TETKİD ile etkinlik endüstrisine yeni bir soluk geliyor

Türkiye MICE sektörünün tüm bileşenlerini bir araya getirmeyi hedefleyen Türkiye Etkinlik, Toplantı ve Kongre Sektörü Yöneticileri Derneği’nin yönetim kurulunun üyeleriyle görüştük.

TETKİD ile etkinlik endüstrisine yeni bir soluk geliyor
Bora Aksoylu, Nazlı Berberoğlu, Gökçe Dayı, Volkan Ataman, Yusuf Kemal Kunter

Ekim ayında lansmanı gerçekleşen ve MICE sektörüne yön vermek amacıyla kurulan TETKİD’in Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Ataman, Yönetim kurulu Üyesi ve Eğitim Başkanı Bora Aksoylu, Yönetim Kurulu Üyesi Gökçe Dayı, Yönetim Kurulu Üyesi ve Araştırma & Ölçümleme Başkanı Nazlı Berberoğlu ve Değerler, regülasyon ve satın alma kriterleri Komitesi Başkanı Yusuf Kemal Kunter ile derneğin kurulma amacından, hedeflerinden ve Türkiye’deki MICE sektöründen bahsettik.

Kamer Yılmaz: İsterseniz öncelikle TETKİD’in hedefleri ve kurulma amacından bahsedelim.

Volkan Ataman: Dernek olarak amacımız birlik olmak, MICE endüstrisinin hizmet satın alma kriterlerinin çıkarılması, sektörün yasasının ortaya çıkması, etik bir rekabetin olmasının sağlanması, araştırmalara başlanması. Türkiye’de MICE endüstrisi ne kadarlık bir pazar, yılda kaç tane etkinlik yapılıyor, kaçı uluslararası, kaç kişi çalışıyor gibi rakamları da bilmek lazım. Eğitim tarafında da ciddi hedeflerimiz var ve bütün bunlara ek olarak da yeşil etkinlikler hedefliyoruz. Şu anda yeşil etkinlikler dünyada çok popüler, Türkiye’de pek yok ama dünyanın daha sürdürülebilir olması için buna da önem vermek gerekir. Ve bu tip etkinliklerin zorunlu hale gelmesini de hedefliyoruz. Bunun yanı sıra uluslararası kongre ve etkinliklerin Türkiye’ye getirilmesini hedefliyoruz.

 

Kamer Yılmaz: Peki neden markalar ilk defa bu kadar ciddi bir şekilde örgütlenmeye gerek duydular?

Nazlı Berberoğlu: Benim gözlemim eskiden TV ve daha geleneksel mecralar ön plandayken, dijitalin de gelişmesiyle aslında etkinlik ve sponsorluk da ciddi birer mecra haline geldiler. Artık etkinlikler pazarlama mecrası olarak daha da önem kazanmaya başladılar Türkiye’de.

Gökçe Dayı: Aslında dijitalin ve sosyal medyanın yükselişiyle beraber bu taraftaki boşluğun da farkına varıldı. Çünkü “tamam, biz işin bu tarafını yapıyoruz ama aynı zamanda deneyim de yaratmamız gerekiyor” denilmeye başlandı. Her şey çok dijitalde ve sosyal medyada kaldı. O yüzden etkinlik yeniden önem kazanırken dengeler de yine değişmeye başladı. Dijital ve sosyal medyada ciddi gelişmeler yaşanıyor, kimse de zaten bunu önlemek istemiyor. Ama altında bir tecrübe yaratılmadığı sürece de çok havada kalıyor.

Bora Aksoylu: Ben biraz pazarlama gözüyle bunu yorumlamak istiyorum: Sosyal medyadan ya da dijitalden ulaştığınız kişiye belli kriterlerden ulaşıyorsunuz. Belli kriterlerde bilgi sahibi oluyorsunuz; ama o kişi markayla dokunabileceği şekilde bir tecrübe yaşadığı zaman o kişiyle ilgili daha fazla bilgiye sahip olup daha sonra ona yeniden farklı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz. Bu da sizi aslında big data’ya götürüyor. Ülkedeki etkinliklerin ya da benzer şeylerin fazlalaşması bizim de böyle bir şey kurarken çok daha hevesli olmamıza neden oldu.

TETKİD ile etkinlik endüstrisine yeni bir soluk geliyor

Kamer Yılmaz: Dünyada bu sektöre yaklaşımı dernek bazında nasıl yorumluyorsunuz?

Volkan Ataman: Dünyada bu sektörde dernekler var. Bu derneklerin Türkiye bölümleri de var tabii, ama bizim burada yaptığımız; bir ülkenin, dev bir sektörün bir araya getirilmesinin sağlanması, sektörün önünün açılması, sürdürülebilir olmasının sağlanması. Bütün paydaşların kazanabileceği büyük bir yapıdan bahsediyoruz ve aslında bunun bir örneği daha dünyada yok.

 

Kamer Yılmaz: Sürdürülebilir olmasını nasıl hedefliyorsunuz?

Volkan Ataman: Bu işin önce standartlarını çıkarmak gerekiyor. MICE endüstrisi dediğimiz çok geniş bir endüstri, burada oteller de var, kongre merkezleri de var, kongre organizatörleri, sahne, ışık, dekor, her şey var… Bu işin kurallarını koymak lazım, rekabeti dengelemek gerekiyor. Bunları sağlarsak da sektör zaten sürdürülebilir olur. Örneğin rekabet çok önemli; bugün bir etkinlik ajansı çıkıp “kredi kartına 10 taksitle etkinlik yapayım” diyorsa burada bir sorun var demektir. Bunların yanında derneğin üye yapısından da bahsedersek: Derneğin iki tip üye yapısı var. Yönetim kurulu sadece kurumsal şirketlerden oluşuyor; kurumsal üyelerimiz yanında MICE Club var. MICE Club’ta da MICE endüstrisindeki belli standartlarda hizmet sunan şirketleri üye olarak alacağız. Ve hep beraber çalışıyor olacağız.

Nazlı Berberoğlu: Derneğin sürdürülebilirliği açısından bakarsak da burada bizim ilk hedefimiz mümkün olduğu kadar fazla markayı bu işin içine dahil edebilmek. Çünkü ne kadar çok beyin buna kafa yorarsa o kadar çok sahiplenilir ve gelişebilir.

 

Kamer Yılmaz: Aslında işin ölçümleme tarafı da oldukça önemli. Dijital bu konuda hep çok iddialı oldu, geçen yıl da radyo yeni ölçümleme sistemiyle reklam verenler için cazip bir hale gelmeye çalıştı. Siz bu konuda neler yapmayı planlıyorsunuz?

Nazlı Berberoğlu: Bence bütün mecraları farklı alanlara uzanan ve dolduran unsurlar olarak görmek lazım. Yani siz bir etkinlik yaparsınız oraya 10 kişi çağırırsınız, ama onu online yayınlarsınız, dijitali entegre edersiniz 10 milyon kişiye o ulaşırsınız. Aslında etkinliğin önem kazanmasının bir nedeni de dijitalin onu desteklemesi. Dolayısıyla mecraları birbirine rakip gibi görmek yerine bütünleyici olarak görmek lazım. Herkes etkinliği yapalım, başarılı olsun, sonrasına bakarız şeklinde yaklaşıyor. Ama aslında arkasına ne kadar fazla ölçümleme koyulursa -şu an radyo sektörünün yaptığı gibi- o kadar çok yatırım gelir. Biz bu alanda çalışmalarımızı başlatacağız. Hedefimiz; bu kadar çok marka bir araya gelmişken araştırma şirketleri ile çalışıp aslında sektörün ortak olarak uyguladığı bir parametre belirlemek. İkinci bir amacımız da sektördeki sayılar üzerine. Mesela geçen sene müzik alanında ne kadar etkinlik yapıldı, ne kadar hacimli bir etkinlik yapılmış gibi bilgilerde sayılar değişkenlik gösteriyor. Biz aslında bunu açıklayan tek mecra olmayı hedefliyoruz. Veya farklı ihtiyaçlar olduğunda bizimle konuşulsun, biz sektörü örgütleyelim istiyoruz.

 

Kamer Yılmaz: Özellikle son yıllarda global bazlı etkinliklerde bir azalma görüyoruz. Bu konuda neler yapılabilir?

Nazlı Berberoğlu: Gerçekten 5-6 yıl öncesine baktığımızda bütün sanatçıların geçiş rotası üstündeydi Türkiye. Asya’ya veya Orta Doğu’ya gitmeden önce mutlaka konser için burada da duruyorlardı. Maalesef bu dönemde bunu kaybetmiş olduk. Biz ne kadar yatırım çekebilirsek o kadar çok etkinlikler artacak ve tekrar bu rotaya girebilme şansımız olacak. Çünkü limitli de olsa yapılan etkinliklere baktığınız zaman hepsi çok dolu. Aslında izleyici ile ilgili bir sıkıntı yok burada; izleyici dışarıya çıkmak, gezmek, eğlenmek istiyor. Dolayısıyla onları hareketlendirmek istiyoruz. Bunu da arkasına data koyarak yapabilirsek markaların destekleyeceğini görüyoruz.

Yusuf Kemal Kunter: Hiçbir pazarlama yapan firmanın global ya da lokal fark etmez bütçesi ya da satış hedefleri düşmedi. Ama etkinlikler düştü. Ve bir de buna ek olarak ekinlikler küçüldü.

 

Kamer Yılmaz: Peki bunun nedeni ne olabilir? Aslında küçük ama etkili etkinlikler hep yapılıyordu ama son zamanlarda daha da çok rastlamaya başladık. Sadece 30 kişiye sadece 100 kişiye gibi sınırlar görüyoruz.

Nazlı Berberoğlu: Küçük etkinlik aslında bir trend; müzik alanında bile bu trendi şöyle görüyoruz: İnsanlar artık mass sanatçılar dinlemek yerine kendi keşfettikleri, “ufak olsun ama benim olsun”, “bak ben ilk keşfettim” dedikleri deneyimler peşindeler. Bu moda alanında da böyle; kişiselleştirilebilen ayakkabı yapabiliyor olmak gibi… Etkinlikte de böyle bir arayış var. Büyük etkinlik yapamamaktan ziyade tüketicinin ilgisiyle de ilgili bir şey.

Bora Aksoylu: Çok fazla kişiye yaptığın bir etkinlikle, az kişiye yaptığın bir etkinlikle birine dokunma gücün çok farklı. Marka o kişilerin dokunulmuş halleriyle dışarıda konuşmalarını istiyor.

Gökçe Dayı: Artık tüketici de değişti; jenerasyon değişti, tüketim şekilleri değişti. Şu an bambaşka bir kitle var haliyle her şey çok farklılaşmaya başladı.

 

Bu yazı ilk olarak Campaign Türkiye Kasım 2017 sayısında yayımlandı.

 

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.