“Tüketici gündemi her gün, hızla değişiyor”

Ipsos’tan Özlem Bulut Sönmezyalçın, koronavirüs salgını nedeniyle kendimizi izole ettiğimiz bu günlerde değişen davranışlarımızı, bu davranışlarımızın sosyal medyada tükettiğimiz ve hatta oluşturduğumuz içeriklere nasıl yansıdığını anlatıyor.

Sosyal medya hayatımızda hep olduğundan daha önemli bugünlerde. İzole hayatımız ile sosyal yaşantımız arasındaki tek bağ da sosyal medya. Normal şartlarda çoğumuz için haber almak veya eğlenceli vakit geçirmek için kullanılan ana kaynak, sosyalleşmek için artık tek araç. Akıllı mobil cihazlar bir nevi yanı başımızdaki aktivite merkezi, kısaca evin ve evde geçen hayatın tam ortasındalar.

Gündemde ne var, bak sosyal medyaya. Televizyondan sonra yeni haberler için en fazla başvurulan kaynak. Canım sıkıldı, ne yapsam? Dijial platformlar aktiviteler, canlı yayınlarla dolu. Nasıl ekmek yaparım, tarif var mı? Herkes senin gibi düşünüyor, bu konuda rekor arama ve paylaşımlar var. #Evdekal ama hareketsiz kalma, haydi spor videolarıyla egzersize.

Sosyal medyada bu döneme özel olarak üretilen içerikler de sayıca çok fazla, COVID-19 hakkında haftada on milyonlarca içerik paylaşılıyor. Bu içerikler öncelikle kaygı duygusu etrafında oluşmaya başladı. Ekonomik ve ticari durum, sağlık önlemleri, vaka sayıları sosyal medya üzerinden paylaşılmaya ve tartışılmaya başlandı. Bu

trende sağlık ve devlet otoriteleri de dahil oldu ve duyuruları daha geniş kitlelere ulaştırabilmek için sosyal medya platformları üzerinden gerçekleştirmeye başladılar.

Sürdürülmesi güç ve oldukça yıpratıcı olan bu global kaygı teması yerini kısa süre içinde çözüm önerilerine, oradan da birlik ve beraberlik temasına bıraktı. Sosyal medya hala haber almanın ana kaynaklarından biri olarak görülse de artık aynı zamanda hem yerel hem de global dayanışmanın bir merkezi.

  • Süreci atlatmak için uyulması gereken öneriler sosyal medyada. Takip ettiğiniz çoğu bireysel hesap da artık canlı yayınlar ile bilgi paylaşıyor, deneyim aktarıyor ve hatta size dayanma gücü veriyor.
  • İhtiyaç sahiplerine ulaşmanın yolu sosyal medyada. Facebook’ta apartman, site, mahalle grupları kuruluyor, yaşlılara, evcil hayvanlara, sağlık çalışanlarına destek sağlanıyor.
  • Moralimizi toparlamamızı sağlayan hem fonksiyonel hem duygusal içerikler yine sosyal medyada. İsterseniz bir tiyatro grubunun temsillerini izleyebilir, dünyaca ünlü bir tenoru dinleyebilirsiniz.

Uzun süredir kullanmakta olduğumuz mevcut teknolojilerin daha geniş kitlelere ulaşması, bir nevi sınırlarının zorlanması, tüm dünyanın sosyal medya üzerinden samimi bir ilişki içerisinde olmasını sağladı. Herkes birbirinin evinin içinde. 4-8-12 hatta 50-100 kişilik videolu görüşmeler ile ayakta kalmaya çalışıyor; çoluk, çocuk, evcil hayvan demeden herkesi canlı yayının bir parçası haline getiriyoruz.

Dinleme Zamanı
İşte bireylerin hayatındaki çoğu şey bu dijital platformlara taşınmışken, onları anlamak için sosyal dinleme çalışmaları yapmak, bir yönlendirme olmadan, bir konu veya zaman sınırı olmadan sadece dijital platformlarda söylenenleri, paylaşılanlar izlemek, içinde bulunduğumuz izole yaşama ayna tutmak gibi.

Biz de Ipsos olarak Sosyal Dinleme yöntemlerimizi kullanarak Mart ayı süresince dijital dünyada tüketicilerin içtenlikle paylaştığı içerikleri takip ettik ve içinde bulunduğumuz kriz döneminin öne çıkan temalarını inceledik.

Paylaşımlarımz gösteriyor ki bir yandan salgın ile başetmeye çalışırken bir yandan her gün birçok ilginç keşif yapıyoruz. Evin içindeki gündemimiz aslında çok yoğun: temizlik, yemek yapma, spor, uzaktan eğitim, uzaktan çalışma, gibi çok fazla unsur barındırıyor. Ev temizliği hali hazırda önemli ve günlük yaşamın parçası olan bir konu olmasına rağmen artık “dezenfekte etme yöntemleri” ve kişisel hijyen hiç olmadığı kadar ön planda.

Evde kalmak bazıları için aynı zamanda mutfakta kalmak demek. Bu dönemde tüm ailenin 3 öğün yemek yemesi, mümkünse ara öğünlerin de keyifli geçmesi, aileyi oyalaması hedefleniyor. Bu zorlu görevi başarı ile yerine getiren deneyimli- deneyimsiz tüm amatör aşçılar, fırıncılar, pastacılar elde edilen sonuçtan haklı bir gurur duyuyor. Özellikle evden çalışma şansı olmayan kitle için el emeği, göz nuru yemekler morali ayakta tutmanın önemli birer unsuru.

Spor yapmak, spor salonlarına gitmek, yoga, pilates, meditasyon son yıllarda sağlıklı yaşam çatısı altında yaygınlaşan trendler arasında. Evlere kapanmış olmak ise bu durumu engellemek yerine daha da pekiştiriyor. Spor salonuna gidemiyoruz belki ama spor salonunu eve getiriyoruz. Sosyal medya hem bu servisi sunan spor eğitmenleri için, hem de evde geçirdiği verimli vakti paylaşmak isteyenler için muhteşem bir araç. Soyunma odasındaki sohbetler artık daha geniş kitlelerle yapılıyor.

Bu dönemde dikkat çeken bir başka konu ise tüketici gündeminin salgının ve alınan önlemlerin durumunun da sürekli güncellenmesine paralel olarak, normale göre daha da hızlı değişiyor olması. Örneğin, çalışmamızı gerçekleştirdiğimiz Mart ayı içerisinde inanılmaz bir hızla popüler olan evde ekmek yapma becerisi popülerliğini korusa da artık ‘yeni’ bir kabiliyet değil. Hemen herkesin mutlaka denemiş olduğu, en azından nasıl yapıldığını öğrendiği bu beceri ile ilgili paylaşımlar yerini yavaş yavaş karbonhidrat bakımından daha sağlıklı tariflere veya ekmek yapmanın bir önceki/üst aşaması olan evde maya yapmak ile ilgili paylaşımlara bırakmaya başladı bile.

Bizler araştırmacılar, pazarlama ve satış sorumluları olarak bireylerin hayatını, tüketicinin gündemini, dertlerini sürekli olarak takip etmek, anlamak zorundayız. Bunu mümkünse birkaç kanaldan yapmak ve bilgimizi hem zengin hem güncel tutmak zorundayız.

Sosyal medyayı sadece tüketicilerimize ürünümüzü-hizmetimizi hatırlatmak için değil onlarla yakınlaşmak, birlikte üretmek hatta daha önemlisi bizim markamız aracılığı ile onların birbiriyle ilişki kurması, birbiriyle buluşarak dayanışması için kullanmak önemli.

Markamızı öne çıkaran mesajlar yerine faydalı bilgileri veren, tavsiyeler sunan, ya da en sade haliyle bizi eğlendirebilen mesajlarla, kısaca bu dönemde bize destek olan mesajlar içeren içerikler paylaşılmalı.

Tüketicinin hayatına sağlanan rasyonel fayda, onu değerli hissettirecek çabayı göstermiş olmak gerekiyor.

Marka değeri için bu korku ortamında empati ve doğru tonda iletişim ile yakınlığı korumak önemli. Bu dönemden güçlü bir şekilde çıkmak için markalar kendileri ile ilgili olumlu anılar yaratmak, kuvvetli pozitif çağrışımlara sahip olmak için çalışmalı. Bunu yaparken markanın özgün değerleri, kimliği ve konumlandırmasına sadık kalmak, sahici olmak şart.

Biz gündemi, insanı anlayacağız ki markamızın tüketici ile kurduğu bağı değerlendirelim. Uygun ve doğru kanallarla doğru mesajları doğru iletişim tonu ile iletelim. Bu nedenle marka ve döneme dair ihtiyaçlar, sadece sosyal medya değil, birçok farklı kaynaktan sürekli takip edilmeli, herkes için yeni olan bu dönemin nabzı tutulmalı.

Özlem Bulut Sönmezyalçın
Brand Health Tracking & Social Intelligence Analytics Service Lines Leader, Ipsos

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye 98. sayısında yayımlanmıştır.

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.