Tüketicinin yanında olmak

Bundan yıllar sonra pazarlama kitaplarında “vaka çalışması” olarak yer alacak olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Bu tecrübenin gerek şirketleri gerekse tüketicileri olgunlaştırdığını, zihniyetleri ve bakış açılarını değiştirdiğini söylemek mümkün. Bir bütünün ufak bir parçası olduğumuzu daha çok farkına vardık. Her ne kadar evlerde yalnız olsak da “ben” yerine “biz”in bir şeyleri değiştirebileceğini görmek herkes için çok kıymetli bir çıkarım oldu. Pandemi döneminde iki farklı içerik tüketildiğini düşünüyorum. Birisi herkesin kendi ve çevresindekilerin stresini azaltmak ve motivasyonunu artırmak amacıyla tükettiği eğlenceli, mesaj kaygısı olmayan içerikler. Diğeriyse farkındalığımızı artıran, çevresindekilere ilham veren, değişimi tetikleyen faydalı içerikler.

Araştırmalardan gördüğümüz sosyal medya üzerinden paylaşılan içerik tüketiminin arttığı, organik içerik performanslarının yükseldiği yönünde. Socialbakers’ın raporuna göre organik tarafta Instagram’daki en büyük 50 markanın daha da büyüdüğünü görüyoruz. Platform olarak da Instagram’daki etkileşimin Twitter ve Facebook’tan çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Bu süreçte gözbebeğimiz Instagram oldu. Yine videoların paylaşıldığı Tik Tok %745 büyüme ile 2 milyardan fazla kullanıcı sayısına erişti. Platformlar da sürece uyum sağlamak adına birtakım değişiklikler yaptı. Instagram; müzik, challenge etiketi, teşekkür saati ve evde kal etiketi eklerken Facebook Live canlı yayınlara başladı. Ayrıca Twitter, koronavirüs ile ilgili günlük güncellemeler yaptığı bir update paneli ekledi ve yine bu dönemde vazgeçilmezimiz olan WhatsApp 4 kişilik görüntülü konuşmayı 8 kişiye çıkardı.

Özellikle sokağa çıkma yasağının olduğu günler ve hafta sonlarında, internet kullanımının 4 kat arttığını görüyoruz. Yine bu dönemde “challenge” iletişimleri çok büyüdü. O kadar ki; Instagram, etiketler bölümünde challenge etiketine artık yer vermeye başladı.

Tükettiğimiz içerikler değişiyor

Bu süreçten sonraki alışkanlık değişimleri ile ilgili yapılan birçok araştırma var, ne kadarının gerçekleşeceğini yaşayarak göreceğiz. Ama bu dönemde herkes kendine has bir iç yolculuk yaşadı ve kişisel önem sıraları değişti. Bu, içerik tüketimindeki alışkanlıkları da bir nebze değiştirecektir. Bu dönemde tüketici; kendisini geliştiren, yanında olan, kendisinde olumlu hisler uyandıran markaların içeriklerini daha çok tüketecektir. Ayrıca sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk ile ilgili içeriklerin daha çok ilgi göreceğini düşünüyorum. İnsanlar olmadan doğal yaşamın nasıl eski haline döndüğüne hepimiz şahit olduk, dolayısıyla insanlar da yüzlerini daha çok doğaya dönecek ve içerikler de buna göre evrilebilir diye düşünüyorum.

Biz de herkesin kaliteli içerik üretmesine ve kendi hikayesini yaratmasına yardımcı olan bir firma olarak profesyonel alanı farklı olan kişilerin içeriklerini destekliyoruz. Kullanıcı tarafından üretilmiş içeriklere de kendi platformlarımızda yer veriyoruz ve teşvik ediyoruz. Bu içerik tabii ki bir ajansın profesyonel olarak ürettiği ile aynı kaliteye sahip olamayabilir. Ama değer, göreceli bir kavram. Bazen ajansla saatlerce çalışıp ürettiğiniz bir içeriğin üzerine paylaşılan bir kullanıcı deneyimi videosunun, hitap ettiğiniz kitlenin üzerindeki etkisi çok daha güçlü olabilir. Firma olarak biz burada üzerimize düşen görevi yapıp içerik üretmek isteyen kişilere eğitimler ve ipuçları vererek kendilerini geliştirmeleri konusunda katkıda bulunuyoruz.

Daha kaliteli içerik

Bu sürecin hepimizin algılarını açtığı şüphesiz. Günlük koşturmacanın içinde farkında bile olmadığımız bir çok platform, orkestra, müze, kitap arşivleriyle bu dönemde tanıştık. Aslında bu süreç ile onlar da kendi hedef kitlelerine ulaşmak için farklı metodlar geliştirmeye başladılar. O nedenle bunu, kazan-kazan olarak değerlendirmekte fayda var. Online hiçbir zaman gerçeğin yerine tutmayacaktır, bir orkestrayı canlı dinlediğinizde içinizde uyanan o coşku, bir konserde şarkıya eşlik etmek, bir müzeyi gezip kendine has ambiyansına şahit olmak bambaşka bir deneyim. Ama bu konularla ilgili içerikler, bizde merak uyandırmaya devam edecek ve bunu deneyimlememiz için bizi tetikleyecektir. Bu süreç, ötelediğimiz ve zaman ayıramadığımız birçok konunun farkına vardığımız ve bazen bunun için pişman olduğumuz bir zaman oldu. O nedenle herkesin daha kaliteli içerik beklentisine gireceği inancındayım.

Canon ile evden çekimler devam etti

Canon olarak biz bu dönemde tüketicilerimize ilham verecek içerikler paylaştık. #EvimdenÇekimler etiketiyle takipçilerimizin evden çıkmadan paylaşabileceği içerikleri bizimle paylaşmasına destek olduk, onlara daha yaratıcı kareler için ipuçları verdik. #EvimdenÇekimler hashtagiyle yaptığımız ve UGC’yi teşvik ettiğimiz iletişimlere istinaden kısa sürede bu hashtag altında binlerce paylaşım yapıldı. Oldukça revaçta olan challenge’lar ile meydan okuyarak yarışmalar, engaging story aksiyonları aldık. Ayrıca özel ışık teknikleriyle ilgili takipçilerimizin kendilerini geliştirecekleri özel bir seri video üretip paylaştık. Sektörün önde gelen fotoğraf ve video ustalarıyla takipçilerimizi haftada iki kez canlı yayınlarda buluşturduk. Kurumsal tarafta da yaptığımız webinar ve eğitim içerikleriyle bu süreçte de iş ortaklarımıza destek olmak ve onların kendilerini ve işlerini geliştirmeye katkıda bulunmak önceliğimiz oldu.

Burçin Civan
Kurumsal ve Pazarlama İletişimi Müdürü, Canon Eurasia

Bu yazı, ilk olarak Campaign Türkiye’nin 99. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.