok meraklı ve yeniliklere açık olmam. Değişimden korkmuyorum ve bence bu, etrafımdaki kendi jenerasyonumun tümü için geçerli. Alışkanlıklardan kopmak bizim için kolay bir şey. Merak etmemi en çok sağlayan şey de sosyal medyada karşıma çıkanlar… Örneğin; bir filmden bir gün bir arkadaşım güzel diye bahsederse hemen izlemeyebilirim ama Instagram’da gezinirken filmin 8 farklı tanıtımını ve film hakkındaki 52 farklı yorum postunu görünce “aa bu neymiş” gibi bir düşünceye çok hızlı geçip filmi izlerim. Yani önemli olan aslında reklamını görmem veya birinden duymamdan çok bir platformda hepsiyle aynı anda karşılaşmam.

Televizyon, gazete, kitap, dergi, sinema hayatında neredeler? Ne sıklıkta vakit ayırıyorsun?
Maalesef dürüst olmam gerekirse; gazete okumuyorum. Okursam da anca o gün önemli bir haber varsa internetten okurum. Bence bu en kötü huyum, çünkü rutin bir şekilde haber okumak farkındalığı çok arttıran bir şey ve bu, sadece ilgimi çeken bazı haberleri seçerek okuyarak olmuyor. Sabah uyanınca annemde, babamda gördüğüm gibi kahvaltı ederken elime bir gazete alma alışkanlığım yok; ama olmasını çok isterdim. Dergi konusunda biraz farklı düşüncelerim var. Bir dergi kapağını açıp okumaya başlayınca genellikle o dergiyi okumayı hep bitiririm, ama durup dururken de dergi okumak aklıma gelmez. Dergilere online da ulaşabilmek güzel bir lüks oluyor. Örneğin; Instagram’dan derginin sayfasını takip edince bazen yeni haber başlıklarını koyuyorlar ve ilgimi çeken bir şey olunca linkine girip okuyorum. Sinemaya gitmeyi çok severdim ve hâlâ seviyorum ama artık önümdeki bilgisayardan her filme ulaşmanın bir yolunu bulduğum için istemsizce sinemaya ilgim azaldı.

En çok hangi dijital platformda vakit geçiriyorsun? Neden?
Benim en çok baktığım uygulama; direkt sosyal medya app’leri: Instagram, Snapchat gibi. Bir de WhatsApp’a çok bakıyorum tabii ki. Özellikle Instagram’da bütün gün dolaşabilirim. Bunun en önemli nedeni de keşfet sayfası herhalde; çünkü orada ilgimi çekeceği düşünülen postların olması çok güzel oluyor, cidden de ilgimi çeken şeylerle karşılaşıp saatlerce dalabiliyorum.

Ayrıca en çok telefon, iPad ve bilgisayarımdayım. Telefon ile genelde insanlarla konuşuyorum, Instagram’a bakıyorum. iPad’e de nerdeyse her gün bakıyorum; çünkü okulumdaki her ders online platformları kullanıyor. “Google classroom” gibi App’ler var ve oradan dersleri ve deadline’larımı takip ediyorum. Bilgisayarı ise en çok kullanma nedenim; Netflix. Eskiden televizyondan çok daha fazla dizi izlerdim, artık nerdeyse haftada 1 televizyondan dizi izliyorum. Netflix ve benzeri bütün sitelerde dünyadaki her filme ve diziye ulaşabilirken televizyona ihtiyaç duymuyorum.

Elinde bir güç olsa dünyayla ilgili neleri değiştirmek istersin?
Eğer sınırsız bir gücüm olsa dünya ile ilgili değiştireceğim çok şey var. Aklıma ilk gelen ise bir aralar çok gündemde bir problem olduğu için “eşitsizlik”, her çeşit eşitsizliği kaldırmak isterdim: Cinsiyet eşitsizliğinden, ekonomik olana kadar…


Duru Şardan
(16
) Açı Lisesi Öğrencisi

 

Bu yazı ilk kez Campaign Türkiye’nin 104. sayısında yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.